KUTSALLARIMIZ

 

BU BAYRAK

 

Malazgirt'te Alparslan'ın dilinde, 

Surlarda Ulubatlı'nın elinde, 

Çanakkale cihadının yılında; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Rasül'ün övgüsünü kazanmıştı, 

Düşmanlarımız kahrıyla yanmıştı, 

Viyana önlerine dayanmıştı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Gelibolu'dan Ankara'ya baktı, 

Kocatepelerden İzmir'e aktı. 

Aşkıyla milleti ısıtıp yaktı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Kafkaslar'da bizi kaldırdı şaha, 

Yemen çöllerinde sığınak vaha, 

Gönderlerinden hiç inmedi daha; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Destanlar yazıldı zalime karşı, 

Mazlumun duası kapladı arşı, 

Uğruna yazıldı İstiklal Marşı; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

Peygamber kabrinde sadık muhafız 

Bayraktan alırdı mücahitler hız, 

Unutana yine hatırlatırız; 

 

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak, 

O mübarek bayrak, işte bu bayrak! 

 

27.03.2005

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR İKİ MISRA ŞİİR

 

Parçalanmış bebek cesetleri.

Sıra sıra dolmuş her teneşir.

Diriltmek için merhametleri,

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Güçsüzün garibanın yoluna,

Sivri taşlar dikenler döşenir.

Okuyanı uyarmak uğruna

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Kutsallara her gün, hep tecavüz,

Kan aktıkça barbarlık depreşir.

Allah soracak, kızarır bu yüz,

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

Bedel ödüyoruz, biliyorum,

Allah’ım ödenenler yetişir.

Gücüm sınırlı, aciz bir kulum

Yazdığım bir iki mısra şiir.

 

06.10.2004

 

 

 

 

 

YETİM HAKKI

 

Galiba hep ağlamakmış işim,

Dünyaya ağlayarak gelmişim,

Benim gözyaşım hiç dinmemiş ki,

Bazen saklamış, bazen silmişim.

 

Yaşıtlarım gün boyu oynarken,

Ömür boyunca her sabah erken,

Geçim derdini omuzlamışım,

Onca yaşayacağım şey varken.

 

Her komşu çocuğunu okuttu 

Kaderim beni evde unuttu.

Gözyaşlarımı gösteremedim,

Mekanım oldu karanlık kuytu.

 

Annemle adeta bütünleştim,

Canım annem, o her şeyim benim,

Birbirimize bakıp güleriz,

Kan ağlar içimiz, ben eminim.

 

Birini sevdim, yaklaşamadım,

Bin türlü engeli aşamadım.

Gelen çiğnedi, giden çiğnedi,

Garip oğlana çıkmış ya adım.

 

Yoksul bir yetim olmak ne de zor,

Komşun bile elinden tutmuyor,

Her gün her gece hep ağlıyorum,

Gözlerimin altı olmuş mosmor.

 

Yeni duydum Kur’an’daki emri

Yetim olanların varmış yeri.

Bana hiçbiri sahip çıkmadı,

Allah affeder mi müminleri?

 

05.05.2004

 

 

 

 

 

SABAH EZANI

 

Allahü Ekber, Allahü Ekber.

Minareler titrer, dağlar inler

Müminlerin beklediği andır,

Evler aydınlanır, birer birer.

 

Allahü Ekber, Allahü Ekber.

Hastanın gözleri ufka gider.

Doğum, ölüm, şifa, bu sesledir,

Bu ses olur, ömrümüze rehber.

 

31.05.2004

 

 

ELİFİN MAHARETİ

 

Bugünkü harflere şöyle bak,

Kimi keskin, kimi yuvarlak,

"Elif"te hiçbir kusur var mı?

Onunla yazılıp okunur Hak.

 

18.12.2004

 

 

 

 

MEÇHUL ASKER

 

Evlat! Ses ver bulunduğun yerden!

Bayrağı devral meçhul askerden.

Seni bekler, doğrulmuş makberden,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Deden meçhul askerdi, sen malum,

Nöbet yeri boş, kol gezer zulüm,

Kaç yıldır yolunu gözler toplum,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Meçhul kendini etmez ifade,

Sen o meçhul ol, hem meçhulzade,

Bir sen varsın, göreve amade,

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

Gençlik, gözlerimizde tek umut,

Dağıt, ışığı kesti şu bulut,

Şan şöhret makam bekleme unut!

Bayrağı devral meçhul askerden.

 

11.01.2005

 

 

 

 

MERHAMET

 

Hakk'ın tecellisi, merhamet, 

Hislerin alisi, merhamet. 

 

İnsanlık ibresi, merhamet, 

Vicdanların sesi, merhamet. 

 

Çocuklara sevgi, merhamet, 

Yaşlılara saygı, merhamet. 

 

Sevginin bir eşi, merhamet, 

Şefkatin kardeşi, merhamet. 

 

Hastalara dua, merhamet, 

Duygulara şua, merhamet. 

 

Kimsesiz kimi, merhamet, 

Vicdanlar hakimi, merhamet. 

 

Yetimler babası, merhamet, 

Vahşetin tıpası, merhamet. 

 

Hayvanların hakkı, merhamet, 

İnsan hayvan farkı, merhamet. 

