NASIL BİR GENEL BAŞKAN?

 
 
Nasip olursa Saadet Partililer olarak 30 Ekim 2016 günü Büyük Kongremizi aktdedeceğiz.
Genel Başkanlık ve diğer Genel Merkez organlarımızın seçimi var. Şimdiden hayırlı uğurlu olmasını temenni etmekteyiz.
Herkesin merakla beklediği soru şu?
Nasıl bir Genel Başkan seçeceğiz?
Bu konuda tecrübelerimizle birikmiş olan bilgilerimizi sıralamaya çalışalım:
İlki şu:
Biz günahsız ve hatasız bir Genel Başkan arayışında olamayız. Çünkü böyle bir kişi yoktur. Hepimizde hata, günah, kusur bulunabilir. Hatasız kul olmaz! Peygamberler müstesna. Ama artık bir peygamber gelmeyeceğini biliyoruz.
İkincisi:
Bir Hak davanın Genel Başkanlığını yürütecek bir kişiyi seçmeye çalışacağız. Adı üstünde Hak dava! 
Bütün batıllar birleşip bu davanın genel başkanına, yöneticilerine, mensuplarına, ilkelerine her vesile ile, haklı veya haksız, yalan veya gerçek ayırımı yapmadan saldıracaklardır. Yıpratmanın gayretinde olacaklardır. Hiç birisi, “hoşgeldin” veya “iyi ki geldin” ya da “Saadet Partisi’ni en iyi sen temsil edersin!” demeyeceklerdir.
Yaşı müsait olanlar hatırlarlar. Bu batıllar Hak davayı temsil eden Milli Görüş’ün Kurucusu, Lideri ve Genel Başkanı olan Erbakan Hocamıza karşı az mı yıpratma, iftira ve karalama kampanyaları yürüttüler? Daha bağımsızlar hareketi ve Milli Nizam döneminde yapılan iftira ve karalama kampanyalarını yazsak kitaplara sığmaz. Temiz ailesine, namusuna ve yaşantısına az mı saldırdılar?  Bunların bir kısmını ALLAH DOSTU ERBAKAN kitabımızda aktarmaya çalıştık.
Milli Selamet Partisi döneminde bu sefer biraz değişik taktik güderek, yalancılığı, sahtekarlığı, hafif kişiliği, göz boyamacığılı, yeşil komünistliği gibi iftiraları dillendirip, “Başka Genel Başkan mı bulamıyorsunuz da, devamlı bu adamı seçiyorsunuz?” tarzı salvo atışları yapmadılar mı?
Refah Partisi döneminde ise artık yaşlandığı, kenara çekilmesi gerektiği, edebi aşan tabirlerle az mı dillendirildi. İçeride ve dışarıda koltuğu sallananlar, ya da ikbal peşinde hırsını öne çıkaranlar, 28 Şubat döneminde az mı iftira attılar? Onu ve davasını alt edebilmek için kim kimlerle nasıl kirli pazarlıklara girdiler unuttuk mu?
Sonraki dönemlerde de, bu yaşta koltuk hırsı, hala bir yerde bir makam kapabilme hevesi, tekerlekli sandalyede bile makam vevki aşkı, gibi adice iftiralar en yüksek perdeden dillendirilmedi mi? Bütün bu iftira ve karalama kampanyaları neticesinde Rahmeti Rahman’a ulaştığında oy oranı yüzde ikilere, üçlere çekilmiş değil miydi?
Erbakah Hocamızı bile yıpratma konusunda maharetlerini sergileyen bu rezil iftiracılar, seçeceğimiz Genel Başkan’a karşı kampanyalar yapmayacaklarını nasıl düşünebiliriz?
Yıpratılacak bir özelliği bulunmayan bir Genel Başkan arayışı, gerçekçi olabilir mi?
Fazilet ve Saadet Partilerinde yıllarca Genel Başkanlık yapmış bulunan Recai Kutan gibi bir değeri yıpratmak için “çantacı” ya da “alkollü içki kullandı” ya da, “Siyonistlerle sarmaş dolaş oldu” iftiralarını dillendirmediler mi?
Üçüncüsü:
Adeta hokus fokus metodu kullanarak kısa sürede bizi iktidar yapma mahareti sergileyecek birinin arayıuşında da olamayız. Çünkü bu dava Hakk davadır, çile ister, azim ister, gayret ister, sabır ister, cihad ister. Bu gayretleri göstermeden kısa sürede iktidar beklentisi oluşturacak birini inandırıcı bulup da seçemeyiz. Çünkü bu asla gerçekçi değildir. 
O halde:
Kınayanların kınamasına bakmadan, iftiracıların iftiralarına bakmadan, karalayıcıların karalamamlarına bakmadan, Hakk’ın rızasının dışında kimseye veya makama yaranma kaygısı bulunmayan, sabırla, ısrarla, inatla çalışacak, işini eşini maişetini ikinci planda kabul edecek, bizi bir arada tutarak çalışmaya sevkedecek, yaşantısı ile bizi yüzünün akı ile temsil edebilecek, bizden birini seçeceğiz. Zaten istişareler de bunun için yapılmaktadır.
Bu kongreden de yenilenmiş, bilenmiş, çelikleşmiş olarak çıkıp, doğru olan formüllerimizi kapı kapı, şahıs şahıs anlatmaya devam edeceğiz. 
Devam edeceğiz ki, Allahımıza vereceğimiz hesabımız kolay olsun. 
Allahımız hakkımızda hayırlı olanı nasip etsin!
Amin!
 
DOKTOR YASAK
 
Azgın köpeklerle dolu ortalık,
Taşlarsa ya yere bağlı, ya saklı,
Kol gezer bu kadar salgın hastalık
İlaçlar kilitli, doktor yasaklı...
 
Ekrem Şama

 

TOP