BÖLÜM-18 MİLLETİMİZİN SAADET VE SELAMETİ İÇİN...

MİLLETİMİZİN SAADET VE SELAMETİ İÇİN…
Erbakan Hocamız, 1969  Bağımsız Milletvekili adaylığından, 2011 yılında vefatına kadar, gerek salon toplantılarında ve gerekse meydan mitinglerinde, sözlerinin bitiminde katılanlara ellerini kaldırmalarını söyleyip söz alırdı.
Ömer Kızıltan anlatıyor:
“Erbakan Hocam bağımsız olduğu dönemlerde de, o günkü toplantıya katılanlardan muhakkak, yani sonradan parti teşkilatındaki mitinglerde yaptığı kadar değil ama, mutlaka o sağ elinin başparmağını kaldırtarak mutlaka bazı sözler alırdı.”
Peki hangi sözleri alırdı? İşte o sözler:
“Milletimizin Saadet ve Selameti için, Yaşanabilir Bir Türkiye için, Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmak için, Yeni Bir Dünya’yı kurmak için, İslam Birliği’ni tesis için, Hakk’ın hakimiyeti için, Milli Görüş’ün iktidara gelmesi için, bütün gücümle çalışacağıma söz veriyorum!”
Bunun arkasından da:
“Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi! Zafer İnananlarındır ve Zafer yakındır!..”
Diyerek sözlerini tamamlardı.
Şöyle kaba bir hesap yaptığımızda, 42 yıl boyunca Erbakan Hocamıza, Allah’ın da şahitliği dahilinde, her toplantının arkasından ellerini kaldırıp bu sözü verenlerin sayısı onlarca milyona ulaşmış olduğunu tahmin edebiliriz.
Şüphe götürmeyen bir husustur ki, bu insanların bir kısmı açıktan ilan ederek, bir kısmı da ilan etmeksizin bu sözlerinden vazgeçmişlerdi. Önemli bir kısmı da, vazgeçmemiş ama, söz verdiği gibi bütün gücünü de kullanarak çalışmamıştır.
Acaba bu konunun dinimiz açısından neticeleri ne olabilir?
 Muhittin Hamdi Yıldırım diyor ki:
 Bir İslam toplumunda Müslümanların halifesi yok ise, veya vefat etti ise,  Müslümanlar üzerine bil ittifak, Müslümanların toplum işlerini görmek ve onları düşmanlarına karşı savunmak üzere bir lider seçmeleri vacip olur.
 Halifeliğin kaldırılmasından sonra Müslümanlar başsız ve lidersiz kaldı. Bu kitaptaki onlarca kişinin bizzat şahit olup anlattıklarına göre, 1969 yılında Türkiye’de bulunan alimlerin ve kanaat önderlerinin istişare ve seçimi ile, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız Müslümanların siyasi lideri olarak nasb edilmişti. Hocamız Müslümanların lideri olduktan sonra, 2011 yılında vefatına kadar liderliğini sürdürmüştü. Kendisi bütün meydan ve salon mitinglerinde hazır bulunan ve kendisini dinleyenlerden, her defasında ellerini kaldırtarak, Allah’ı da şahit tutarak bazı sözler ve ahidler alırdı.
 Bu sözleri tekrarlayarak, Allah huzurunda, bunları yapacağına dair söz verip de, bu sözden tek taraflı caymanın, ya da çalışacağıma söz veriyorum, deyip de, sözünü yerine getirmemenin İslami hükmünü araştırdık ve şunları bulduk:
 Önce bir defa Erbakan Hocamızın mitinglerde ve toplantılarda kendisini dinleyenlerden, söz istemesi; cihad farzını eda etmek üzere akitleşme ve itaat üzere biat etmek anlamına gelir. Bu konuda: 
a)    İmam-ı Maverdi bu liderliği şöyle tarif ediyor:  “Dini koruma ve Dünyayı din ile idare etmekte peygamberliğe vekâlet etmektir ( El- Ahkamu’s Sultaniye sayfa 5)”
b)    İmam-ul Harameyn şöyle diyor:  “İmamet, tam bir önderlik; Din ve dünya işlerinde özel ve tüzel her Müslüman ile alakası bulunan bir başkanlıktır.”
c)    İmam-ı Nesefi “ Dini emirleri uygulamada bütün ümmetlere vacip olmak üzere Hz. Peygambere vekâlettir.”