 

Barışta olmalı, merhamet, 

Savaşın kuralı, merhamet. 

 

Etmemişsen biraz, merhamet, 

Sana da olunmaz, merhamet.

 

31.05.2005

 

 

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİDİ

 

Yerler alev topu, tepeler tepetaklak, 

Havalara uçtuk, görülmemiş infilak. 

Sessizdi çığlıklar, duyan mübarek kulak, 

Kuş gibi bakınca, Çanakkale çok ufak. 

 

Namlu yaprak açtı, süngümüz tomurcuk, 

Siper çiçek doldu, dualar boncuk boncuk. 

Kanat taktı beden, yeni doğmuş bir çocuk, 

Karanlık yırtıldı, söktü nurdan bir şafak. 

 

Emir var Paşa’dan, düşmanı boğmak için, 

Gözler mermi saçar, gönüller göğe perçin, 

Hafifledi beden, anlayamadık niçin? 

Denizler küçüldü, bir adım bütün afak. 

 

Toprak sulanacak, sıra bizde bu günlük, 

Toplu gidiyoruz, sırayla bölük bölük. 

Cennette şenlik var, şehitlerde üstünlük, 

Ruhumuz yükseldi, kanlar oldu infak.

 

20.06.2005

 

 

ÇANAKKALE DİYARINDA

 

Denize takılan kilit, 

Dünyayı kaldıran yiğit, 

Alaylar var toptan şehit, 

Çanakkale diyarında. 

 

Kahraman şehit çavuşlar, 

Şehitliğe uçan kuşlar, 

Savaşta yeni buluşlar, 

Çanakkale diyarında. 

 

Modern silahlı askerler, 

Dersini alan liderler, 

Geri kaçarak giderler, 

Çanakkale diyarında. 

 

İmandır çelikten engel, 

Şehidin üstünde heykel, 

Kafatasında şarapnel, 

Çanakkale diyarında. 

 

Kızıla boyanan deniz, 

Vardır her aileden iz, 

Benzerini görmediniz, 

Çanakkale diyarında. 

 

Harikaları çok somut, 

Sırrı bilinmeyen bulut, 

Yeni nesillere umut, 

Çanakkale diyarında. 

 

Abdülhamid'in dehası, 

Tabya - batarya sahası, 

Göçtü göçecek dahası, 

Çanakkale diyarında. 

 

Farzet dibe baktığını, 

Denizler demir yığını, 

Dedene ver kulağını, 

Çanakkale diyarında. 

 

Mermi çarpışmış havada, 

Tek yumruk aynı davada, 

Şehit var, dağda ovada, 

Çanakkale diyarında. 

 

22.06.2005

 

 

BÜYÜK YOL

 

Büyük yol... Buradan, ötelere upuzun, 

Ucunu bilmeden, gittiği çoğumuzun.

 

Uzun ince taşlı, kalabalık bu yollar, 

Aynı yöne doğru, durmadan giden kullar. 

 

Yollar... Önü açık, kenarları uçurum, 

Düşmek felaketim, hep çabalar dururum. 

 

Düzlük, yokuş, iniş, daracık geçit, meydan, 

Her adım her metre, ayrı ayrı imtihan.

 

Trafik levhaları, çapraz, geri, ileri, 

Hep aynı yöndedir, kutlu ayak izleri, 

 

Sırttan zemberekli, taklitçi münadiler, 

Acep kaç fidanın, günahına girdiler? 

 

Kimi ellerde gül, kimi eteklerde nar, 

Gittikleri yerde, böyle ısınacaklar. 

 

Toplumlar, liderler, tekler, çiftler, guruplar, 

Kimi mal, kimi nal, kimisi de gül toplar. 

 

Yolun sonu sisli, kimisi boşluk sanır,

Kimisi yürürken, yürümekten usanır.

 

Yol kimine taştır, kimineyse kadife,

Kimi başlamadan uçar, varır hedefe.

 

Kimi arkasıyla giderken, geri geri,

Geride zanneder, en önde gidenleri. 

 

Kimisinin dünya yansa, bir kılı yanmaz,

Kulağına bomba atsan, yine uyanmaz!

 

Kiminin gözleri, kiminin eli kanlı, 

Kimi namert hain, kimi de delikanlı. 

 

Kimi şöhret, şehvet, kimi izzet peşinde, 

Kimisi kendini, aziz görür düşünde. 

 

Kimisi kapkara, kimisi aydın, ışık, 

Ellerinde cımbız, kepçe yahut da kaşık.

 

Hepsinin aklında, cennet bulmanın zoru, 

Uçurum başları, karton cennet dekoru. 

 

Bilelim hepimiz, kontrol vardır yollarda, 

Kesintisiz kayıt, kameralar yukarda. 

 

Ayaklar yaralı, vasıtalar külüstür, 

Acep varır mıyız? Allah'ımız büyüktür.

 

20.07.2005

 

 

 

 

 

HİLAL RAMAZANA GİDİYOR

 

Bugün cumadır, görünüyor Ramazan,

Ya Rabb korkarız, dünyayı boğacak kan!

