SAADET’TE GENEL BAŞKANLIK

 
 
Hatası ve günahı olmayan bir Allah kulu bulunabilir mi?
Hiç birimiz peygamber olmadığımıza göre, hatalarımız ve günahlarımız mutlaka vardır.
Milli Görüş camiası olarak hakkımızda da aynı hüküm geçerlidir. İster sıradan bir üye olalım, ister yönetici, denetici, isterse genel başkan olalım. Hata ve günah bizler içindir.
Lakin şunu ayıralım:
Camiamızı temsil noktasında olanların küçük hatalarını büyüterek, doğru ve gerekli olan, ya da hata ve günah olmayan fiillerini çarpıtıp kabahat gibi halka sunarak, insan yıpratma mekanizmaları işletildiğini bilmemiz gerekiyor.
Erbakan Hocamız, herkesin de kabul ettiği gibi “asrın lideri” bir şahsiyet idi. Ona da hatasızdır, günahsızdır diyemeyiz.
Ama onun sağlığında, ona karşı nasıl yıpratma mekanizmaları işletildiğini yaşı müsait olanlar unutabilir mi?
Milli Görüş hareketini başlattığı yıllarda fotomontajlarla, eroin kaçakçılığı isnatları ile, düşük ahlak iftiraları ile nasıl yıpratılmaya çalıştıklarını Allah Dostu Erbakan kitabımızda anlatmaya çalışmıştık.
MSP döneminde ise taktik değiştirdiler:
Efendim bu adamın söylemleri insanları sadece güldürüyor!
Efendim bu adam ciddi değil!
Efendim bu adam komünistlere bastonluk görevi yapıyor!
Efendim bu adam da komünist, ama yeşil renkli komünist!
Efendim bu adam sözüne güvenilmez, sahtekarın biri!
Efendim bu adam diktatör, dediğim dedik biri!
Bu söylemler etkisini göstermiş 48 milletvekilinden 24 tanesi partiden istifa etmişti.
RP döneminde ise bu sefer ağız değiştirdiler:
Bu adamda amma koltuk hırsı var yahu!
Bu adam artık kenara çekilmeli!
Bu adam yapamayacağı şeyleri söylüyor, erken konuşarak ümmeti tehlikeye atıyor!
Bu adamda müspet bir değişim yok. Bunu genel başkanlıktan alalım!
Torun sevmeli torun, ne işi var hala genel başkanlıkta!
Erbakan Hocamızın genel başkanlığında başarıdan başarıya koştuğu parlak belediyecilik ve koalisyon ortaklığı döneminde atılan iftiraları nasıl unutabiliriz?
28 Şubat dönemindeki iftiralar? İmzaladı, davayı sattı, dik duramadı, taviz verdi, şöyle etti, böyle etti iftiraları!
Milli Görüş’e yapılan ihanetler döneminde ise, yaşlılığı, tekerlekli sandalyede iktidar koltuğu hırsı, makama mevkiye doymazlığı iftiraları atılmadı mı!
O vefatına yakın şu cümleyi kullanmak zorunda kalmadı mı?
“Ey millet! Ne olur, Allah rızası için bir kerecik beni siyonistlerden önce siz anlayın! Onlar dediklerimi hemen anlayıp tedbir alıyorlar, siz ise iş işten geçtikten sonra anlayabiliyorsunuz ve dizinizi dövmek zorunda kalıyorsunuz. Ama şunu iyi bilin ki, zaman gelecek beni anlayacak dizinizi dövmek isteyeceksizin, ama dövecek diziniz de kalmayacak!”
Bütün bu yıpratma taktikleri neticesinde vefat ederken oy oranı yüzde kaça düşürülmüştü?
Cenaze merasimi sırasında o muhteşem uğurlamayı görenlerin, yıpratma taktiğini uygulamış olanların nasıl itiraflarda bulunduklarını unuttuk mu?
Bu dava Hakk’ın davasıdır. Erbakan Hocamızı nasıl yıpratmaya çalışmışlarsa, ondan sonra gelen yöneticilerimizin ve genel başkanımızın, gerek hatalarını ve günahlarını sirk aynalarında büyüterek, gerek yaptığı çok büyük icraatlarını çarpıtarak, gerek hakkında yalanlar uydurarak yıpratmaya çalıştıklarını görmedik mi?
Hatasız günahsız birini mi arıyoruz Saadet Partimize Genel Başkan yapmak için?
Bulamayız!
Yıpratılamayacak birini mi arıyoruz?
Bulamayız!
Bir uc örnek vermek istersek:
Diyelim ki, Saadet Partisimizin Genel Başkanı, bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olsun!
Başka icraat ve söylemlerini bir tarafa bırakalım, onları saymaya gerek yok, sadece her olumsuzlukla neticelenen icraatlarında kullandığı “kandırıldım, aldatıldım” itirafları ile yapılacak bir yıpratma kampanyasına kaç ay dayanabilir?
Bu gün onu alkışlayıp yüceltenler, davamıza gelmiş olsa aleyhinde neler yapmazlar hiç düşünmez miyiz?
Netice olarak şunu ifade etmek isteriz:
Biz hatasız, günahsız bir kişi arayışında olamayız, çünkü yoktur!
Bize partimizi en iyi şekilde temsil edecek, samimiyet sahibi, davamızı dünyaya anlatabilecek, kınayanların kınamasına, iftiracıların iftiralarına aldırmadan, en büyük özveri ile çalışacak, işinden, aşından, eşinden fazla bu davayı önemseyecek, hata ve günahlardan mümkün mertebe sakınacak, dışlayıcı değil birleştirici icraatlara ve söylemlere imza atacak bir genel başkan gerek.
Erbakan Hocamızı bile 42 sene boyunca iftira ve yıpratma kampanyalarının hedefi yapanlar, seçeceğimiz genel başkanımıza “ne iyi ettin de seçildin!” demeyeceklerdir. 
Kimseden keramet beklentimiz olmamalı. 
Efendim, falanca Genel Başkan olursa şıp diye iktidara geliriz, söylemlerini bir tarafa bırakarak, çalışmaya, koşmaya, terlemeye cihad etmeye talip olmalıyız. 
 
ÖLÇÜ HAK OLMAZSA
 
Sahte şimşekler çaktırıp,
Tahttakini tahta çıkarırlar!
Halkı cambaza baktırıp,
Tahtaları tahta çıkarırlar!
 
Ekrem Şama
TOP