BU KİTABI NİÇİN VE NASIL YAZDIK?

Bismillahirrahmanirrahim.
Alemlerin Rabbı Cenabı Allah’a hamd ederiz.
Salat ve selam bütün Peygamber Efendilerimiz ile ailelerinin ve sahabelerinin üzerine olsun.
Osmanlı kültür ve terbiyesi ile yetişmiş soylu bir aile.
Daha doğuştan fevkalade kabiliyet ve zeka ile teçhiz edilmiş bir evlat. İyi bir aile terbiyesi, dini ve dünyevi ilimlerin tahsili, tasavvuf ehli mürşitler elinde işlenmiş nadide bir mücevher. Fevkalade başarılara imza atmış bir şahsiyet. Uzun bir siyaset dönemi, zorluklar, mücadeleler, başarılar…
Erbakan Hocamızdan bahsediyoruz.
Herkesin ilk merak ettiği şey siyasi mücadelesi. Bu konu araştırıldı, irdelendi, yazıldı, çizildi, kitaplaştırıldı, belgeselleştirildi. Elbette yeterlidir, diyemeyiz. Daha da araştırılacak, yeni yeni hatıraları ortaya çıkarılacak. Siyasi mücadelesi gelecek kuşaklara aktarılacak.
Peki Erbakan Hocamız siyasetçi idi, lakin sadece siyasetçi mi idi? Başka yönleri yok muydu?
Elbette vardı.
Siyasete atılmadan önce de, siyasi hayatı boyunca da o bir Allah dostu idi. Bu özelliği dolayısıyla dolu dolu bir hayatı oldu. O bir maneviyat deryası idi. Her hareketinin, her adımının belki ilk bakışta fark edilemeyen bir derinliği vardı. Kur’an ve Hadisi Şeriflerin çoğunu biliyordu. Bilmekle de kalmayıp hayatında tatbik etmenin gayreti içindeydi.
Siyasete girişi bir takım tesadüflere bağlı da değildir. İncelediğimiz zaman onun siyasete girişinin sadece maddi sebeplerle olmadığını, bilakis asıl olarak, devrin manevi şahsiyetlerinin ve kanaat önderlerinin yönlendirmesinin, hatta görevlendirmesinin etken olduğunu anlıyoruz.
Erbakan Hocamızın siyasi hayatının ve makine profesörlüğünün yanında geniş ve derin bir manevi dünyasının da olduğunu görüyoruz. Siyasi hayatı ve mücadeleleri ile makine profesörlüğü konusu, araştırmacılar için nispeten kolay sahalardır. Belgeleri vardır, muhatapları vardır, araştırılsa bu hatıralarına ulaşılır.
Peki, manevi boyutu hakkındaki bilgilere nasıl ulaşacağız?
Vefatının ikinci yıldönümünden sonra birgün, uzun yıllar onun en yakınında bulunmuş olan Osman Akgün kardeşimizle bir beraberliğimiz oldu. Hocamız ve hatıraları hakkında sohbet ettik. O zaman gündeme geldi ki, o manevi hatıraları her hangi bir kaynakta yazılı olarak bulunmaz, belgesi de yoktur. Ancak hayatta olan ve onu yakinen tanımış bulunan şahıslardan öğrenilebilir. İyi ama bu konuları çok iyi bilmesi gerekenlerin bir çoğu rahmeti Rahman’a kavuşmuş, ya da hasta durumdadırlar. Zaman geçiyor, halen hayatta olanlar da bir bir ahrete gidiyorlar.
Erbakan Hocamızın manevi hatıraları ve bu neviden özellikleri de gelecek kuşaklara örnek olacak niteliktedir. Bunların mutlaka tespit edilip ortaya çıkarılması gerekmektedir. Hatta şurası da kesin olarak bilinmelidir ki; Erbakan Hocamızın siyasi ve ilmi sahadaki başarıları bu manevi özelliklerinden kaynaklanmıştır. Bu bilgilere kaynaklık edebilecek insanlar da hızla azaldığına göre, hiç vakit kaybetme lüksümüz yoktu. Bunu bir görev telakki ederek harekete geçtik.