Rahmet ayında, şerleri hayra çevir,

Aydınlıklar yaz, sensin yazılar yazan.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Geri çevirme, tövbekar kullarını,

Suçlarını sil, güçlü kıl kollarını,

Zalimler azmış, zifiri karanlıkta

Kur’an nuruyla, aydınlat yollarını.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

İlahi yandık! Medet zalime karşı,

Mazlumun ahı, istila etti arşı,

Kan alıp satan, katiller diyarında,

İnsaf tartacak, kula muhtaç bu çarşı.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Ramazan ayı, sosyal hayat direği,

Rahmete muhtaç, insanlığın yüreği,

Tüm insanlara, rahmet et Allah'ım,

Rahman ve Rahim, sıfatının gereği.

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

Ramazan ayı, bize Kuran doğmuştu,

Ramazan ayı, dua zulmü boğmuştu,

Ramazan ayı, affı gönder Allah'ım,

Rahmete açız, bir aydınlık, bir muştu!

 

Dünya susamış, feryad figan ediyor,

Hilal’e baktım, Ramazan'a gidiyor.

 

16.09.2005

 

 

 

 

MEDET YA RABB!

 

Çarpıtılan senin emrindir; cihad,

Şimdi mücahide hasrettir serhad.

Allahü Ekber’le çınlardı bilad,

Hafıza kaybı var medet İlahi!

 

Lime lime İslam yurdu hep harab,

Şehit kanlarıyla boyandı turab,

Zulüm içindeyiz sen acı ya Rabb!

Bizlere şuurlar bahşet İlahi!

 

Rabbım, mücahitle terörist bir mi?

Beyni sulanmışlar bunu bilir mi?

Cihad ruhu öldü, hiç dirilir mi?

Emrinle dirilir, lütfet İlahi!

 

05.10.2005

 

 

MUKABELE

 

Önce huşu ile çekerdi besmele,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

Hiç anlamazdı olsa bile zelzele,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Hep gözlerini sabitlerdi  dizlere,

Secde ayatında yüz sürerdi yere,

Azap ayatında titrerdi çok kere,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Müjde ayeti duyunca gülümserdi,

Hurufu hecada da sesi titrerdi,

Lafzatullahlarda kendinden geçerdi,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

Ayetleri tekrarlarken usanmazdı,

Ateşe atsalar sanki hiç yanmazdı,

Cezbeye kapılırsa tez uyanmazdı,

Veli Hafız okuyorken mukabele

 

Arasıra yaş akardı gözlerinden,

Bazen bağlar çözülürdü dizlerinden,

Adeta nur fışkırırdı yüzlerinden,

Veli Hafız okuyorken mukabele

 

Artık duymayan kalmamıştı şanını,

Allah öyle yazmıştı ki fermanını,

Son sureye gelince verdi canını,

Veli Hafız okuyorken mukabele.

 

 

25.10.2005

 

 

ANLA BİZİ ERCİYES!

 

"Şanlı dağ bu mu?" diyor, halini gören herkes,

Evvel böyle değildin, çok değiştin Erciyes!

 

Malazgirt’ten bu yana, direğiydin bu yurdun,

Allah aşkıyla daim, sağlam ve dik dururdun.

 

Milletine şefkatle bakardın bir zamanlar,

Gölgende yaşıyordu, erenler kahramanlar.

 

Gözlerine bakardı, Balkan Kafkas ve Cudi,

Vakarlı duruşunla, zalim yola gelirdi.

 

Şanlı gemiler sana bağlardı halatları,

Sen beslerdin akınlar için yiğit atları.

 

Fırtına bulutları, sana çarpıp erirdi,

Gül kokulu fidanlar, gölgende yeşerirdi.

 

Yüzyıllarca sırtını sana dayadı Konya,

İstanbul'a bakınca, seni görürdü dünya.

 

Sakarya'da sen vardın, Çanakkale'de de sen,

Dayatılan atlası sen yırttın desen desen.

 

Zor günlerde açmıştın, Ankara için kucak,

Sen ana rahmimizdin, yine sensin sığınak.

 

Dost kılıklı düşmandan, pahalı dersler aldık,

Şimdi  muhtacız sana, inan ki çok bunaldık.

 

Zulüm yine hortladı, yutmak istiyor bizi,

Sen dinlemezsen kime dökeriz derdimizi.

 

Korkarım büyülemiş seni dünya hayatı,

Kalıbına güvenme, kuşan maneviyatı.

 

İmanın mı zayıf ki, kapılmışsın gurura?

Yoksa ferasetin mi paslandı dura dura.

 

Oyuncağı gibisin, zirvedeki dumanın,

İnanmak zor bu kadar sarsıldı mı imanın?

 

Sırtına mühür vurur, görmez misin her bahar?

Kendine gel Erciyes! Unuttun mu? Allah var!

