SOSYAL MEDYA SİLAHŞÖRLERİ

 
 
Zararlı mı faydalı mı tartışması ayrı bir konu.
Ama sosyal medya büyük bir gerçek.
Gazetecisi, politikacısı, öğrencisi, öğretmeni, lideri, sıradan vatandaşı, dolandırıcısı, yöneticisi, satıcısı, alıcısı, art niyetlisi, iyi niyetlisi…
Hepsi orada. Ayrı bir alem.
Davası olanın mutlaka kullanması gereken bir saha.
Bize kalırsa gazeteden, hatta televizyondan daha etki bir saha.
Evde, sokakta, otobüste, trende, vapurda, kahvehanede, lokantada, kırda, bayırda!
Genci, yaşlısı, öğrencisi, öğretmeni, kadını, kızı, erkeği!
Hepsinin elinde bir gelişmiş telefon cihazı, gözler odaklanmış, parmaklar şıkır şıkır çalışıyor, yazıyor, çiziyor, alıyor, veriyor! Dünya yıkılsa kimsenin umurunda değil. Bazılarında, dünya ile kalan son bağlantı noktası kulaklar da cihazla kapalı.
Bu devasa alemde siz de derdinizi, davanızı, çözüm önerilerinizi anlatmak zorundasınız. Boş bırakırsanız bu vebalden kurtulmak mümkün olmaz.
Acizane 10 yıldan fazladır o alemde karınca kaderince bulunmaktayız.
Bundan 3 yıl önce sabotaja uğradık, sitelerimizi ve sayfalarımızı kaybettik. Elbette Hakk’ı konuşup yazmamız, çok kişiye ulaşmamız, davamızdan asla taviz vermememiz, etkili birilerinin dikkatinden kaçmamış olmalı ki, bu sabotajı yaptılar.
Yılmadık, yorulmadık.
Yeniden sayfalar açtık, guruplar kurduk, kombine organizasyonlar sayesinde her gün yazdığımız ortalama 5-10 küçük tespit ve makale türü yazılarımızla, şiirlerimizle, videolarımızla, belgesellerimizle, kitaplarımızla, tv sohbetlerimizle, ulaştığımız kişi sayısı 100 bine doğru dayandı. Bunlardan yaklaşık yüzde onu ile birebir etkileşimimiz oluyor. Yorum yazmak, soru cevap yazmak, beğeni tuşuna basmak veya paylaşmak, ya da telefon görüşmeleri gibi ölçülebilecek sayısal araçlarla.
Bir çok tespitimiz var: 
Kültürlü ve bilgili kesim sizi anlıyor, katkıda bulunuyor, ya da seviyeyei koruyarak itiraz ediyor.
Kendi kişisel çabaları ile sosyal medyada faaliyet gösterenlerle de anlaşmak kolay. Keyifli ve verimli fikir alışverişleri yapılabiliyor. Baze konuşmaların ve mesajlaşmaların eni boyu haddini de aşabiliyor.
Bir kısmı da kimliklerini gizleme ihtiyacı duyuyorlar, daha sert, acımasız eleştiriler yapıp hakaretler edebiliyorlar. Bunlardan bir kısmı da, uyduruk isimler altında kendi cinsiyetini değişik göstererek macera arama peşinde, ya da bastırılmış duygularını ortalığa taşırma derdinde olabiliyor.
Yalnız bir kısmı var ki, en çok seçim önceleri… 
Aman Allah’ım! 
Partilerin kurdukları sosyal medya birimlerinin görevlileri olduğu aşikar olarak anlaşılıyor. Partilerine karşı en ufak bir eleştiriye küfürle, hakaretle ve belden aşağı sözlerle karşılık veriyorlar. Belli oluyor ki, bir partinin sosyal medya biriminde para ile çalışan, birikimi çok zayıf, heyecanı çok fazla, böyle yapmakla aldığı parayı hak edebileceğini düşünen tipler. Sosyal medyayı bir silahşör tavrıyla kullanıyorlar. Kesinlikle cevap vermeye gelmezler. Çünkü birikim olmadığından hakaretlerini daha da derinleştirirler.
Saadet Partisi’nin de kurduğu böyle sosyal medya birimleri elbette var. Mesela Genel Merkezin kurdurduğu İSOMDER bunlardan birisi. Yukarıda saydığım gibi taşkınlıklar yapmıyorlar elbette. Ama yeterli aktiviteyi gösterdiklerini söylemek zor. Çünkü sayısal olarak etkileri çok zayıf. Kaliteli yönetici ve takipçileri olursa elbette geliştirmek mümkündür.
Geçtiğimiz hafta bir gaflette bulunduk. Üst üste üç-beş gün, günlük sayısal raporlarımızı yayınladık sayfalarımızda. O gün ulaştığımız kişi sayısı, yaptığımız paylaşım sayısı, bu paylaşımları paylaşanların sayısı, beğeni sayısı, yorum yapanların sayısı… Bu raporlardaki sayılar günlük 50-75 bin arası rakamları işaret ediyordu. Hepsinin de sağlaması ve yeniden hesaplanması mümkün idi.
Tamamen iyi niyetlerle yayınladığımız bu raporların etkilerinin nerelere varacağını akıl edemedik.
Birilerinin dudakları uçuklamış demek ki, yukarıdan, aşağıdan, yandan, yapılan şikayet, baskı ve kaş göz işaretleri ile sayfalarımızın tamamı kapatıldı. İtirazlarımız da dikkate alınmadı. Artık sayfalarımıza asla ulaşamaz duruma geldik. 
100 bin tirajdan sıfıra gelmek gibi birşey.
Kabullenip oturacak değiliz elbette.
Kolları sıvadık, yeniden sayfalar inşa ettik. İsmimizi gören kardeşlerimiz etrafımızda yeniden toplanmaya başladılar. Yeniden kombinasyonlar, guruplar kurmak üzere bugünlerde yoğun faaliyet içindeyiz. Hedefimiz mümkün olan en kısa süre içinde eskisinin de üzerinde bir sayı ile yeniden sesimizi duyurmak. Kendi şahsi sitemiz: www.ekremsama.com, ayrıca Twitter ve Facebook sitelerinde kendi ismimizle yeniden çalışmaya başladık. Şükrolsun şu anda 15 bin sayısını yakalamış durumdayız.
Dememiz odur ki, akıllı bir strateji ile sosyal medyayı kullanmalı, davamızı o sahada da temsil edip, bilhassa yeni kuşaklara ulaşmasını becermeliyiz.
 
 
İNTERNET ALEMİ
 
İnternette mi aradınız çareyi? 
Alın bilgiler size mantık içinde.
Akıllıca uzanıp tutun fareyi;
Bakın işte, şimdi zaman tık içinde...
 
Ekrem Şama
TOP