İKTİDARIN YENİ YÖN ARAYIŞLARI

 

 
Konuşmalar çok güzel, ama eylem bir türlü gerçekleşmiyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını kasdediyoruz.
Yine çok değerli bir konuşma yaptı geçen gün.
İSEDAK İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nde Müslüman ülkelerin temsilcilerine yaptığı konuşmayı kasdediyoruz.
Şu paragrafa hangi Milli Görüşçü imza atmaz:
“Dünya siyasetini meşgul eden krizlerin tamamı İslam ülkelerinde yaşanıyor. Müslümanlar dünyanın yükünü omuzlarında taşıyor. Suriyeli çocuklar, Filistinli mazlumlar acı sonuçlarla yüzleşiyor. Gelin artık tavrımızı ortak belirleyelim, sömürülen ülkeler olmaktan çıkalım. Afrikalı kardeşlerim kendileri anlatıyordu, Avrupa'nın nasıl sömürdüğünü. Hala devam mı etsinler? Gelin artık buralarda kendi geleceğimizi kendimiz belirleyelim!”
Ne kadar hoş sözler değil mi?
Bu ifadeler şu anlama gelmiyor mu?
İslam ülkeleri olarak bir araya gelelim. Kendi zenginlik kaynaklarımızı kendimiz kullanalım. Sömürgeci Amerika ve Avrupa’nın bizi sömürmesine izin vermeyelim. Kaynaklarımızı başkalarının yağmalamasına seyirci kalmayalım. Bütün İslam ülkelerinde kendi geleceğimizi kendimiz hür iradelerimizle belirleyelim. Aramızda birbirlerimizle çatışmak yerine güç birliği yapalım. 
Bu da İslam Birliği değil midir?
Milli Görüş’ün, Rahmetli Erbakan Hocamızın ağzından ifadesini bulan:
“Savaş değil, barış; çatışma değil, diyalog; çifte standart değil, adalet; sömürü değil, samimi işbirliği; üstün görme değil, eşitlik: baskı ve tahakküm değil, insan hakları ve demokrasi”
Söylemlerinin başka şekilde ifadesi değil mi?
Bu “İslam Birliği” demek değil midir? 
Sayın Cumhurbaşkanımızın sözleri devam ediyor: 
“Dışımızda alınan kararlar çifte standarttır. Her geçen gün Müslümanlara yönelik saldırılar artıyor. Camilerimizi yakıyorlar. Müslüman kardeşlerimizin üzerine saldırıyorlar. Tüm bunlar Avrupa'da batıda oluyor. Artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerekiyor. Daha fazla tahammül edemeyiz. Çünkü biz tepkimizi ortaya koymazsak bu tavrın sahipleri daha fazla cesaret bulacaktır.”
Bu sözler Milli Görüşçülerin, İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı, İslam ortak savunma paktı, İslam Ekonomik İşbirliği ifadelerine tıpatıp benzemiyor mu?
Sayın Cumhurbaşkanımız devam ediyor:
“Sürekli faizsiz faizsiz konuşuyoruz da, uluslararası döviz baskısından nasıl kurtulacağız? Bunun adımlarını atmakta fayda görüyorum. Katılımcı finans anlayışının, altın paraya endeksli bir adımın atılmasını doğru buluyorum. 2015'te küresel İslami finans büyüklüğü arttı. Gelin paraları altına dönüştürelim. Altınla ifade edelim. Finans sektöründe katılımcı finans anlayışının para biriminde altına endeksli bir adımın atılmasının çok daha isabetli olacağı inancındayım.”
Erbakan Hocamız ne diyordu:
“İslam Ortak Para birimi.” 
Aynı gerekliliğin bir başka şekilde ifadesi değil mi bu sözler?
2004 yılında Müslüman Ülkeler Cidde Ekonomik Formu’ndaki:
“İslam ortak pazarını faydalı bulmuyorum, gerekli de bulmuyorum. Paranın dini imanı, milliyeti olmaz. Kuracağınız birlikteliklerde bundan böyle dini veya milliyeti esas almayınız, çünkü dünya artık küreseldir.”
Mealindeki konuşmayı yapan Recep Tayyip Erdoğan nerede, yukarıdaki konuşmayı yapan T.C Cumhurbaşkanı nerede?
İşin aslına bakarsak, Sayın Cumhurbaşkanımız Milli Görüş’ün söylem ve hedeflerine çoktan gelmiş gözüküyor! 
Lakin sıkıntı bu dediklerini hayata geçirmek için fiili hiç bir adımı atamayışındadır.
Bu söylemleri yaparken, İslam Birliği yönüne doğru tek bir adım atmak yerine Şanghay, manghay diye başka yönlere doğru yürümektedir. Yani hala doğru yöne yönelmiş değil. Sadece söylemleri bunları ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler için, “Dünya beşten büyüktür” söylemini alkışlamayan var mı?
Ama Allah için söyleyin, bu ifade ettiği düsturu hayata geçirmek için tek bir adım attı mı?
Yazık ki, ne yazık ki söylem başka, eylem başka!..
Bu da asla ve kata Müslümanların derdine deva olamıyor!
Akparti’nin kuruluşundan sonra girdikleri ilk seçimlerde, “Biz de Milli Görüşçüyüz. Erbakan Hocamızın taktiği ile bu partiyi kurduk ve seçimlere giriyoruz, Erbakan’ı cumhurbaşkanı yapacağız!” gibi kandırmaca bir politika ile iktidar olmuşlardı.
Şimdi ise yine söylemleri Milli Görüş’e döndü ama, eylemlerde bir değişme görünmüyor. Bu yeni bir politika mıdır acep? 
En baştaki politikalarının değişik bir versiyonu olabilir mi?
 
 
YÖNLERİN KILAVUZU
 
Kuzey; ayı, doğu; çekik göz,
Güney; kivi, avakado, muz,
Merkez; kubbe, kule, minare,
Batı; meyhane, şarap, domuz...
 
Ekrem Şama
 

 

TOP