 

22.11.2005

 

 

 

EN GÜÇLÜ SİLAH BİSMİLLAH

 

Çeşit çeşit silahlar say,

Besmele bu, dile kolay,

Coşturan sesler içinde,

Allah Allah ayrı olay!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Kahramanlık bir yarıştır,

Esas gayemiz barıştır,

Kötü bir niyetin varsa, 

Kendini buna alıştır!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Sınamadan önce durun,

Sınayanlardan bir sorun,

Tarihe şöyle bir bakın,

Mertseniz siz de buyurun!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Türküler çıkar telimden,

Bayrak anlar dilimden,

Güçlüye asla tapmadım,

Hiç korkum yoktur zalimden!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

İmanım var kalkar şaha,

Henüz konuşmadım daha,

Çek elini kutsalımdan,

Mecbur etme bu silaha!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Toplu kılınan namazda,

Fetih arzusu avazda,

Gönüller Rabb’e kilitli,

Islak aminler niyazda!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Salat edip Peygamber’e,

Ayak uydurup mehtere,

Bin güçlü Bismillah ile,

Cihan titredi kaç kere!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

İman en büyük cevherdir,

Peygamber bize rehberdir,

Ay ışığında yürürüz,

Yıldızlar bize fenerdir!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Yıldırım'dı Niğbolu'da,

İmandı Gelibolu'da,

Parçaladı zincirleri,

Zaferdi Anadolu'da.

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

Kıtaları yol eyledik,

Denizleri göl eyledik,

Isırganları kuruttuk,

Dikenleri gül eyledik!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah! 

 

Yan baktırmadık bayrağa,

Kir damlatmadık toprağa,

Allah Allah, parolamız,

Yönümüz kutlu sancağa!

 

En güçlü silah, Bismillah,

En güçlü ses, Allah Allah!

 

 

02.09.2005

 

 

ŞEREFLİ  İSTANBUL

 

Yavuz Selim Han ve meşhur Çaldıran,

O'ydu fitneyi ortadan kaldıran.

Tam sağlanmıştı ülkemizde birlik,

Artık yenilik üstüne yenilik.

 

Altın yazılı zafer Merci Dabık,

Unvan devretti, Halife-i Sabık.

Erdi Selim Han, çok büyük şerefe,

Sultanken şimdi olmuştu halife.

 

Yolları düştü tam Sina Çölü'ne,

Çöl çiçek saçtı, ordunun yoluna,

Ridaniye'de, dize geldi Memluk,

Terli alınla secdedir mutluluk.

 

Sultan Selim Han, Şah-ı Ruy-i Zemin,

Halifemiz ve Emir ül - Mü’minin.

Orduyla birlik revan oldu yola,

Yirmibeş ayda döndü İstanbul'a.

 

Mehterler hazır, İstanbul'da kat kat,

Çoşku sel oldu, dayanmaz barikat.

Halk Halife'yi basacak bağrına,

İstanbul kurban olacak uğruna.

 

Gelmesin diye nefsine bir gurur,

Basit bir kayık aratıp buldurur.

Boğazdan geçip kayıkla o gece,

Denizden gelir, saraya gizlice.

 

Emanetler de geldi hep beraber,

Şimdi nur saçar, Alem-i Peygamber.

Göz kamaştırır, O Mukaddes Makam,

İşte şeref bu! Ölçemez bir rakam!

 

Şarktan ta garba, sanki bir Zülkarneyn,

Hem Sultan'dır hem Hadim ül-Harameyn.

Rahat yatakta uyumadı bir kez,

İstanbul oldu dünyalara merkez.

 

Şimdi Makam-ı Hilafet İstanbul,

Küfrün önünde sağlam set İstanbul.

Hey mehter başı! Vurdur şu davula!

Bu büyük şeref, yeter İstanbul'a!

 

21.03.2006

 

 

 

SIRASIYLA

 

Takdir!... Biz bizi henüz bilmezden önce,

Tedbir!... Felaket bize gelmezden önce,

Tekdir!... Yüzsüze kötek çalmazdan önce,

Tekbir!... Azrail canı almazdan önce.

 

26.06.2006

 

 

DÜNYALIK

 

Dünyaya bak sanki ilahi bir mühür,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

İnsana yakışan, Yaradan’a şükür,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Şayet girebilsen, ta ortasına dek,

En yoğun kütlesi, bir sıcak çekirdek,

Bu kadar katmana işte budur destek,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Katı sıvı metal, üst üste yan yana,

Ne azalır ne de artar yana yana,

Her biri bir hikmet, ama anlayana,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Yerkabuğu maden taş toprak yığını,

İnsan için yapmış her bir yaptığını,

Çalıştır beynini, işlet dimağını,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Kabuğa çıkamaz merkezdeki ısı,

Yanardağ oluşur çıktıkça bazısı,

Hep O’nun hikmeti, hep O’nun yazısı

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Başını kaldır bak, yukarı bu sefer

Dünyayı kuşatan tabaka atmosfer,

Ayarlı sıcaklık, sanki kalorifer,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Güneş hayat saçar dünya ona uydu,

Yörünge yoluna acaba kim koydu? 

Büyük bing -  bangla, alemleri yaydı,

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

Dünyada arabalar, yatlar eşler evler,

Sonsuz  nimetlerle, sayısız türevler,

Nedir insanlara verilen görevler? 

En büyük ibadet, bir lahza tefekkür.

 

14.07.2006

 

 

 

 

RAMAZAN VE IŞIK

 

Beli kırılacak yine suçlunun, suçun;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun,

Ey oburluk, dama atılacak papucun!

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Göz nurumuz ana, dış kabuğumuz baba!

Tüm fakir fukara, komşu, hısım akraba,

Açın bağrınızı, diyeceğiz merhaba!

