HARF İNKILABI VE FACİALAR

“Osmanlı Türkçesi Dersi” geçen haftanın gündem maddelerinden biri idi.

Bu konu Türkiye’nin önündeki ağır gündem maddelerinin değiştirilmesi için ortaya atıldı, iddiaları da var. Ama biz fikirlerimizi açıklamak durumundayız..

Her alfabe değişikliği, ya da harf devrimi dendiğinde bizim tüylerimiz diken diken olur.

Harf devrimi denen olayın Sarıkamış hezimetinin sebeplerinden biri olduğunu duymuş muydunuz? 

Bugünkü gençlik harf devrimi denince, 1928 tarihinde Atatürk’ün yapmış olduğu harf devrimini hatırlar. Aslında o bir ilk değildir. Başka harf devrimleri de vardır. Bunlardan birini ele alacağız. Bu devrimden 14 yıl önce yapılmış olan ve facialara sebep olan bir harf devrimi… 

Yıl 1914… 

Maceracı İttihat ve Terakki iktidarının Osmanlı Devleti’ne tam hakim olduğu bir yıl. Birinci dünya savaşının ayak sesleri duyuluyor. İktidar içinde de bir tartışma vardır: 

“Osmanlı’nın kullanmakta olduğu İslam Alfabesi’nin değiştirilmesi…”

Çeşitli görüşler vardır. Doğrudan Latin Alfabesi’ne geçilmesi gerektiğini savunanların yanında, kullanılmakta olan alfabeden Latin Alfabesi’ne geçiş için ara bir alfabenin uygulanmasını savunanlar… 

İkinci görüş ağır basmış olmalı ki, esaslı bir hazırlık bile yapılmadan, tüm orduya bir genelgeyle harf devriminin yapıldığı, yeni alfabe ve yazım kurallarının şöyle şöyle olacağı ve aksine hareket edenlerin şu kadar cezaya çarptırılacağı emredildi. Emredilen yeni alfabe şu yenilikleri getiriyordu: 

Emirle dikte edilen bu alfabede, öteden beri kullanılmakta olan harfler kullanılmaya devam edilecek. Ancak hareke kullanılmayacaktır. Bunun yerine e sesi vermek için elif, i sesi vermek için ya ve ü sesi vermek için vav kullanılacaktır. Harfler hiçbir şekilde birleştirilmeyecektir. Her harf müstakil olarak yazılacaktır. Tıpkı latin harfleri ile yazar gibi. Buna da “Hurufu Munfasıla” veya “Hattı Cedit” bazılarına göre de “Enver Paşa Alfabesi” denildi. İddia edildiğine göre, bu yeni yazı şeklini Enver Paşa bizzat kendisi icat etmiştir.

Bir anda her şey karmakarışık oldu. Harıl harıl savaşa hazırlanan ve 2 ay bile geçmeden birinci dünya savaşına girecek olan orduda tam bir karmaşa yaşanmaya başladı. Çünkü, istihbarat raporlarından tutun da, iaşe emirlerine kadar, günlük harekat emirlerinden tutun da, hukuk metinlerine kadar, her şey bu esasa göre yazılacaktı. Eski yazı şekli zinhar kullanılmayacaktı. 

Doğuda 3.Ordu’da görev yapan Yarbay Şerif (İlden) Bey’in de hatıralarında yazdığı gibi, yeni alfabeyle yazılmış bir sayfalık bir metini çözmek ve anlayabilmek için ciltlerce metin yazmak ve çalışmak gerekiyordu. Bu da saatleri hatta günleri alıyordu. 

Bir istihbarat raporu almışsınız ve bu çok acildir. Ne yazdığını anlayabilmek ve hemen gereğini yazışmalara geçirmek icap ediyor. Ama bunu çözmek bile saatler alıyor. Belki diğer yazışmalarda vakit kaybı önemli olmayabilir ama, bu günün diliyle “İvedi” “Çok İvedi” “Yıldırım” “Harekat Yıldırım” işaretini taşıyan acil yazışmalarda büyük faciaların doğmasına sebep olmuştur. Çünkü istihbarat bir ordunun olmazsa olmazıdır. İstihbaratı yavaşlatıcı hareketler ise facialara sebep olabilir. Hele ki fiilen bir savaş söz konusu ise.

