İSLAM BİRLİĞİ VE HAÇLI SEFERLERİ

Miladi 1090’lı yıllardaki İslam dünyası:

Bağdat’ta bulunan Halifei Müslümin’e rağmen yüz yıldır Mısır’da da bir Halife vardı. Abbasi Halifesi’nin gücü oldukça sınırlı idi. Mısır’daki Halife ise vezirler elinde gücünü kaybetmiş, başkalarından yardım umar haldeydi. 
Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Anadolu’da ve başka yerlerde bulunan Müslümanların devletleri paramparça bir görünüm arzediyorlardı. Birbirleri ile gerek menfaat, gerekse mezhep çatışması içindeydiler. Yani birliklerini iyice kaybetmişlerdi. 
Bu durum Haçlıların iştahını kabarttı. Zamanın papasının tahrik, teşvik ve yönlendirmesi ile 1094 yılında Haçlı Seferleri başladı.
Tıpkı 2001 yılında yine Müslümanların dağınıklığından istifade ile başlatılan bugünkü modern Haçlı seferleri gibi.
Kısa sürede gelişen Haçlı Seferleri, büyük katliamlar ve soygunlar yaparak 1099 yılında Kudüs’ü işgal ettiler. Seller gibi Müslüman kanı aktı. Vahşetler, tecavüzler, katliamlar, yıkımlar… 
Yazarken bile insanın tüylerini ürperten sahneler yaşanmaya başladı.
Müslümanların şaşkınlığı, dağınıklığı, beceriksizliği, basiretsizliği, acizliği 50 yıl kadar devam etti. Bu katliamları durduracak yegane çarenin cihaddan ve İslam Birliğinden geçeceğini kavrayan İmadeddin Zengi, Nureddin Zengi ve Selahaddin Eyyubi her şeylerini ortaya koyarak İslam Birliğini kurmaya çalıştılar. Bayrağı birbirlerinden devralan bu kahramanlar 30 yıllık bir çabadan sonra İslam Birliğini kurmayı başardılar.
Ama ne büyük plan, program, fedakarlıklar ve çabalar ile.
Bu kahramanlar Mekke, Medine dahil bütün Mukaddes şehirleri yakıp yıkmayı amaçlamış olan Haçlılarla mücadele halini devamlı sürdürdükleri sırada, kimi zaman, İslam ülkeleri yetkilileri ile toplantılar yaparak,  kimine nasihat ederek, kimini ayaklarına giderek, kimini kaş göz işareti ile yönlendirerek, mecbur kaldıklarında da kılıç kullanarak 1181 yılında fiilen İslam birliğini kurdular. 
Bu konuda Asrın En Sevgili Sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ömür boyu nasıl çabaladığını hayranlık ve minnet duygularımızla görüyoruz, okuyoruz.
Çok büyük fedakarlıklar sergileyip, cihadın her türlüsünü ömür boyu ifa ederek, sonunda Mısır’da bulunan Paralel Halifeliği ortadan kaldırıp, Bağdat’ta bulunan Abbasi Halifesinin elini güçlendirdi. Böylece fiilen İslam birliği oluşunca da bundan böyle hiçbir Müslüman devletle savaşmamaya yemin etti.
Artık Ali İmran Suresi 103.ncü Ayeti Kerimesinde, Allahımızın emrettiği şekilde, İslam birliği böylece kurulmuş, tefrikalar ortadan kaldırılmış, Müslümanlar Allah’ın yardımına müstahak duruma gelmişlerdi.
Gerisini Selahaddin Eyyubi getirdi. Ortak İslam ordusunu kurarak ve başkumandanlığına kendisi atanarak, insiyatifi ele alarak 1187 yılında Hıttin savaşında Haçlıları perişan etmeyi başarmıştı. Bu Haçlıların belinin kırılması anlamına geliyordu. 
Bundan sonra etrafındaki şehirlerin ve müstahkem mevkilerin bir bir fethedilerek Kudüs kan dökülmeden alınıyor, barış yeniden sağlanıyor, Müslümanlar yeniden düşmanları karşısında ayağa kalkmayı başarıyorlardı.
Burada başarılı bir çalışmayı haber vermek istiyorum.
Milli Gazete yazarlarımızdan Muhtereme Fatma Toksoy hanımefendi, Yazar Cemal Toksoy ile bir kitap kaleme almışlar:
Şarkın En Sevgili Sultanı Selahaddin Eyyubi.
Bir başucu kitabı. Bir solukta okudum desem abartmış olurum. Çünkü bir solukta okunacak kadar küçük bir kitap değil. Büyük boy 450 sayfalık bir kitap. Ciddi bir araştırma sonunda, akıcı bir üslup ile yazılmış, Şule Yayınlarından (Tel: 0212.5282357) geçen ay çıkmış bir kitap. 
Tam da bugünkü modern Haçlı Seferlerinin hızlandığı, bizi de girdaba doğru hızla çekmeye başladığı bu sıkıntılı günlerde okunması ve ibret alınması gereken bir kitap. Uykuları kaçıran bir heyecanla okuduk ve okuyucularımızı da haberdar ediyoruz. Aynı konuda Muhterem Hocamız Prof. Dr.İhsan Süreyya Sırma’nın da mevcut olan kitapları okunabilir.
Biz Müslümanlar olarak bu çalışmaları okumadan, anlamadan, misallerini günümüze taşımadan, bugünümüzün dertlerine çare olacak İslam Birliği’nin fonksiyonunu anlamakta güçlük çekebiliriz.
Bir kere daha teyit ediyoruz ki, 900 küsür sene önce meydana gelen ve bugünküne tıpatıp benzeyen büyük Haçlı Seferlerini, o günkü Müslümanların durumlarını, yapılan mücadeleleri, İslam Birliğini kurma çalışmalarını iyice okuyup öğrenmeden, gereken dersleri çıkarmadan bugünkü badireleri atlatamayız.
Ama ne yazık ki, iktidarı, muhalefeti, basını yayını her şeyi konuşup yazıyorlar, ama asıl çözüm olan İslam Birliğini halen tek olarak Milli Görüşçüler gündeme getirme çabası içindeler.
Bu şu demek oluyor:
Modern Haçlı Seferleri’nin defedilmesinin tek yolu olan İslam Birliği halen gündeme bile getirilmediğine göre, Müslümanların başına Allahımız korusun, daha çok şey gelebilecektir.
Allahım bizlere akıl, fikir, feraset, basiret ihsan eyle!
İçimizdeki beyinsizler yüzünden bize azap eyleme Rabbım!
 
 
 
 
 
 
ÇÖZÜM İSLAM BİRLİĞİ
 
Çalışmıştı, Nureddin, Selahaddin;
Birlik sağlanmış, bitmişti tefrika!
Gerçek çareyi gösterdi Necmeddin;
Yanyana gelsin Asya ve Afrika!
 
Ekrem Şama
TOP