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Hazırlandı yine sadakalar zekatlar,

Huşuyla dinlenir Kur’anlar, kıraatlar.

Makbuldür tevbeler verilir beraatlar;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Şenlenir haneler, duman tüter ocaklar,

Çocukluğu yaşar, gül kokulu çocuklar,

Heyecanla bekler hep oruç tutacaklar;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

Nefesleri tuttuk bak, Ramazan geliyor,

Zalimi titretip zulmünü gölgeliyor,

Merhameti yayıp, rahmeti simgeliyor;

Işığı göründü, Ramazan’ın, orucun!

 

07.08.2008

 

 

ALLAH’IN ZİKRİ

 

Zikir ki; korku umutla karışık,

Zikir ki; kalpler kalıpla barışık.

 

01.12.2008

 

 

OĞLUN ŞEHİT OLDU ANNE!

 

Gökten ateş yağdı, dün gece gene,

Nöbetten cennete yol varmış anne,

Ah sesim karıştı, seher yeline;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Gazilik şehitlik iki kademe,

Layık evlat oldum, şehit dedeme,

Benim için sakın ha “öldü” deme;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Ayırım yapmıyor hiç gelen kurşun,

Sessizce içine aksın gözyaşın,

Köye örnek olsun, asil duruşun;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Kiraya vermiş de, kendi beynini,

Hep unutmuş sanki, Hakk’ın Dini’ni,

Üstüme üstüme, kustu kinini;

Nöbetten cennete yol varmış anne! 

 

Aç kurtlar dolaşır, havalar duman,

Hedefi gösteren, dost yüzlü düşman,

Vatan bize muhtaç, zaman bu zaman;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Bir dedem şehittir, Gelibolu’da,

Biri meçhul asker, Anadolu’da,

Nöbet var, yağmurda, karda, doluda;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Kimlere emanet, bak da gör vatan,

Çakı gibi asker, baba komutan,

Vatana hayrandır, her nöbet tutan;

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

Ey vatan, koştum da geldim çağrına!

Ey bayrak, şehidim senin uğruna!

Ey toprak, al beni kara bağrına!

Nöbetten cennete yol varmış anne!

 

 23.12.2008

 

 

SAADET ASRI

 

Zamana çekirdek sayılır Asr-ı Saadet,

İftiharımız göz nurumuz Mahmud-u Ahmet,

Kıyamete kadar, O’nun nurlu izindeyiz,

O Peygamberimiz, önderimiz, Pak Muhammet.

 

Zulmet var bu asrın içinde, ağır mı ağır,

Cehalet var ki bu asrın içinde, kör sağır;

Ümmet var bu asrın içinde, değeri altın,

Hicret var bu asrın içinde, bizlere çığır.

 

Asırlara örnek asır, yirmi üç yıl sürdü, 

İnsanlık Kur’an’ı tam yirmi üç yılda gördü;

Yirmi üç yıl çile, yirmi üç yıl sabır sebat,

Yirmi üç yıl, bütün dünya için meyve verdi.

 

Ebu Bekir vardı, sıdkın sadakatin piri,

Adil Ömer Faruk ki; ismi hala dipdiri,

Nurların sahibi Osman, akların en akı,

Ali ki; evladı şehit, kendi şehit biri.

 

Kapkara emeller, kara insanlar hep vardı,

Düşün, Ebu Cehil vardı, Ebu Lehep vardı.

Asr-ı Saadet tüm cehaleti sildi attı,

İlim irfan vardı, rehber vardı, mektep vardı.

 

Resul’ü himaye etti amca Ebu Talip,

O asırda batıl zail olmuştu Hak gelip,

Ey batıllar duyun, çırpınışlar boşunadır,

Yenilgiye mahkum olan siz, Hak artık galip! 

 

Asr-ı Saadet, Hak Nizam’a olunca tarla

İslam başak verdi, tarladaki tohumlarla;

Şükürler Allah’a, zikirler Allah’a mahsus,

Salat ve selam da Resule’dir iftiharla.

 

Bu yola çıkmıştı, Hakk’ın katarı bir kere,

Taş koymaya kalktı çokları kutlu tekere,

Nefesiniz ile, güneş söner mi sandınız?

Işığını hep o güneşten alır bu küre.

 

Yüce Kuran vardı ve yaşayan Sünnet vardı,

Allah’ın yoluna baş koyan bir ümmet vardı.

Güneş asrı, ışık asrı, saadet asrı o,

İşte o asırda, nurumuz Muhammet vardı.

 

Hedef vardı, düzen vardı, tam itaat vardı,

Lider vardı, nizam vardı, ve de  cihat vardı;

Hakk’ın rızasıyla yürünürdü gece gündüz,

Samimiyet vardı, ihlas vardı taat vardı.

 

Mükerrem Mekke’yle, Münevver Medine vardı,

Peygamber sevgisi, o gün son haddine vardı,

Haberler salındı, İslam Dini geldi diye,

Mücahit donandı, o gün serhaddine vardı.

 

Öyle bir asır ki, içinde veladet vardı,

Öyle bir asır ki , içinde nübüvvet vardı,

Öyle bir asır ki, tüm asırlara bedeldi,

Öyle bir asır ki, içinde Muhammet vardı!

