İSRAF, İSRAF, İNSAF!..

 

 
İktidarın eski gözdesi Bülent Arınç demişti ki:
“İsrafı azaltabilsek, devlet olarak vergi toplamaya bile gerek kalmaz.”
Sayın Cumhurbaşkanı da geçen gün gıda ve diğer israflardan bahsederken şöyle birşey demişti:
“Bir ailede 2-3 tane araba var. Bunun adı israf ekonomisidir.”
Gerçi her ikisi de bu söylediklerinden kısa süre önce, tam tersi tezleri savunur, takip ettikleri ekonomik kalkınma programlarının sonucu olarak bu tür yaşam tarzının gelişmişlik göstergesi olduğunu söylerlerdi. Ama biz bu son değerlendirmelerini esas alarak konu ile ilgili görüşlerimizi kısaca yazacağız.
Halkımızın bilinçsizce yaptığı devasa şahsi israfları bu yazımızın konusu değil. Biz kamu israflarını öne çıkaracağız. Hem de en büyüklerinden bir iki kalemi.
Herkesin gözü önünde o kadar israf kalemleri var ki, insan bu kadar israflara “insaf” diya feveran eder.
Büyükşehirlerde bilhassa dikine yapılaşmalar ile inşa edilen eciş beciş konut tipleri!.. Kim için yapılıyor? Elbette Anadolu’dan köylerdeki ve kentlerdeki evlerini terk edip, büyük şehirlere gelmekte olanlar için. Anadolu’daki boş kalan konutları bir hesap edin, israfın büyüklüğünü anlarsınız!
Belediyelerin israfları!..
Aman Allah’ım, her sene değiştirilen kaldırım taşları, tretuvarlar, boyalar, badanalar! Gösteriş yapıları. Makam araçları, bunların akaryakıt giderleri, sürücü ücretleri!.. İsraf, israf, israf!
Türkiye’nin gitgide büyüyen cari açığını herkes bilir. Yani ihracatımız ithalatı karşılamak şöyle dursun, açık miktarı da gitgide artmaktadır. İthalat kalemlerine baktığımızda bunların büyük bir kısmının lüks tüketim maddelerine ayrıldığı görülür. Yani zaruri olmayan, gösteriş veya fuzuli tüketim maddeleri. Devlet bu cari açığı kapatabilmek için de her sene dışarıya döviz olarak borçlanır. Borçlanma o kadar büyümüş ki, devlet bu borçların faizlerini karşılamak için sanayi ve kritik hizmet tesislerini özelleştirme adı altında satıp paraya çevirmek zorunda kalmaktadır. Şimdi bunu kestirme ifade edersek; devlet üretim tesislerini satarak lüks tüketime harcamak durumunda kalmaktadır. Bu rezaleti israf kelimesi ile bile açıklamak dış gıcırdatmamıza sebep olmaktadır. Buna israftan öte insaf demek gerekmektedir. Şu cümleleri kurmak yanlış sayılmaz:
Küçük ve mutlu bir azınlığın lüks yaşama ihtirasına kamunun mevcut sanayi ve hizmet tesisleri peşkeş çekilmektedir.
Çok önemli bir israf kalemi daha vardır. Devletin yanlış politikaları yüzünden tarım ve hayvancılık sektörlerindeki kaynak israfı. Türkiye’yi ve dünyanın belli başlı büyüklükteki ülkelerinin çoğunu besleyebilecek verimlilikte ve genişlikteki tarım arazilerimiz, devletin yanlış istihdam ve kalkınma politikaları yüzünden göç etmek zorunda kalan sahipleri tarafından boş bırakılmaktadır. Anadolu’nun tahıl ambarı olması gereken arazilerimizin boş tutulması, en büyük kaynak israf kalemlerinden birisidir.
Üstüne üstlük bu arazileri ekerek ülkemize kaynak sağlamak konumunda olan milyonlarca emek sahibi insanımız, büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır. Bunların çok büyük bir bölümü işsizler ordusunda kayıtlıdır. Demek oluyor ki bu kadar emek, tarım sektöründen alınarak ve de yeni iş sahası sağlanmayarak emek israfı yapılmaktadır.
Kamunun inşaat politikası, makam araçları, lojman politikaları, sağda solda çok da zaruri olmayan beton ve hafriyat politikaları, bünyelerinde çok fazla israfı barındırmaktadır.
Bu ve benzeri israf kalemlerine bir de şahısların israfları eklenirse, galiba Bülent Arınç söylediği o sözü ile doğruları ifade etmiş olduğuna kanaat getirmek zorunda kalıyoruz:
“İsrafı azaltabilsek, devlet olarak vergi toplamaya bile gerek kalmaz.”
Bu konuları tefekkür ettiğimizde ister istemez şu sonuca varıyoruz:
İnsanların ihtirasları olmasa, israf etmeme hasleti başta kamu olmak üzere herkeste bulunsa, bu dünyadaki Allah’ın nimetleri bütün kullara yeter de artar bile. Aç veya açıkta kimse kalmaz.
Bizim de temel problemlerimizden birisi ve belki de en büyüğü bu israf ve ihtiras hastalığıdır. 
  
 
BÖYLE KANUNLAR:
 
İktisatçıların kanunu:
Kaynaklar kıttır, ihtiyaçlar sınırsız...
İlahiyatçıların tespiti:
Kalbiniz boşsa, siz öyle sanırsınız... 
İşin doğrusu:
Sonsuz nimetler, biz insanoğluna has,
Sınırsız olan, insandaki ihtiras...
 
Ekrem Şama

TOP