Ekrem Şama Çanakkale Şiirleri,Çanakkale tarihi,çanakkale savaşları,çanakkele savaşı,

Sitemiz Yeniden Tasarlandı

Uzun çalışmalardan sonra sitemiz yepyeni ara yüzüyle yayına girdi.

 

 

 

 

 

 

 
Bulundugunuz Sayfa:Anasayfa
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • green color
  • blue color

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİ ANARKEN HAYKIRIYORUZ!..

2.Abdülhamit Han gibi dünya lideri ve siyaset şampiyonu bir Padişah’ı, siyonistlerin oyununa gelerek kurdukları cunta ile tahttan indirip hapse atan İttihat Terakki Partisi…

İktidarı devralır almaz, tecrübeli siyasetçileri saf dışı eden, orduya el atıp politikalarına alet eden, hemen arkasından da devleti dünya savaşına sokan İttihat Terakki Partisi…  

İttihat Terakki Partisinin maceracı ve teslimiyetçi yöneticilerinin iş başına gelmesini fırsat bilen batılı süper emperyalist devletlerin, Osmanlı’yı yutmak için Çanakkale’ye saldırmaları…

Osmanlı’nın 14 günde ezileceğini ve başta İstanbul olmak üzere tüm  topraklarının kendilerine teslim edileceğini sanan mağrur  haçlı zihniyeti sahibi emperyalistler.
İmanlı bir neslin 1915 yılında yüzbinlerce şehit kanı pahasına kazandığı muhteşem Çanakkale Zaferi.

Devam eden 1.nci Dünya Savaşı’ndan sonra önümüze konulan Sevr haritası.

Tüm vatanımızın emperyalistlerce parsellenip yağma edilmesi demek olan Sevr haritası…

Muhteşem Çanakkale zaferimizden aldığımız moral ve ilhamla Anadolu’da yaktığımız bağımsızlık meşalesi.

Mustafa Kemal’in liderliğinde, Çanakkale’de edindiğimiz tecrübe ile kurduğumuz yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin göndere çekilen bayrağı...

Böylece Sevr haritasının yırtılıp parçalanıp emperyalistlerin suratına fırlatılması…

…Ve bugün:

Batılı emperyalist devletler, başta yurdumuz olmak üzere tüm İslam ülkelerini parçalayıp İsrail’e vilayet yapmak istiyorlar. Bunun için hazırladıkları  “Büyük Ortadoğu Projesi”nin  eş başkanlığını gönüllü  olarak yürütecek kadar teslimiyetçi ve basiretsiz bir iktidarın işbaşında olmasını fırsat sayıp, yeni bir Sevr haritası hazırlamaktadırlar.

Artık gizlemeye bile gerek görmedikleri bu yeni Sevr haritasına göre:

Güneydoğu Anadolu’muzu Siyonist İsrail’e,
Doğu Anadolu’muzu Ermenistan’a,
Karadeniz Bölgemizde, Pontus’u canlandırmaya çalışarak,
İstanbul’umuzda, “Ekümenik Patrikhane” oyunları ile Bizans’ı diriltmeye teşebbüs ederek,
Ege bölgemizi ve Kıbrıs’ı binbir oyun ve tuzakla haçlılara, vermek istiyorlar.

Biz her yıl milyonlarcamız Çanakkale şehitliklerini ziyaret edip Muhteşem Zafer’imizin sırlarını öğrenip özümseyen bir Millet olarak haykırıyor ve diyoruz ki;

Global, evrensel ve küresel gibi kavramların arkasına saklanarak ham hayaller kuran haçlı zihniyeti!

Dün dedelerimiz, Çanakkale Zaferi’mizden aldıkları hız ve moralle, ilk Sevr haritasını nasıl yırtıp parçalamışlarsa,

Yeni imanlı nesil olarak biz de, hazırlanmış veya hazırlanacak olan, güzel yurdumuzun paylaşılması anlamına gelen, yeni Sevr haritalarını parçalayıp hazırlayanların suratına çarpacağız!..

Biz de Seyit Onbaşı’yız, biz de Yahya Çavuş’uz, biz de Bekir Çavuş’uz, biz de Mehmet Çavuş’uz, biz de Mustafa Kemal’iz, biz de Cevat Bey’iz, biz de Selahaddin Adil Bey’iz!...