 

01.04.2009

 

 

BERABER YÜRÜRÜZ

 

Dünya bir han ise, milletler hancı,

Üstünüm diyende, vardır bir sancı,

Hakk’a daha yakın olan en üstün,

Budur hepimizin gerçek inancı.

 

Bu beyaz, şu esmer, öbürü sarı,

Renk renk ayırmayız biz insanları!

Gönüller beraber, ellerimiz bir,

Fitneci ördü biz yıktık duvarı.

 

Müminler kardeştir buyurmuş Kitap,

Allah tarafından yapılmış hesap,

Sarılın Kur’ana!Diyor Yaradan,

Birlik olmak için, bizedir hitap!

 

Beraber ağladık beraber güldük,

Ölmek zamanında beraber öldük,

Acıktık beraber, doyduk beraber,

Gün oldu bir dilim ekmeği böldük.

 

Türk, Kürt, Boşnak, Çerkez, Abaza, Arap,

Ayrılık olursa, görürüz azap,

Ortak destanlarla süslüdür zaman,

Döktüğümüz kanla ıslak bu turap!

 

Türk incinir, Kürd’e batsa bir diken,

Arnavut yatamaz, Gürcü aç iken,

Birleştirdi İslam tüm halkımızı,

Artık ufuklara açalım yelken!

 

İplik iplik idik, şimdi kumaşız,

Kimimiz gövdeyse, kimimiz başız,

Adem’le Havva’dan türedik geldik,

İnanç bir, vatan bir, bizler kardaşız.

 

Biz Kılıçaslan’ız,biz Selahaddin!

Bize yurttu Kırım, Fas, Bağdat, Budin.

İslam’la yoğrulmuş hep hamurumuz,

Tek yumruk bu Millet, tek rehber bu Din.

 

Dinleyin Osman’ı anlatsın bizi,

Ne destanlar yazdık, hem dizi dizi!

Akordumuz İslam, ölçümüz birlik,

Bütün cihan duydu gür sesimizi.

 

Dün Çanakkale’de, omuz omuza,

Şahlandık beraber, uçtuk sonsuza!

Kardeşlik türküsü söylenecek hep,

Beste yaptık ortak çalınan saza.

 

Osmanlar, Selimler, Mehmetler soyu,

Kimimiz açık renk kimimiz koyu;

Evlerimiz birdir, soframız açık,

Bir tastan içeriz, bir yudum suyu.

 

Oğlumuz damattır, kızımız gelin,

Parmağı gibiyiz, biz aynı elin;

Düşmanımız ortak, dostumuz aynı,

Beraber dururuz, önüne selin.

 

Kökümüz geçmişte, gelecek aydın,

Ey gençlik, böyledir senin de kaydın!

Zamanı hiç israf etmezdin inan,

Dedeni birazcık görüp duyaydın!

 

Türk Kürt ayrılırsak pişman oluruz,

Boşuna dövüşüp düşman oluruz,

Hep aynı tarlanın ekiniyiz biz,

Aynı ambar için harman oluruz.

 

Ayrılıkta azap, birlikte rahmet,

Ya Rab, rahmetinle, fitneyi kahret,

Halkıyla Türkiye’m, bölünmez bütün,

Mecburuz bu yola, yolumuz vahdet!

 

Biz dalız, yaprağız, çiçeğiz, kök bir!

Bayrak bir, hedef bir, ülke bir, Hak bir!

Bizi kim yıkacak, kim bölecekmiş?!.

Haydin hep beraber, tempomuz Tekbir!

 

02.06.2009

 

 

KİTABIM KUR’AN

 

Kelam sıfatından süzüldü geldi,

Levh-i Mahfuz’undan yazıldı geldi,

Doğum hayat ölüm, hepsi içinde;

İnci mercan gibi, dizildi geldi.

 

Seçkin Peygamber’e seçkin bir Kitap,

Hem inse hem cinne, birlikte hitap,

Hayatımın tümü, tanzim edilmiş;

Yollarım çizilmiş, hep etap etap.

 

Zaman cahiliye, mekansa Mekke,

Kırk yaşında biri, yoktu tek leke,

Oku Yaradan’ın ismiyle dedi;

Cebrail isminde bir melaike.

 

Vahiy gelirdi her yılda her ayda, 

Rehber oluyordu her bir olayda,

Resül ezberlerdi, peşinden ashap;

Katipler geçerdi kalemle kayda.

 

Ayet ayet, sure sure getirdi,

Yirmi üç senede, ancak bitirdi,

Yüzbinler kurtuldu itaat edip;

Kulak tıkayanlar, tümden yitirdi.  

 

Ashap dizilirdi hepsi bir saffa,

Talebe olmuştu tüm Ehli Suffa,

Aydınlanmışlardı, yıldızlar gibi,

Işık saçıyorlar her bir tarafa.

 

Resul öğretmendi, hanesi okul,

Koştu geldi duyan her akıllı kul,

Kur’an’ın nurundan ayrılma kardeş,

Gerçek nur burada, gel sen de sokul!

 

O inince şair saygıya durdu,

O inince kahin hepten kudurdu;

Soyları kurudu put kullarının,

Batıl silindi Hakk düzen oturdu. 

 

Kur’anı toplamak, elbet gerekir,

Bunu başarmıştı, bir Ebubekir,

Çoğaltmaya sıra gelince bakın, 

Halife Osman’ı etmeli zikir.

