ERBAKAN\'A SUİKAST

 

Elhamdülillah; Allah Dostu Erbakan kitabımız bir ay önce çıktı.

Bu münasebetle yurt içi ve yurt dışından yoğun talepler üzerine, şu ana kadar “Erbakan Hocamızın Maneviyatı” konulu yaklaşık 20 adet konferans, sohbet, tv ve radyo programı gerçekleştirdik. 

Programlarımızın sonlarında soru cevap fasıllarında en çok bir soru geliyor. O da şudur:

“Siyonizmi en iyi tanımlayan ve içyüzünü dünyaya öğreten iki insandan biri 2.Abdülhamid Han, diğeri de Erbakan Hocamızdır. 2.Abdülhamid Han’a çeşitli suikastlar düzenlendiğini ve bunlardan kurtulduğunu biliyoruz. Acaba Erbakan Hocamıza da herhangi bir şekilde suikast düzenlenmiş midir?”

Bu konuda yapılan açıklamalardan bazıları şunlardır:

Oğuzhan Asiltürk açıkladı: 

“Suikast girişimi konusunda bir bilgim yok. Lakin bütün güçleriyle Hoca’yı siyasi mücadeleden uzaklaştırmak için çok şey yaptılar. Hatta Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın o dönemdeki siyasi işler müsteşarı, sonradan gazetelerde bir takım kimseler de tekrar etti ama, ilk söyleyen odur. Demişti ki: Biz Erbakan’ı gömeceğiz, üstüne de beton dökeceğiz. Bir daha da siyaset yapamayacak!

Konya eski milletvekillerimizden birisinin bir hatırası var. Onu zikretmek gerek. O tarihlerde Konya’daki Amerikan’ın Başkonsolosu ile ahbap olduklarından dolayı, yaklaşan seçimler konusunda konuşurlarken kendisine şunları söylemiş:

 -Sen kendine başka bir parti ara!

O da cevap vermiş:

-Ben bu partide bunların içinde yetişmiş bir insan olmadığım halde, diğer partilerde de bulunduğum halde, başkalarında hiç görmediğim anlayış, takdir ve yakınlıkları, yani kendilerinden biriymişim gibi bana samimi davranışları var. Ben böyle sıcak bir topluluğu başka partilerde görmedim. Ben ayrılmam, ben partimden memnunum!

Diye cevap vermiş. Amerikan Başkonsolosu o zaman demiş ki:

-Biz Erbakan’ı gömeceğiz, üstünü de betonlayacağız! Bir daha da siyaset yaptırmayacağız, ben seni sevdiğim için söylüyorum, sen kendine başka bir parti ara!

O milletvekili bunu bana anlattı, sonra da parti kapatıldı. Ondan sonra davalar, yasaklamalar, yapılanlar ortada. Suikast değil ama, bunlar aynı şeylerin başka bir versiyonu sayılır.”

Bu söylenenler zihnimizde çok çağrışımlar yapıyor. Toprağa gömüp üstüne beton dökme söylemi… 

28 Şubat darbesinden sonra ABD’de Dışişleri Bakanlığı ve Büyükelçilik yapmış bulunan Eric Edelman’ın söyledikleri aynı sözler. AKP kurucularının da aynı mahiyette, hatta tıpatıp aynı olan sözleri… Bu da neyin nereden yönlendirildiğini açıkça göstermektedir. 

Dr. Fatih Erbakan diyor ki:

“Erbakan Hocamıza bir suikast yapılıp yapılmadığı konusunda ben de hep düşünmüşümdür. Siz bir insanın partilerini kapatacaksınız, yok siyasi yasağı koyacaksınız, iftira atacaksınız, mahkemelerde süründüreceksiniz. Kırk sene böyle uğraşacağınıza, bunu öldürürsünüz bir şekilde, elinizde bu kadar imkân var iş biter gider. Yani bence bunu yapmak istemiş olabilirler. Yapamamış olmaları Cenabı Allah’ın büyük bir mucizesidir bence. Çok istediler belki, plan da yaptılar ama, hiç birine Cenabı Allah müsaade etmedi, diye düşünüyorum, Allahu alem. Çünkü o kadar uğraşıp ta, bu kadar bu insan yüzünden sıkıntıya gireceğinize, çok daha az maliyetle, çok daha kestirme yoldan kurtulmanız mümkün iken, neden muvaffak olamadılar? 

Bu hakikaten çok düşünülmesi gereken, Cenabı Allah’ın mucizesi olan bir durum.”

