BAŞKANLIK VE BAĞIMSIZLIK

 
 
Çok ağır gündemleri yaşıyoruz. 
Vahşi terör saldırıları, şehitlerimiz, İslam coğrafyasındaki katliamlar, boşaltılan şehirler, Haçlı ve Siyonist oyunları, sınır ötesi operasyonlarımız!..
Bunların yanında bir de başkanlık için yapılan yoğun çalışmalar, temaslar, taslaklar, mutabakatlar...
Birazcık fikir yürütünce görüyoruz ki bu gündemler birbirinden bağımsız değil. Aksine hepsi birbirine bağlı.
Şu “başkanlık” konusunda birazcık fikir yürütelim mi?
İktidarın seçim vaatlerinin başında yeni bir anayasa vardı. Şimdi bu vaatleri tamamen değişmiş gözüküyor. Yeni anayasa bir tarafa bırakılmış, başkanlık rejimi için hazırlanan ve mevcut anayasayı kıyısından kenarından değiştirmek gibi bir şekle bürünmüş.
Başkanlık iyidir ya da kötüdür değerlendirmesine girmeyeceğiz. Türkiye’nin yaşadığı ağır gündem maddeleri ile ilişkisini gündeme taşımaya çalışacağız.
Düşünüyoruz da:
Başkanlık getirildiğinde, Türkiye şu anda bağımsız bir devlet olarak, kullanması gerektiği halde kullanamadığı hür iradesini kullanır duruma dönüşebilecek mi?
Başkanlık geldiğinde, şu anda üslerimizi kullanıp, ülkemizi bölmek isteyen teröristlere ve terör örgütlerine, silah ve mühimmat dahil her türlü desteği sağlayan Amerika’nın, üslerimizden ve ülkemizden çıkarılması için irade kullanılabilecek mi? 
Başkanlık getirildiğinde, ortağı olduğumuz NATO’nun, Türkiye ve İslam düşmanlığına dayalı karar ve eylemlerine oyumuzla engel olma iradesi kullanabilecek miyiz?  
Başkanlık kabul edilip uygulamaya sokulduğunda, Avrupa Birliği'nin kapısındaki nöbetimize son verme irademizi geri alabilecek miyiz?
Başkanlık gelirse, şu ana kadar perişan edilen İslam dünyasını toplama irademiz, en azından bunu söylem olarak gündemimize alma irademiz olacak mı?
Başkanlık rejimi halkoyuna sunulup, kahir bir ekseriyetle kabul edildiğinde, bizi 40 yıldır perişan eden terörist ve terör örgütlerine dur deyip, bunlara yardım ve yataklık yapan rezillerden intikam alma irademiz olacak mı?
Başkanlık kabul edilirse, bağımsız bir devlet gibi karar alma, kararlarımızı uygulama, kendi sanayimizi geliştirme, kendi silahımızı, uçağımızı üretme irademizi elde edecek miyiz?
Başkanlık geldiğinde, itibarı teslim edilen, haklarına saldırılmayan, ikinci sınıf bir devlet kabul edilerek itibarımızla oynanmayan bir devlet olabilecek miyiz?
Başkanlık kabul edildiğinde, BOP gereği parçalanmasına çalışılan ülkeler listesinden çıkma irademizi kullanabilecek miyiz?
Başkanlık elde ettiğimizde, kutsallarımıza sahip çıkıp, bunlara saldıranlara haddini bildirme irademiz olacak mı?
Başkanlık geldiğinde, Milli Eğitim plan ve projelerimizi kendi öz değerlerimize göre yapma irademiz olacak mı? 
Başkanlık getirildiğinde, İslam dünyası ve özellikle komşularımızla iyi münasebetler geliştirme yönünde irade kullanma safhasına geçebilecek miyiz?
Başkanlığı kabul ettiğimizde, İslam dünyası ile ticari, sınai, kültürel ve sosyal münasebetlerimizi geliştirmek bizim irademize bağlı hale gelecek mi?
Başkanlık uygulamaya sokulursa, dünya 5 den büyüktür düsturunun hayata geçirilmesi konusunu lisandan daha öte fiiliyata geçirmek için, irade ve insiyatif kullanmaya başlayabilecek miyiz?
Başkanlık rejiminin uygulamasında, kendi öz kaynaklarımızı rahatlıkla kullanma iradesi gösterip, iç ve dış tefecilerden önce borç, sonra emir alma sarmalını parçalayabilecek miyiz?
Başkanlık geldiğinde, faiz belasına dur diyebilecek irademiz olacak mı?
Kısaca Başkanlık rejiminde, bağımsız bir devlet olarak, irademizi ve insiyatifimizi kullanarak, bizi kuşatmış problemlerin çözümü için adım atmaya başlayabilecek miyiz?
Böyle olacaksa, başkanlığın bir an önce gelmesi için, hepimiz kollarımızı sıvayalım, çizmelerimizi giyelim ve harıl harıl çalışmaya başlayalım.
Yok, saydığımız bu problemlerimize bir katkısı olmayacaksa, bu kadar ağır gündemlerle boğuşurken, yeni anayasa çalışmalarını da bir tarafa bırakıp, illa başkanlık, illa başkanlık, diye tüm imkanları zorlamamızın gereği var mı? 
Efendim biz zaten bağımsız bir devletiz. Bu dediğiniz problemlerin halli için irade kullanacak durumdayız, diyen olursa:
“O halde ne demeye bekliyorsunuz? Parçalanmanın tezgahında değil miyiz? Bu irade ve insiyatiflerimizi neden kullanmıyorsunuz?” 
Demek gerekmez mi?
Kimse kimseyi aldatmasın!
Kimse kimsenin gözünü boyamasın!
 
BAĞIMSIZLIĞIMIZ
 
Bağımsızlığımız tehlikede,
Anlayın, uzak ve yakın dostlar! 
Yırtın gözünüzdeki bağları,
At gözlüklerini yakın dostlar!
 
Ekrem Şama

 

TOP