 

Resul bırakmıştı iki emanet,

Birisi Kur’an’dı, diğeri sünnet.

Sıkı sarılana iki müjde var;

Bu dünyada rahat, ukbada cennet.

 

Kur’an okuyanı git Mısır’da bul 

Hüsnü hatla yazan, bizim İstanbul.

Kim hizmet eylerse, çok güzel eyler,

Allah’ın katında, olur en makbul.

 

Milyonlarca insan ezbere bilir,

Binlerce okulda dersi verilir;

Cennetin kapısı sayılır Kur’an,

Açmadan içeri nasıl girilir?

 

Allah’ın insana en son hitabı,

Budur dünyanın en meşhur kitabı;

Kur’an’sız da hayat olur diyenler,

Yeniden yapın her türlü hesabı.

 

Siz Kur’an öğrenin ve de öğretin,

Siz en hayırlısı olun Ümmet’in!

Siz Kur’an’a açın tüm kapıları;

Başka hiç çaresi yok bu Milletin!

 

25.06.2009

 

 

AMENTÜ BİLLAH

 

O yoksa yollar uçurum,

Dilimde "Amentü Billah!"

Bu imanla kurtulurum,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Başım imanımla dimdik,

Kalplerde bulunan kimlik,

Sözümüz özümüz birlik,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Sözüm vardı; "Kalu Bela"

İmandır kalbimde cila,

Sözüm geçerlidir hala,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

İman dertlerime çare,

Onu zikreder her zerre,

Göğsümü hep gere gere,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Kendimi eğitmek için,

Ateşi soğutmak için,

Dumanı dağıtmak için,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

Kuvvetli çıksın avazım,

İman ile çalsın sazım,

Akordunu yapmak lazım,

Dilimde  "Amentü Billah!

 

Kayıt tutar  "Levh-i Mahfuz"

Söz etsin kalplere nüfuz,

O Hafız’dır, bizler mahfuz,

Dilimde "Amentü Billah!"

 

29.11.2009

 

 

VATAN TOPRAĞI

 

Toprağın altı gül, üstü gülistan,

Gül bahçesidir bana bu vatan;

Bahar kokuyor denizde karada,

Barış buradadır, huzur burada.

 

Milyonla şehittir, altında yatan,

Şehit kanı yapar toprağı vatan;

Bayrağım kırmızı, insanım yiğit,

Biz de hazırız olmak için şehit.

 

Bak şurada Malazgirt mücahidi,

Şu yatan da Çanakkale şehidi;

Şu İstiklal Savaşı kahramanı,

Hatırası taze, tüter dumanı.

 

Anamın vasiyetidir bu toprak,

Atamın emanetidir bu bayrak;

Denizler mavidir, topraklar haki,

Bizler gitsek de vatanımız baki.

 

Geleceği bu toprakla yoğurdum

Ben topraktan geldim, toprak da yurdum,

Kuran sesi yankılanır topraktan,

Ezan sesi ihsandır bize Hak’tan.

 

Hakkı temsil eder işte sancağım,

Hürriyet timsali işte bayrağım.

Hakk’a iman ettim, hürriyet içtim,

Şefkat ektim toprağa, rahmet biçtim.

 

Bin yıldır bana yardır bu topraklar,

Her noktasında ayak izlerim var.

Bin yıldır bu topraklarla özdeşim,

Topraklar yarimdir, topraklar eşim.

 

Ben kubbelerin altında doğmuşum,

Ben minarelere konan bir kuşum;

Yolum ilimle teknikle beraber,

Önümde Kuran, rehberim Peygamber.

 

Vatanım her gün, hep bahardır bana,

Vatanım iksirdir buhardır bana;

Çiçektir çimendir, koyun kuzudur,

Vatanım destan destan bir yazıdır…

 

Saldırılar tarih boyu bir seldi

Haçlısı, moskofu, küffarı geldi,

Gelişleri hiç hayırlı değildi,

Ne etek öptüm, ne başım eğildi.

 

Atam muzafferdi, babam muzaffer,

Ata mirası bana bunca zafer;

Hürriyet fidanlığı bu topraklar,

Nice kahramanı bağrında saklar.

 

Ayrılmaz parçamız elbet vatandır,

Vatana sahip çıkmak bana şandır.

Cana minnet bilirim can fedayı,

Bir karış vermem verseler dünyayı.

 

Altı dolu, üstü dolu bu yerin,

Nefes al da bayram etsin ciğerin.

Taşına şekil vermiş nice mimar,

Kalpler burada atmış damar damar.

 

Allah diye açar bin bir renk lale,

Bin yıldır hep mekan olmuş hilale;

Davul zurna çalar dengi dengine,

Güneş burada boyanır rengine,

 

Burası vatanım, toprak mübarek,

Böyle vatanda Allah’a kul gerek;

Geri inmeyecek asla bir daha,

Haydi, sancaklar yükselsin Allah’a!

 

05.05.2010

 

 

AİLE MUHABBETİ

 

Çocuk bedenler gelişebilir mi,

Mutfakta tencere kaynamaz ise?

Evde muhabbet oluşabilir mi,

Anneler babalar beynamaz ise?