Biz, Mustafa Kemal’in “Üç dakika sonra şehit olacağını bilen; buna rağmen, dilinde Kuran, Tekbir ve Salavat’la gözünü kırpmadan, gönüllü olarak cennete girmeye hazırlanan bir ruh” olarak tanımladığı Çanakkale Ruhu’nu halen yaşayan ve yaşatan bir nesiliz!

Çalışıyoruz, çabalıyoruz, terliyoruz, inanıyor ve güveniyoruz ki. Allah’ımızın “Nusret”i gene bizimledir!..

Kimse mevcut iktidarın teslimiyetçiliğine ve basiretsizliğine bakıp da yanlış hesap yapmasın!..

Biz buradayız;

Müsterih olun şehitler!
Vatanımızın ve mukaddesatımızın bekçileriyiz!..
Göndere çektiğiniz bayrağımız asla inmeyecek!
Yaktığınız bağımsızlık meşalesi asla sönmeyecek!
Uğruna şehit olduğunuz mukaddeslerimiz asla çiğnenmeyecek!..

Müsterih olun şehitler!

Ruhunuz şad olsun!..

Ekrem Şama

 

LİDERLİK



Ne ezil, ne bükül,
Kan ağlasan da gül,
Büyüdükçe küçül;
Büyürsen buyur sen!
 
 

BİR REKORTMEN MÜCAHİT, SEYİT ONBAŞI

Çanakkale savaşlarında komutanından erine kadar herkes, çok büyük bir gayretle savaşmıştı.

Dost düşman herkes bilir ve ifade eder ki, yaptıkları savaşın bir ‘cihad’ olduğunun şuuru içinde olan Türk Askerleri, ellerinden gelen ve insan olarak yapmaları gereken tüm gayretleri gösteriyorlardı.

Bir İngiliz yazarı 18 Mart 1915 günü yapılan büyük deniz savaşında Türk topçusunun gayretlerini şöyle anlatır:

“Türk askerlerinin yedi saatlik uzun bombardıman sırasındaki tutumları hayranlık uyandırıcıdır. Gelibolu kıyısında, Kilitbahir’deki Türk topçusunu izleyenler, onların önüne geçilmez bir inançla savaştığını, askerler top başına koşarken imamların dua okuduklarını anlatır. Burada görülen, savaşın alışılmış heyecanının da ötesindedir. Türk askerleri bir dini heyacan, kafire karşı savaşmanın getirdiği bir duygunun etkisindedir. Bu nedenle uçuşan şarapnellere ve patlıyan mermilere aldırmaksızın kendilerini ileri atarlar.” (Gelibolu, Alan Moorehead, şubat 2002, Doğan Kitapçılık- sahife 66)

 

REÇEL KUTUSU

Sıcaklar sinekler, ve de düşman ateşi,
Pis bir koku, ölmüş atların kokmuş leşi...
Her gün böyle idi, çekilmiyordu hayat,
Dayanılır mıydı, olmasa maneviyat?
Bir gün akşamleyin, kesilmişti ki ateş;
-Biraz dinlenelim, şimdi gel Ali Kardeş!
-Dinlenmek mi Hasan! Şu ayaklarım pişmiş,
Yırtık postallara, sığmıyor fena şişmiş.
-Benimki de aynı, gel oturalım biraz,
Bak bir arkadaş da, çalmaya başladı saz.
-Hey Türk! Ben var sevmek, sizden olmak yok düşman!
Bizler Gallipoli, sizi vurmak çok pişman!
-Ali, bu gavurcuk, sesi geliyor yine,
Bizi çok severmiş, bakarsan sözlerine...
-Hasan kardeş deme, o da ana kuzusu,
Zorla getirilmiş, yoktur savaş arzusu.
Bak yine hediye, attı bu ne acaba?
-Aaa! Çıkın içinde, biraz sertçe ve kaba.
-Konserve kutusu,
......................-Reçeldir, dün de attı,
Hatırlıyor musun? Yine aynı saattı.
-İşte bak reçelmiş, çok da tatlı aferin,
Biz incir atalım, büyük bir dizin verin.
-Kocaman kutuymuş, hepimize ziyafet,
-Hey gavurcuk, incir! Sana olsun afiyet!
-İşte bak attılar, yeni bir kutu reçel,
Galiba bu bizim, incir için bir bedel.
-Biz de başka bir şey, atalım bir hatıra,
Ne olsun?
................-Sigara?
...........................-Başka,
.................................-Hah, bozuk para...
-Önce şu reçelle, ağzımız bir tatlansın,
Ulan gavurcuk sen, galiba bir aslansın!...
Sözü bitmemişti, ki büyük bir infilak,
Siperin içini, kapladı hep toz toprak...
Hasanın feryadı, yankılandı siperde;
-Ali! Ali! Ali! Ali kardeşim nerde!
Kahpeler! Namertler! Vay zalimler, alçaklar!
Nedir yaptığınız, hangi mertliğe sığar?
Karşıdan koparken, bir kahkaha tufanı,
Mübarek toprağa, düştü Ali’’nin kanı.
Hediye sanmıştı, bombayı koca yiğit,
Vücut parçalanmış, çoktan olmuştu şehit!