Sebep olmuştur da… 

İşte facialardan bazıları: 

Birinci dünya savaşlarının ilk muharebeleri Ruslara karşı Erzurum Köprüköy ve Azap muharebeleridir. Bundan tam 100 yıl önce, Kasım ve Aralık 1914 de bu muharebelerde ordumuz galip gelmiştir, Ruslar püskürtülmek üzeredir. İstihbaratın yavaşlamış veya kesilmiş olması sebebiyle hezimete uğradığımız zannedilmiş ve gece tipide geri çekilme emri verilmiştir. Tipi sebebiyle yollarını kaybeden askerlerimiz firari muamelesi görmüş ve bir çoğu kurşuna dizilerek cezalandırılmıştır. Kazandığımız muharebeler kaybedilmiştir. 

Aynı anlarda Rus Çarı kendi askerlerine moral vermek için bu cepheyi ziyarete gelmektedir. Geliş esnasında geceleyin bölgede bulunan müfrezelerimizin avucuna düştüğü halde, neyin ne olduğu anlaşılamadığından elini kolunu sallaya sallaya yoluna devam etmesine müsaade edilmiş oldu. Halbuki ele geçirilseydi, belki 1.Dünya savaşının kaderi bile değişebilirdi. 

Sarıkamış Harekatı’nda tüm olumsuz şartlara rağmen Enver Paşa’nın verdiği emir gereği, düşmanın arkasını çevirmek için dağları aşmaya çalışan birliklerimiz, istihbarat zayıflığı sebebiyle birbirleriyle savaşa tutuşmuşlardır. 4 saat süren çarpışma neticesinde binlerce askerimiz şehit olmuştur. 

Yine istihbarat eksikliğinden dolayı, o tarihteki Erzurum, Körüköy yakınlarında bulunan Rus birliklerinin gerçek gücü anlaşılamamıştır. Rusların bu bölgedeki birliklerinin daha kalabalık ve silah olarak da daha güçlü olduğu zannedilmiştir. Doğru istihbarat bilgileri alınabilseydi, belki de Sarıkamış Harekatı’na lüzum görülmez, cepheden doğrudan yapılacak bir taarruzla Rus ordusu mağlup edilebilirdi. Ya da bu taarruz birkaç ay geciktirilerek, 80-90 bin askerimizin donarak şehit olmasıyla sonuçlanan o büyük facia ordumuza yaşatılmazdı. Benzer olumsuzlukların diğer cephelerde de yaşanmış olduğundan şüphe etmemek gerekir.

Neyse ki bu hevesten vazgeçilmiş, kısa süre sonra sebep olduğu facialar görülmüş, alfabe yeniden eski şekline getirilmiş yanlışlık bu şekilde düzeltilmiştir. 

Böylece İttihatçıların lideri Enver Paşa tarafından, ham bir hevesle orduya cebren uygulatmaya kalkışılan altyapısız bir harf devriminin sebep olduğu facialardan sadece bir iki tanesini hatırlattık. 

1928 yılındaki Harf Devrimi’nin de altyapısız dikte ettirildiği ve bütün bir milletin okur yazarlık oranının bir anda sıfıra indirildiği biliniyor. Böylece yüz yıllarca birikmiş olan kültürümüzle, milletimizin irtibatı kesilmiş, arşivler ve kütüphaneler bir anda devre dışına çıkarılmıştı. Bunun menfi sonuçlarının hiç olmazsa okullara konulacak Osmanlı Türkçesi dersleri ile bir nebze bile olsa telafi edilmesi, aslında çok geç kalınmış bir mecburiyettir.

Altyapısı oluşturulmadan girişilecek her bir yeniliğin benzer facialara sebep olacağını hiç unutmamak gerekir. Her zaman emir demiri kesemeyebilir. Hazırlık ve zamanlama çok önemlidir. 

Bir işi doğru yaparsanız semere alırsınız. Baştaki yanlışlık, beklediğiniz semereyi yok ettiği gibi, zincirleme yanlışlıkların da sebebi olur.

 

SEMERE

 

Almak istiyor iseniz,

Bir seyahatten semere;

Düz binin, eşek sırtına

Doğru konulmuş semere...

 

Ekrem Şama  

TOP