• VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show
  • VTEM Image Show

BAŞBAKANLIĞIN İSRAİL'E DESTEK AÇIKLAMASI

Aktif .

 
 
AKP iktidarının İsrail zulmü karşısında sadece bağırıp çağırarak tepki vermiş gözüküp zevahiri kurtarmaya çalıştığını anlamayan kalmadı. 
Arka planda ise bir çok şekilde zalim İsrail’e destek vermiş olduğuna dair bilgi ve belgeler ortalığa saçıldı. Bundan çok rahatsız olmuş olmalılar ki kamuoyuna bir açıklama yayınladılar. Alelacele yapılan bu açıklama, İsrail’e destek iddialarını zahirde yalanlıyor. Lakin şeytanı ayrıntıya kaydırıp gizlemeye çalışmışlar. Mızrağı çuvala sığdıramamışlar.
Devlet çarkının nasıl dönderildiğini iyi bilenler bunu uzun uzun uzun deşifre edebilirler. Biz küçük bir köşe yazısına sığdırabildiğimiz kadar birkaç tanesinin üstünü açalım.
İşte bazı iddialar ve ayrıntıya kaydırılmış itiraflar: 
-Türkiye İsrail’e askeri jet yakıtı sağlıyor mu?
-Hayır. Hükümetimiz İsrail’e askeri jet yakıtı satmamıştır.
(Soru İsrail’e jet yakıtı sağlamak. Cevap ise satmak olarak çarpıtılmış. “Satmak” ile “sağlamak” arasında dünya kadar fark var.)
-Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) petrolünü İsrail’e satıyor mu?
-Hayır. Enerji ve petrol alanlarında Türkiye ve İsrail arasında herhangi bir anlaşma veya işbirliği mevcut değildir. Kısıtlı miktardaki Irak petrolü Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara ulaştırılmaktadır. Uluslararası piyasalara arz edilen petrolün satış yetki ve tasarrufu IKBY’ye aittir.
(Cevaba bakın! Demek istiyor ki, “İsrail’e petrolü satan biz değiliz, IKYB’dir.” Başkaları bizim topraklarımızdan akıttıkları petrolü götürüp bizim düşmanımıza, yani İsrail’e satacaklar, bizim hiçbir tasarrufumuz olmayacak! Biz egemen bir devlet değil miyiz? Buna nasıl razı oldunuz?)
-İsrail’le dış ticaretin artması bir tutarsızlık değil midir?
-Hayır. Küresel ekonomideki etki ve rolünü giderek artıran Türkiye’nin, dış ticarette istisnasız her alanda bir atılım içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede İsrail ile olan ticarette de son yıllarda bir artış olduğu bilinmektedir. Fakat bu artışta İsrail’e yönelik olarak hükümetin ve devletin resmi anlaşmalar yoluyla herhangi bir katkısı yoktur. 
(Sanki özel sektörün aldığı ve sattığı mallar devletin denetiminde değilmiş gibi. Çocuk mu kandırıyorsunuz?)
-Kürecik radar üssünden elde edilen istihbarat İsrail’le paylaşılıyor mu? 
-Hayır. NATO füze savunma sistemi ve bunun bir unsuru olan Kürecik’teki radar, NATO üyesi ülkelerin korunmasını amaçlamaktadır. Sistemin NATO üyesi olmayan bir ülkeye koruma sağlaması mümkün olmadığı gibi, radar bilgilerinin İsrail gibi NATO müttefiki olmayan ülkelerle paylaşımı da söz konusu değildir. Bu husus, 2012 Şubat ayında ülkemizi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri tarafından da açık bir biçimde kamuoyuna duyurulmuştur.
(Bu tesisin beyninde bizim askerlerimiz veya teknik personelimiz var mı, yok mu? Bu tesis amacına uygun mu kullanılıyor, yoksa el altından söz konusu bilgileri NATO dışı birilerine veriyor mu? Nasıl emin olabiliyorsunuz? Peygamber düşmanı Rasmussen’in dedikleri ile nasıl amel edersiniz? İsrail’i tam destekleyen ABD yetkililerinin açıklamaları ile kamuoyunu nasıl ikna edersiniz? Hani denetim ve idare bizde olacaktı? Hani bizim irademiz? Çocuk mu kandırıyorsunuz?) 
-İsrail’in OECD üyeliği, Türkiye tarafından teşvik edilip onaylanmış mıdır?
-Hayır. İsrail’in üyeliği, 31 Mayıs 2010 Mavi Marmara saldırısından önce, ülkemizin İsrail’den beklenti ve talepleri kayda geçirilmek suretiyle gerçekleşmiştir. 
(Bu ne yaman çelişkidir? İsrail’den ne talep etmiş ve ne beklemiştiniz de onay vermiştiniz? Sakın kadim dostunuz Amerika istedi diye onaylamış olmayasınız? Beklentileriniz gerçekleşti mi bari? Saldırganlığını önleyebildiniz mi? Çocuk musunuz da bu vaadlere kandınız, onay verdiniz? Yoksa “hayır” kelimesinin anlamı “evet” olarak mı değişti de haberimiz yok!) 
-Başbakan Erdoğan, Yahudi kuruluşlar tarafından verilen Musevi nişanı ve üstün cesaret ödülünü iade etmemesi bir tutarsızlık göstergesi midir?
-Hayır. Başbakan Erdoğan’a tevdi edilen ödül Kasım 2003'te İstanbul’da yabancı bir banka şubesine ve Musevi vatandaşlarımızın ibadetlerini yerine getirdiği iki sinagoga yapılan terör saldırılardan kısa bir süre sonra, Ocak 2004 tarihinde ülkemizin demokratik değerlere bağlılığı ve teröre karşı cesur mücadelesi nedeniyle verilmiştir. Bu tartışmayı, esası itibariyle ülkemizin ve Başbakanımızın ilkeli duruşunun bir teyidi olarak görüyoruz. Bu ödüller, Türkiye-İsrail ilişkilerinin farklı bir mahiyette olduğu dönemde arz edilmiştir.
(İsrail’in kökü teröre dayanıyor. Kuruluşundan önce ve sonra hep terörist metodlara dayanmıştır. Ocak 2004 tarihinde yunmuş yıkanmış bir İsrail mi vardı da ilişkilerimiz “farklı bir mahiyet” arzetmiş ve bu ödülü almıştınız? Terör ile mücadele konusundaki cesareti dolayısıyla Sayın Başbakan’a tevdi edilmiş diyorsunuz. Bu terör dedikleri ülkemizi kemiren terör mü, yoksa ülkelerini kurtarmayı amaçlayan dışradaki Müslümanların mücadelesi mi? Ya da ezik ezik ezilen Filistinli Müslümanlar mı? Neden çarpıtıyorsunuz? O ödülü alırken ne sözler verdiniz? Ne sözler aldınız? Gördünüz ki sizi kandırmışlar, neden geri vermek gibi bir yolu seçmiyorsunuz?)  
Şimdi iktidarın İsrail’e destek verdiği iddiaları çürümüş mü oldu?
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
 
 
KURT VE SÜRÜ
 
Kurtların ortağı,
Sürücüsü ise sürünün;
Siz o sürüdekiler,
Sürüm sürüm sürünün!
 
Ekrem Şama
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.