Ekrem Şama

 

ÇANAKKALE DİYARINDA



Denize takılan kilit,
Dünyayı kaldıran yiğit,
Alaylar var toptan şehit,
Çanakkale diyarında.

Kahraman şehit çavuşlar,
Şehitliğe uçan kuşlar,
Savaşta yeni buluşlar,
Çanakkale diyarında.

Modern silahlı askerler,
Dersini alan liderler,
Geri kaçarak giderler,
Çanakkale diyarında.

İmandır çelikten engel,
Şehidin üstünde heykel,
Kafatasında şarapnel,
Çanakkale diyarında.

Kızıla boyanan deniz,
Vardır her aileden iz,
Benzerini görmediniz,
Çanakkale diyarında.

Harikaları çok somut,
Sırrı bilinmeyen bulut,
Yeni nesillere umut,
Çanakkale diyarında.

Abdülhamid’’in dehası,
Tabya-batarya sahası,
Göçtü göçecek dahası,
Çanakkale diyarında.

Farzet dibe baktığını,
Denizler demir yığını,
Dedene ver kulağını,
Çanakkale diyarında.

Mermi çarpışmış havada,
Tek yumruk aynı davada,
Şehit var, dağda ovada,
Çanakkale diyarında.

EkremŞama
 
HOŞGELDİN ŞEHİTLER AYI
 
Hareketli, heyecanlı, can sıkan, dişleri gıcırdatan bir yılın ardından gene mart ayı geldi.

İyi ki geldi. İnşaallah gerilen sinirler, sıkılan canlar, bunaltan dertler, bu aylarda birazcık gevşemiş olur da, bizi manevi atmosfere götüren ortam oluşur, rahat bir nefes alırız.

Hiç olmazsa bu ay.

Mart ayının özelliği nedir ki, diyenlere birkaç cümle ile hatırlatmalar yapacağım.

Bir defa maneviyatımızın zirve yaptığı  “Kutlu Doğum Haftası” nın sathı maili mart ayıdır.
İkincisi de şehitler ayı olması.
 

ALKOL TUZAK, UYUŞTURUCU BATAK

Saf yaratıldı dünya, saf yaratıldı beden,
Ey insan sen kirlettin her şeyi, neden neden?
Geldiğin gibi temiz yaşamak mümkün elbet,
Dünyanı kirletmeden yaşamaya gayret et.

Ey insanoğlu, nedir bedenine bu kastın,
Kendine mi, yoksa Yüce Allah’a mı küstün?
Alkol alırsın saf kanını kirletmek için,
Zehir kullanırsın beynini mahvetmek için!

 
O GELİNCE   (KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN)

Kokuşmuş bir dünya, çorakmış çölmüş,
Beyinler bağırlar, batak balçıkmış;
Muhammed Mustafa gelmiş dünyaya,
Gökten nur fışkırmış, yerden bal çıkmış!..

Kara delik, güneş yutarmış gündüz,
Tagutlar dünyayı gölgeliyorken.
Gölgeler nur ile bembeyaz olmuş;
Hakk’a En Sevgili Kul geliyorken.
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 32 / 404

Ana Menü

Anasayfa
Kitaplar
Biyografi
Makale
Şiir
Galeri
Defter
Programlar
İletişim
Videolar
Kitaplar _______________________

Giriş Formu






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Galeri


İşte Afiş


Hücum anı


Edirnekapı'da Bir Çanakkale Şehidi


Şehitler Abidesi


Çanakkale

İstatistikler

Online Ziyaretçi128
Dün En Fazla113
Bu Hafta545
Bu Ay1211
Toplam55056

Anket

Sitemizin Tasarımını Nasıl Buldunuz?
 

SATIN AL

www.kitapyurdu.com'dan satın al

 www.kitapyurdu.com'dan satın al

 www.kitapyurdu.com'dan satın al

Çeviri


Web Stats