 

06.07.2010

 

 

 

 

HAKKA VARAN YOL

 

Tel dediğin titrer gülene ağlayana,

Tellerin hası gönle vuran teldir.

 

Bal dediğin zehir de yedirir sana,

Balların hası şifa veren baldır.

 

Kol dediğin sarılır yılana çıyana, 

Kolların hası maşuk saran koldur.

 

El dediğin zayıftır haramdan yana,

Ellerin hası üstte duran eldir.

 

Bel dediğin bükülür tek yana,

Bellerin hası rüku duran beldir.

 

Hal dediğin değişir andan ana,

Hallerin hası vuslata varan haldir.

 

Dil dediğin döner yalana dolana,

Dillerin hası hatır soran dildir.

 

Kul dediğin kül olur yana yana,

Kulların hası sırra eren kuldur.

 

Yol dediğin gider hep dört bir yana,

Yolların hası Hakk’a varan yoldur…

 

25.05.2012

 

 

 

KANDİL

 

Duaya kalkan bir çift el,

Gözler buğulanmış tel tel,

Bir ilham beklenir, gel kulum gel.

 

Bir damla gözyaşı ve mendil,

Nur iner semadan işte kandil.

 

Duaya kalkan milyonla el,

İşte toplum budur, ne güzel,

Barışa davetiye, huzura gel.

 

Sel olan gözyaşı ve mendil,

Nurla dolar evren işte kandil.

 

02.08.2012

 

 

 

LALELERİN TACI

 

Lalelerin tacında Allah’ın lafzı var,

Duaların ucunda Allah’ın hıfzı var.

 

25.06.2016

 

 

ÖYLE BİR BAYRAK Kİ!

 

Allah Allah nidasıyla beslenir,

Şehitlerin kanlarıyla süslenir,

Anaların gözyaşıyla hislenir;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Biz bu şanlı ayyıldıza vurgunuz,

Yıldız yön gösterir, Hilal kılavuz,

Çok şanlıdır, çok mübarek yolumuz;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Kanımız canıdır, canımız kurban,

Gölgesi hürriyet, bölgesi vatan,

Kaç asır ondan buyruk aldı cihan;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Savaşta sanırsın ki bir fırtına,

Barışta umur yüklenir sırtına,

Hiç kimse yan bakamadı tahtına:

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Çılgın rüzgarlar onu hep coşturdu,

Cümle alem ona selama durdu,

Gölgesi her zaman bize onurdu;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Bayrak, savaşta kükreyen sözümüz,

Bayrak, barışta yumuşak yüzümüz,

Bayrak, milletçe aslımız, özümüz;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

Dosta onur kaynağı, düşmana yas,

Sevgi, saygı, selam, hepsi ona has,

Atadan emanet, toruna miras;

 

Öyle bir millet ki, Hilal yıldızı;

Öyle bir bayrak ki, Bir tutar bizi!

 

13.07.2016

 

 

ROMA’NIN FETHİ

 

Resul’den gelmişti bir büyük muştu,

Nice kartallar batıya uçmuştu,

Atam Fatih de çok yandı tutuştu!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Tekbir ve tehlil sesleri çınlasın,

Dünya Resul’ü yeniden anlasın,

Kalk ki, silinsin dört asırlık pasın!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Gemiler yürüt denizde, karada,

Pusulana bak arada sırada,

Roma denilen yer aha şurada!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Bahane bulma işine, yaşına,

Sen davran, Müminler düşer peşine,

Surlar dayanmaz fetih ateşine!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Önce var gücünle kuvvet hazırla, 

Bin kere ölç, titizlikle sabırla,

Zamanı gelince ok gibi fırla!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Hedefe doğru tut hep okla yayı,

Gerçeğe dönüştür kutlu rüyayı,

Evladım tamamla artık halkayı!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

Bir tutam sevgi bin silaha bedel,

Roma’nın kalbini sevgi ile del,

Evladım böyle bir fatih ol da gel!

 

Bismillah deyip, çık yola bir daha,

Dayan Allah’a, yeniden kalk şaha!

 

10.01.2017

 

 

SİLAHIM BİSMİLLAH

 

Temel Besmele, hem kolaydır dile,

Şeytan çok kızar, bu tür bir temele;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Meşgulken elim, çaresiz değilim,

O’nun zikrine aşinadır dilim;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Reçete Kur’an, gece gündüz her an,

Allah’ım görür, unutamam bir an;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Bu iman farkı, dönsün dünya çarkı,

O’na güvendik, ırak olsun korku;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Yol O’nun yolu, bizler O’nun kulu,

İmandır gücüm, kalbim daim dolu;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Girsem şişeye, sıkışsam köşeye,

Çaresiz kalıp, düşsem endişeye;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Her an her yerde, hazarda seferde,

Muhtaç bırakmaz beni hiç namerde;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

Düşmanlar yordu, Sen koru bu yurdu,

Allah’ım sözün var, Kur’an duyurdu;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

O’nun ismi sır, O’nsuz kalpler nasır,

Karanlık yola, O’nun nuru yansır;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

İmanlı yiğit, cephede mücahit,

Allah der olur, gazi veya şehit;

İlahım Allah, silahım Bismillah!

 

25.01.2017

 

TOP