d)    İbn-i Haldun: “ Uhrevi maslahatlarla ilgili olan dünyevi maslahatlar konusunda, şer’i esaslara göre tüm insanları sevk ve idare etmektir. Zira dünya işlerinin hepsi Allah katında ahiret maslahatına yöneliktir. Gerçekte imamet-liderlik, dini korumada ve dünyayı din ile idare etmede şeriat sahibine vekâlet etmektir. (Mukaddime sayfa 190)”
Yukarıda belirtilen tarifleri ve liderin varlığının vacipliği üzerinde Müslümanların kahir ekseriyeti icma etmişlerdir. Sadece bu icmadan hariciler ve bir kısım mutezile ayrılmışlardır.
 Bir İslam toplumunun fertleri ile lideri arasındaki sözleşme olan biat şöyle tarif edilir:
“Biatın, itaate dair söz-ahid vermekten ibaret olduğunu bilin. Biat eden kimse, sanki benim işime ve Müslümanlarla alakalı hususlara bakmayı sana havale ettim, bu gibi şeylerde katiyen seninle çekişmeyeceğim, hoşlansam da, hoşlanmasam da emirlerine itaat edeceğim, diye emiri ile sözleşme yapmıştır. ( İbn-i Haldun, Mukaddime – cilt1- sayfa 293)”
Kur’an-ı Kerimde Yüce Mevlamız itaat ve biat konularında; şu Ayeti Kerimelerinde hükümler koymuştur:
“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa- 59)
"Sana bey'at edenler gerçekte Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa (verdiği sözü tutmazsa), kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (Feth-10) 
 Efendimiz (S.A.V) bir Hadisi Şeriflerinde şöyle buyurur: “İtaat, itaatte imtihan (bela ve musibetlere uğramak) da vardır.”
Bu konu ile ilgili yüzlerce Hadisi Şerif ve Sahabeler devri dahil, binlerce yıldır uygulanan tatbikatlar da ortadadır.
Lider, seçildikten sonra şu hallerin birisinin vuku bulması halinde, artık lider kabul edilmez ve itaat gerekmez: 
a)    Liderin İslam’dan vazgeçip küfre girmesi.
b)    Aklını yitirmesi.
c)    Düşmanın eline geçip esir düşmesi ve kurtulamaması.
d)    Görevini yerine getiremeyecek ölçüde organlarını kaybetmesi.
e)    Fasıklığı, zulüm ve bid’atlar sebebiyle adalet vasfının zedelenmesi.
f)    Haramlardan birinin yapılmasını emretmesi.
g)    Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmemeye çalışması.
Bu durumların herhangi birinin vuku bulmasından sonra, Ehl-ül hal vel akd heyetinde bulunanlar, o organizasyonun ileri gelenleri ile de istişare ederek, yeni bir lideri, din ve dünya işlerini yürütmek üzere nasp ederler.
Nasp edilmiş bir lidere söz verdiği şartlar dahilinde biat eden, lakin yukarda sayılan sebepler dışında, sözünden cayan veya tutmayanlar hakkında da Allah ve Resulü’nün bize tebliğ ettiği şu hükümleri hatırlamak gerekir:
    “Benim yapabileceğim sadece Allah’dan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah’a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. (Cin Suresi-23)”
    “ Kim bana itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Her kim benim emirime itaat ederse, şüphesiz bana itaat etmiş olur. Kim emirine (verdiği sözden vaz geçer  başkanına) isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiş olur. ( İbn Mace-Cihad-39)”
Ubade bin Samitten (ra): “Biz Rasulullah’a zor ve kolay günlerimizde işitip itaat edeceğimize, yöneticilerle ( yönetimi ele geçirmek üzere) çekişmeyeceğimize, halkın kınamasından korkmayıp sadece Allah’tan korkacağımıza, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize dair bey’at ettik (Buhari).”
