EVİMİZDEKİ MAYINLAR

 

 
 
Bina yıkımı işleriyle uğraşanlar iyi bilir.
Büyük binaları, temellere, kirişlere, kolonlara bombalar yerleştirir, sonra da patlatarak yıkarlar.
Bu ülke de bizim binamızdır, evimizdir.
Evimize tespit edebildiğimiz kadar iki tane bomba yerleştirdi, yıkım ekipleri. Üçüncüyü de bu anayasa değişikliği ile yerleştirmek istiyorlar. 
Bu bombaları da bizim iyiliğimiz, yani evimizin genişletilmesini ve büyütülmesini sağlamak için yerleştirdiklerine inandırmışlar, bizim hane yöneticilerimizi.
Açıkçası yıkım ekibi, bu patlayıcıların bizim evemizin büyümesini ve “Yeni Osmanlı” haline gelmemizi sağlayacak iyi ve gerekli şeyler olduğunu ifade etmişler ve etmektedirler.
İşin en garip tarafı ise, bizim hane yöneticilerimiz, bu yıkım ekibi tarafından defalarca aldatılmışlar, kandırılmışlar, ihanete uğramışlar. Hala bunların evimize yerleşttirdikleri bombaların Yeni Osmanlı’nın temellerini atmaya yaracağına inanmaya devam etmektedirler.  İnanıyor olmalılar ki, üçüncü bombanın da evimizin en hassas yerine yerleştirilmesine rıza gösteriyorlar. Bu bomba da ülkemizin idari sisteminin tek kişinin irade ve kararına bırakılmasını sağlayacak değişikliklerin halkoylamasına sunulması ve halkımızı bunun bomba değil, gerekli bir araç olduğuğuna inandırılmaya çalışımasıdır.
Daha önce kiriş ve kolonlarımıza yerleştirlmiş bulunan bombaların ilki “2003 yılında kabul edilen ikiz yasalar” ve ekleridir ki, ülkemizin içinde bulunan değişik etnik ve kültürel yapılara kendi kaderlerini tayin etmek için halk oylaması dahil, bir takım hakların verilmesidir. Bu kanunlar, İslam ülkelerine ve bize yönelik “yıkım ekipliği” işi yapan Birleşmiş Milletler teşkilatının telkin, tavsiye ve yönlendirmesi ile yerleştirilmiş bir büyük bomba, bir mayındır. Patlatılmak için müsait zaman ve zemini beklemektedir.
İkinci bomba ise yıkım ekibinin başka bir oluşumu olan Avrupa Birliği’nin yerleştirdiği bir bombadır. Türkiye’nin su kaynakları ve bunların havzalarının “İsrail’in menfaati” doğrultusunda uluslar arası bir yönetime devredilme imkanını getiren bir belgedir. Ne yazık ki bu belgeyi de bizim hane yöneticileri, iyi bir şey yapıyoruz zannı ile kabul ve imza etmişleridr.
Bu bomba da patlatılacağı günü beklemektedir.
Üçüncü ve son bomba ise, belki bunlardan da mühim olmak üzere, Türkiye’nin yönetim yapısının değiştirilmesinin bir tek kişinin irade ve kararına bırakılmasını mümkün kılan bir yetki olayıdır. 16 Nisan günü asıl bu yetkinin verilip verilmemesi oylanacaktır.
Hane yöneticilerimiz bunu açıkça dillendirmeseler bile, el atından ve dolaylı yollardan ifade ederek Yeni Osmanlı’nın kurulmasının altyapısı olarak lanse etme gayretindeler. Daha önce Özal’ın da “bir koyup beş almak” formülü ile ifade ettiği, Irak-Suriye ve Türkiye’de kurulacak Kürdistan Özerk bölgelerinin bir federasyon gibi yapılandırılıp, Türkiye’ye bağlanması olayıdır.
Şurasını asla unutmamak gerekir. Haçlı kafası bin yıldır değişmemiştir ve değişme ihtimali yoktur. Yeni Osmanlı hayali göstererek evimize döşedikleri mayınları asla bizim lehimize kullanmazlar. Bugüne kadar bu zihniyetlilere güvenilip de nasıl aldatıldı isek, bu mayınlar konusunda da hüsrana uğrayan biz oluruz. Nitekim BOP diye bir projenin bu güne kadar İslam dünyasına ve bizim başımıza neler açtığını gördük. Allah korusun bu defa evimizi paramparça edecek bir komplo karşısında bulunduğumuzu görmemiz gerekir. Bunun pişmanlığı ve dönüşü de olmaz. Siz özerk, federe, özgür veya eyalet gibi bir takım adlarla ülkemize bir sınır çizilmesini sağlarsanız, yıkım ekibi bunu kendi lehlerine olmak üzere, bölünmüşlüğün sınırı kabul edecek ve Osmanlı’ya son yüzyılda neler olmuşsa Allah korusun, bizim evimize de o olacaktır.
Bütün bu tehlikelleri ne yazık ki, evet-hayır gibi iki basiit kelime ile bize kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.
Hanemizin yöneticilerini ve hane halkını uyarmış olalım.
Tarihe not düşmüş olalım.
 
 
 
EVİMİZDEKİ MAYINLAR
 
Kardeşliğin çimentosu gevşerse,
Aramıza fitne, fücur, kir işler!
Yıkıcılar betona mayın döşerse,
Kırılır kolonlar, yıkılır kirişler!
 
Gafletli halimizden faydalanıp,
Evimize konulmuşsa üç mayın;
Bunlar bizim lehimizedir sanıp,
Bu “Yeni Osmanlı” diye uçmayın!
 
Ekrem Şama
TOP