 

Osman Akgün’e sorduk. Şu cevabı verdi:

 “Ben o kanaatteyim ki, bunu yapmayı çok isteseler de muvaffak olamıyorlardı. Güçleri yetmiyordu, ben öyle düşünüyorum. Çünkü Erbakan Hocamız maneviyatı yönünden koruma altındaydı. Mesela o kadar uzun süre hizmetinde bulunmuş olan bendenize böyle bir örgüt veya kötü maksatlı kişiler asla yaklaşamamışlardır. Çünkü biz de Hocamızın manevi koruması altında bulunuyorduk. Bu elbette benim kanaatimdir. İbrahim Titiz Bey de bunlardan birisidir. Bizim Genel Merkez’de çalışan Celalettin İlhan Bey vardı. Onu MİT’çiler aldı götürdü, bize bilgi vereceksin, bilmem ne yapacaksın falan diye. Bize öyle bir şey olmadı. 1979 yılı idi, Ankara’da Demetevler Kültür Merkezi’nde bir sinemada Hocamızın bir programı vardı. Hocam kürsüde konuşuyor, arkadan sinema giriş kapısı arada açılıp kapanıyor. Benim de hiç görevim falan değil. Hocamız dedi ki:

-O kapıyı kapatın kimse girmesin oradan! Gerçi oranın maddi manevi muhafızı vardır!

Dedi. Ben çok manalı olan bu sözü duydum, koşarak gittim, kapıyı kapattım. Kapının dışında program bitene kadar nöbet tuttum. Bence o anda bir girişim söz konusu oldu ve Hocam bunu feraseti ile önledi. 

Bazen ani kararla bize giderken yol değiştirttirirdi. Ama bunu bize hissettirmeden yapardı. Mesela bir gün Ayrancı’dan Balgat’a giderken bana dedi ki:

 -Ya Osman şurada bir otobüs durağı var, geçerken ona bir bakalım.

Allah, Allah! Otobüs durağının neyine bakacak? Biz doğru Ayrancı’dan çıkınca Hava Harp Okulu’nun üstünden geçip gidiyoruz. O, bu sözü ile bize yol değiştirtti. Eski bir yoldan gittik. Bence bu da bir girişimin önlenmesi maksadıyla yapıldı, ama bize hissettirmeden, panik çıkarmadan. 

Yine bir gün biz Cuma namazına gideceğiz, Altınoluk’tan Ayvalık’ın Altınova diye bir beldesi var, o beldeye. Altınoluk’tan çıktık, Cuma ezanları okunuyor. Altınova’da bize 100 km uzakta bir yer. Biz oraya vardık, millet Cuma namazından çıkıyor. Bizim arkadaşlar bana dedi ki:

-Ya hep geç kalıyorsunuz arkadaş! Neden böyle yaparsınız, bak rezil olduk gene!

Ama işin rengi bence başkaydı. Yine bir tertipten kurtulduk diye düşünürüm. Hocam oraya gitmedi, belki adam bekledi bekledi, ümidi kesti çıktı gitti.”

“Allah Dostu Erbakan” kitabımızda Erbakan Hocamızın maneviyatı ile ve bu konu ile de ilgili pek çok hatıra bulacaksınız.

Şöyle bir neticeye varmak mümkündür:

Bir suikast düzenleyerek Erbakan Hocamızdan kurtulmak mümkün iken, acaba bunu neden yapmadılar? Öyle bir kötülük yaparlarsa Erbakan’ın kendisinden kurtulurlardı belki ama, başlattığı Milli Görüş davasının daha hızlı bir şekilde yayılmasından ve kabul görmesinden çekinmiş olabilirler. Onun için buradaki metot, onunla beraber bu davanın açmaza girdiğini ispat ederek sıfırlama metodudur. Davasının hayata tatbik edilemeyecek derecede hayal mahsulü şeyler olduğunu ispat etmeye çalışmak. Bunu başarabilselerdi, kendi açılarından gömüp, üzerine beton dökmelerinden daha iyi bir netice almaları mümkün idi. Ama Allah’a şükürler olsun, dünya kurulalı beri, Hak davaları ortadan kaldırmayı hiçbir kimse ve hiçbir topluluk başaramamıştır. Erbakan’dan sonra da, Erbakan’ın savunduğu Milli Görüş davasını savunacak nice gönül erleri gelecektir. 

Erbakan Hocamız bütün bunlara karşı o insani tecessümü ile yaklaşmış, kimseyi bu tür davranış ve sözlerinden dolayı kırmamış, incitmemiştir. Üstelik kendisine ve davasına karşı yapılan bütün saldırı ve tertipler karşısında Milli Görüşçülere itidal ve sükunet tavsiyesi ile, istenilmeyen olayların meydana gelmesini, netice itibariyle de kan dökülmesini önlemiştir.

Onun vefatının dördüncü yılı dolayısıyla kendisine ve açtığı yoldan giderken Hakk’a kavuşanlara Allah’tan rahmetler niyaz ediyoruz.

 

ULU HAKAN VE ERBAKAN

 

Dün ihanete uğramıştı Ulu Hakan,

Siyonist maşalarını öğren ve tanı;

Bugün de aynısını yaşıyor Erbakan,

Bakın BOP tezgahına koydular vatanı…

 

Sonradan çok aradılar Ulu Hakan’ı,

Osmanlı’yı yıkanları öğren ve tanı;

Yarın iyi anlayacaklar Erbakan’ı

Dünküler gibi terk ederlerken vatanı…

 

Ekrem Şama

TOP