    “ Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize de çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır. Bunlardan birincisi, yol kenarında yeterli suyu bulup ta o sudan yolcuları faydalandırmayan kimse. İkincisi, sırf dünya çıkarı için bir imama biat (itaat sözü veren) edip; Eğer imam kendisine istediklerini verirse biatına vefa gösterip, istediğini elde edemezse biatından dönen kimse. Üçüncüsü ise ikindi namazından sonra birisine bir mal satıp da, Allah adına yemin ederek kendisine o fiyat verilmediği halde, mala şu kadar fiyat verildiğini söyleyip Allah adına yemin eden ve karşısındakini kandıran kimse. ( Buhari-6672)”
 İbni Abbas’tan (ra), Rasulullah (sav) buyurdu ki:
    “Kim emirinden (başkanından) hoşlanmadığı bir husus görürse sabretsin. Çünkü kim cemaatten (teşkilattan) bir karış ayrılırsa, cahiliye ölümü ile ölmüş olur. ( Buhari, Müslim)” 
Şu da kesin olarak bilinmelidir ki; Şuurlu Müslümanlar aynı anda iki kişiye biat edemezler. Eğer gafil bulunup birinciye verdikleri itaat sözünden vazgeçip, ikinci bir kimseye liderlik için biat ederlerse bu durum İslam’da asla kabul edilen bir durum değildir. Bu konuda şu Hadisi Şerifleri hatırlamak yerinde olur:
“ Birinciye ettiğiniz biat’e bağlı kalınız ve onlara haklarını veriniz. Yani emirlerini dinleyiniz. Çünkü Allah onlara da yönettikleri insanların haklarını soracaktır (Buhari ve Müslim).” 
“ Kim bir toplulukta Allah rızası için çalışır da isabet ederse Allah onu kabul eder, yanıldığı zaman onu bağışlar. Kim de tefrika çıkarmaya (ayrı baş çekmeye) çalışıp da isabet etse bile Allah onu kabul etmez. ( Taberani, Mucimul-Kebir)”
“Kim Müslümanların işlerinden bir göreve tayin edilip de, bir kimseyi sadece sevdiği için onların üzerine görevli kılarsa, Allahın laneti onun üzerine olur. ( İmam Ahmet Bin Hanbel’in Müsned)” 
    “ Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü olarak kabul ettiklerinizi de iyi olarak kabul edecek bir takım insanlar geçeceklerdir. Şunu iyi bilin ki, Allah’a baş kaldırana itaat yoktur. (Ahmet Bin Hanbel – İmam Taberani Mucemul-Kebir)” 
Lidere el kaldırıp, sayılan şartlar dahilinde söz verenlerin bu hükümleri iyice öğrenip ona göre bir davranış içine girmeleri gerekir.
Nedim Urhan diyor ki:
Bana göre bu şekilde söz verip de tutmayanlar çok büyük vebal altındadırlar. Zira Hadisi Şerif açıktır, Münafıklığın alametleri şunlardır:
 1-Söylediği zaman yalan söyler.
 2-Vaadettiği zaman vadini yerine getirmez.
 3-Kendisine emanet edilen şeye hıyanetlik eder.
 4-Münakaşa yaptığı zaman, kendini haklı çıkarmak için her türlü hileyi yapar.
Şimdi o sözü verip de yerine getirmeyenler, münafıklık alametleri dairesine girmektedirler. Açık söylüyorum, ben de kaldırdım parmağımı ve söz verdim. Niyetimde dua var:
-Yarabbi, bu sözün iç bünyesindeki mesuliyetlerin üstesinden gelebilme imkânını bana nasip et!
Diye dua ediyordum. Şimdi bu sözü verirken eğer, Erbakan Hoca’yı maddi ve manevi lider olarak kabul ederek bu sözleri vermişsek, ki benim bildiğim kadarıyle öyledir, bu aynı zamanda biat da sayılır. Sözde durmamak, aynı zamanda biatı da bozmak anlamına gelir. Biatı, gerekli şartlar oluşmamasına rağmen tek taraflı bozmanın dinimizdeki hükmü ise çok açıktır.”
Bu kitabın yazarı da diyor ki:
İki yıllık bir çalışma ile yüzlerce kişinin görüşlerine başvurarak bu kitabı yazmaya muvaffak eden Allahıma sonsuz şükürler olsun.
Dünya kurulalıberi Hakk davayı bizlere tebliğ etmek, yaşanmasını sağlamak, başkalarına da yaşatabilmek için malıyla, canıyla cihad edenlerin hepsine ve özellikle Erbakan Hocamıza Hakk Rahmet eylesin. Bizleri de razı olduğu o kulları ile cennetinde buluştursun!
Allahımıza hamd, bütün Peygamberlerine salat ve selam olsun!  

TOP