Onun en yakınında ve onlarca yıl boyunca kesintisiz olarak bulunmuş olan Osman Akgün ve İbrahim Titiz kardeşlerimizle oturduk, kimlerden bilgi alabileceğimizi müzakere ettik. Yüzlerce kişinin isimlerini listeledik. İki yıla yakın bir süre beraber çalışma yaptık. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Listemizdeki kişilerden ulaşabildiklerimizle röportajlar yaptık. Bu röportajları kaydettik. Bir taraftan bu kayıtları yazı diline dökerken, diğer taraftan da Türkiye’nin her tarafına yayılmış bulunan listemizdeki kişilerle görüşmeye çalıştık. Aylar, hatta yıllar süren çalışma, onbinlerce kilometrelik yol, yüzlerce saatlik ses kayıtları neticesinde, binlerce sayfa yazı ortaya çıktı. Konuşma diliyle ortaya çıkan bu yazılardan, onun manevi özelliklerini yansıtan bölümleri tek tek çıkarıp, kitap diline çevirip, hazırlamakta olduğumuz kitabın ilgili bölümlerine yazdık. Elbette biz de Erbakan Hocamızın 42 yıllık mücadelesine tanıklık etmiş, kah sempatizan, kah görevli olarak etrafında bulunmuş bir kişiyiz. Çok hatıralarımız ve tanık olduğumuz hadiseler var. Kendi hatıralarımızı da ilgili bölümlere ilave ettik.
Erbakan Hocamızın siyasi hatıralarına mümkün mertebe değinmedik. Ama öyle hatıraları var ki, siyasi ile manevi özellikler iç içe. Bunları da ayırmak mümkün değildi, ayırmadık.
Tespit ettiğimiz bu hatıralara herhangi bir yorum ilave etmeden, konularına göre tasnif edip alt alta sıraladık.
Elbette bu hatıraları anlatan şahısları da tanımak ve tanıtmak icap ediyordu. Ancak onların tüm hayatlarını yazacak olsak, binlerce sayfalık metni yayınlamak durumu hasıl olacaktı. Bu da kitabın hacmini çok kabartacaktı. O zaman ulaşabildiklerimizin fotoğraflarını ve birkaç cümle de olsa, özgeçmişlerini alfabetik sıraya göre yayınlamakla iktifa ettik.
Erbakan Hocamızın bütün manevi özelliklerini ve hatıralarını bulup kitaplaştırdık, diye bir iddiamız yok. Aslında işin içine girdikten sonra gördük ki, bu hatıraları toplama görevi bizi çok aşan, devasa boyutları olan bir görev. Ama madem ki başladık, yarıda bırakamazdık.
Daha nice hatıralarının olduğunu tahmin edebiliyoruz. Belki ileriki baskılarda o hatıraların bir kısmına ulaşma şansımız olabilir. Bunu Allah bilir.
Şunu da ilave etmekte fayda var:
Erbakan Hocamız kendi manevi özelliklerinin büyük bir kısmını kimselere hissettirmemiş ve anlatmamış olabilir. Cenabı Allah ile kendi arasında bir sır olarak ebedi aleme götürmüş olabilir. Bulabildiğimiz hatıralarını toplayınca bu kanaate vardık.
Onun zaman zaman ifade ettiği bir cümlesi var:
“Hiç kimse bizim kerametimize güvenip arkamızdan gelmesin, icraatımıza baksınlar, istikametimize baksınlar, öyle gelsinler!”
Biz de deriz ki, kusursuz, dört dörtlük, her söylediği hikmet, her yaptığı keramet olan bir Erbakan tablosu çizmek niyetinde değiliz. Her insan gibi mutlaka onun da kusurları vardı. Çünkü o bir peygamber değildi. Ama onun istikameti ve icraatları, ortaya çıkan bu hatıraları ile birleşince, bir başka anlam kazanıp, herkese örnek olacak özellikte olduklarını görüyoruz. Erbakan Hocamızın manevi boyutu bilinmeden yaptıklarını tam manasıyla anlamak mümkün değildir.
Erbakan Hocamız ve bütün Allah dostları için şu dua cümlesini ifade ederek sözlerimize son verelim:
Kaddesallahu sırrahümül aziz.
Allah onların aziz sırlarını mübarek eylesin.
Gayret bizden yardım Allah’tan. Ekrem Şama
31.12.2014
 

TOP