• VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show

GIYGIDININ SESİ

Aktif .

 
 
 
Başbakan Davutoğlu bu günlerde gittiği toplantılarda hep Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerimizi sayıp methedip duruyor. 
Mardin’i, Hakkari’yi, Van’ı, Bitlis’i, Bingöl’ü, Batman’ı ve diğerlerini, tarihleriyle, kültürleriyle öyle şahane güzellemelerle süsleyerek anlattı ki, ağzımız sulandı.
Önceki gün de AKP gurup toplantısında uzun uzun Diyarbakır'ı andı. 
Diyarbakır biziz, biz Diyarbakır’ız, dedi. Diyarbakır’da Türk Bayrağı da, AKP Bayrağı da dalgalanacak, dedi.
Kendi kendime hayrola, dedim!
Eniştem beni neden öpüyor acaba?
Yoksa bu şehirlerimize bir şeyler mi oluyor?
"Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek" diye bir atasözümüz var ya. Hiç yeri ve konusu yokken münasebetsiz bir mevzu ortaya atmanız ve böylece birilerine pas vermiş olmanız anlamına gelmektedir. Yoksa Sayın Davutoğlu bilmeden bunu mu yaptı?
Ya da, bu şehirler çoktan eşeğin aklına değil de ağzına düşmüş karpuz kabukları mıdır?
Son Kobani bahanesiyle ayaklanma provaları sebebiyle, çok sayıda vatandaşımızın hunharca katledilmesi, dövülmesi, yaralanması, binlerce işyerinin, okulun, kamu binasının yakılıp yıkılması, araçların tahrip edilmesi, bayrakların indirilip yakılması bir tesadüf müdür? Ortada fol yok, yumurta yok iken birden bire mi olmuştur? Yoksa öteden beri gelen bir altyapı süreci mi vardır?
10 yıl önce, bugünkü Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın:
-Amerika Birleşik Devletlerinin bir Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi var. (BOP) Bu projede Türkiye Cumhuriyeti’nin bir görevi var. Biz bu projenin eşbaşkanlarından biriyiz! Diyarbakır bu projenin merkezi olabilir! Diyarbakır bir yıldız olabilir. Biz bunun için Diyarbakır'a özel önem veriyoruz!
 Dediği tarihte, başta Milli Görüş camiası olduğu halde, duyarlı çevreler ayağa kalkmış, bunun ne anlama geldiğini sorgulamıştı. Ama yandaş medya bu tepkileri büyük bir ustalıkla (!) kapatmasını bilmiş, alkış tufanları ile kahramanlar ortaya çıkarmıştı. 
Daha sonra ABD’de yapılan toplantılarda bugün Sayın Davutoğlu’nun saydığı Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki illerimizi “Kürdistan” sınırları içinde gösteren BOP etiketli o rezil haritayı bizim heyetin gözlerinin içine soktukları haberleri geldiğinde, yine yandaş medya gurupları bunun kocaman bir yalan olduğunu söyleyerek, güya tepkileri bastırmışlardı. Milli Görüş camiası ve Saadet Partisi yetkilileri ise kıskançlık suçlamaları, destek vereceği yerde falancalarla bir olup bu güzide hükümetimizi ve usta başbakanımızı yıpratmaya çalışmak ithamları ile suçlanmış susturulmaya çalışılmıştı. 
Bugün o olayı hatıralarında yazan bir emekli generalimiz , bu vahim olayın doğru olduğunu yazıyor. Millet yavaş yavaş bir takım sesler duymaya başladı. 
2003 yılından itibaren başlatılan modern Haçlı seferleri ile bu güne kadar 10-12 tane İslam Ülkesi’nin sınırları; cebren, milyonlarca Müslüman’ı katlederek, çatlatılıp, patlatılmış, o günkü Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Eşbaşkan” olduğu BOP, hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Nasıl ve kimlerin başlattığı hala anlaşılamayan Oslo görüşmelerinin devamında, nasıl, nelerin kimlere verileceği, karşılığında nelerin alınacağı, bırakın milleti Genel Kurmay Başkanı’ndan bile gizlenerek, çözüm süreci gibi cazip bir etiket ile başlatılmış, güya terör örgütü silahlarıyla birlikte ülkemizi terk etmişti. Ama baktığımızda o bölgede güvenlik güçlerimizin eli kolu bağlanmış, terör örgütü; bayrak indirme, denetim yapma, devlet görevlisi tayin etme, mahkeme kurma gibi “bağımsızlık” hatırlatıcı uygulamalar yapmaya kalkışmışlardı.  
O rezil haritada gösterildiği gibi, sınırları değiştirilecek ülke sırası acaba Türkiye’ye mi geldi de, bu ayaklanma provaları proje sahiplerince tezgahlandı.
Bugün karpuz kabuğu eşeklerin aklına düşürülmüş değil, zaten ağzında imiş de, Sayın Davutoğlu bu illerimizin isimlerini sayarak, bayrak ve biz vurguları yaparak bunu mu kurtarmaya çalışıyor?
Millet yavaş yavaş bazı şeyleri duymaya mı başladı yoksa?
Fıkrayı hatırlar mısınız?
Gecenin bir yarısında, mahalle bakkalının kilitlerini demir testere ile kesmeye başlayan hırsızlara saf bir vatandaş sormuş:
-Siz burada ne yapıyorsunuz?
-Gıygıdı çalıyoruz, görmüyor musun baba!
-İyi de, bu gıygıdının sesi hiç çıkmıyor evlatlar!
-Sabahleyin dinle baba, nasıl ses çıkardığını görürsün?
Saf vatandaş bu gıygıdıcıları takdir ederek uzaklaşırken:
-Aferin evlatlar! Ellerinize sağlık! Çok ustaca çalıyorsunuz!
Diye de teşvik etmiş.
Ey Millet!
Bu fıkrayı hatırlayın! 
Sokağa bir kulak verin!
Gıygıdı seslerini duymaya başladınız mı?
 
(Not: Gıygıdı kemanın yöresel adıdır.)
 
EY DAVUTOĞLU!
 
Dicle kenarındadır sürün,
Bugün sensin koyun çobanı!
İslam Birliği ilacı sürün,
Patlatın artık bu rezil çıbanı!..
 
Ekrem Şama