KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ

 

 

 
 
Din Adamları Birliği Derneği, kısaca Din Bir Der, Medrese Alimleri Vakfı kısaca MEDAV ve Trabzon Kuran Kursları Dernekleri Federasyonu’nun organize etiği KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ adıyla yapılmış olan Doğu Ve Güneydoğu bölgelerimizdeki Medrese, Kuran Kursu, ilim yuvası gibi manevi odak merkezlerini kapsayan 5 günlük ziyaretlerde Doğu Karadeniz illerinden katılan yaklaşık 50 kişinin içinde biz de bulunduk.
Neyi amaçladık?
Bundan öne “Akil Adamlar” gibi iddialı bir etiket adı altında yapılan ve çok pahalıya malolduğunu bildiğimiz ziyaretlerdeki çalışmalarla, adeta büyüteç ve cımbız kullanarak “ayırım noktaları” araştırılmış ve rapora bağlanmıştı. 
Bu yaptığımız ziyaretlerin en büyük amacı ise, yaklaşık 1300 yıldır oluşmuş bulunan ve üzerine sis perdesi çekilmeye çalışılan birlik ve kardeşliğimizin öne çıkarılmasıdır.
Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ve Bitlis illerimizdeki çok sayıda manevi odak noktası, bunların idarecileri, müderrisleri, öğrencileri ve bölge halkı ile hemhal olduk. Gündem ve güzergah tamamen bizim tarafımızdan belirlenmek üzere, başta İçişleri Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, valilik, kaymakamlık ve güvenlik teşkilatları yardım ve destek verdiler, refakat ettiler.
Yaşadığımız duygu seli, akııtığımız sevinç gözyaşları buralara sığmaz. Bizim bu yazımızda birlik beraberlik adına neleri gördük, neleri önereceğiz, konularını vurgulamamız yerinde olur. 
Bir müderrisin kucaklaşırkan kulağımıza fısıldadığı bir cümleyi yazmadan geçmek olmaz. 
“Onlarca yıldır yollarınızı gözledik. Nihayet geldiniz. Bu gün bizim için bayram günü sayılır…”
Şu kanaate vardık ki, bu buluşmalar ve kaynaşmalar çok hayırlı neticeler verecektir. Ama bu yetersizdir.  
Elbette yaptığımız çalışmalar ve edindiğimiz intibalar sebebiyle bölgedeki terörün ve terör imajının sona erdirilmesi, halkımızın bütünleşmesi gayesine matuf çok önemli önerilerimiz var. Nihai ve kesin çözümün İslam Birliği ile sağlanacağı görüşümüzü, mevcut hükümetin hizmet ve yatırım ataklarının daha da geliştirilmesinin lüzumlu olduğu gerçeklerini mahfuz tutarak, önerilerimizi çok özet halinde takdim etmek isteriz:
Birinci olarak bölgenin tarihi ve tarih haritası milletimizin arzu ettiği ve gerçek şekilde yeniden yazılmalı ve çizilmelidir. Örnek olarak Mardin’de bulunan Artuklu Üniversitesi’nden bir öğretim görevlisi kardeşimize arz ettiğimiz gibi, Kuran ve Hadisi şerifler belge ve delil kabul edilerek, bölgeye Peygamberler penceresinde bakarak, gerçek tarihi araştırılıp yazılmalıdır. Efendim, Kuran ve Hadisi Şerifler tarihi belge kabul edilmiyor ki, diye gelebilecek itirazlara cevaben deriz ki, tahrif edilmiş eski kutsal kitaplar tarihi delil kabul edilerek bölgemiz Arzı Mevud gibi bir safsata ile teröre bulanmadı mı? Mescidi Aksa’yı yıkmak için bahane ararlarken, altında ve yanıbaşlarında muharref kitaplara dayanılarak tüneller açılmadı mı? Onlara gelince tahrif edilmiş metinler delil, bize gelince peygamberler evliyalar, şehitler diyarı olan bu bölge, bunlar hiç yokmuş gibi okutulup öğretiliyor. Biz neden yapmayalım? Yeniden araştırmalar yapılarak buraların manevi temel taşları ve orta direkleri halkımıza ve öğrencilerimize öğretilmelidir. Bu amaçla bölgede bulunan üniversiteler araştırma yapmaya yönlendirilmeli, teşvik edilmelidir. Tarihimiz öğrencilere okutulurken ırk ayırımı hissini uyandıracak ifadeler kullanılmamalı, bu milletin bir mozayiği olduğu daima göz önünde bulundurlulmalı, bu mozayiğin çatlamasını sağlayacak ifadeler varsa düzeltilmedir.
İkinci olarak büyük bir handikap olmaktan çıktığı halde, halen bölge dışında, “orada terör var, gidilmez, çalışılmaz” imajının ortadan kaldırılması gerekir. Bunun yolu da bölge dışındaki kanaat önderleri, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, turizm kuruluşlarının bölge halkı ile kucaklaşması gerekir. Bizim kurduğumuz “Kardeşlik Köprüsü” bu çalışmalar için çok güzel bir örneklik teşkil eder. Bölge halkının açılmış kollarını daha fazla havada bırakmadan bu kaynaşma ve kucaklaşma sağlanmalıdır.
Üçüncü olarak, bu bölgede ve dğer bölgelerde bulunan ve halkın büyük teveccühüne mazhar olmuş ilim yuvalarına destek verilmeli, teşvik edilmeli, basın yayın organlarında bunlara sıkça yer verilmeli, bu yolla halkımızın maneviyatı ve dayanışması sağlamlaştırılmalıdır.
Dördüncü olarak, höyük, harabe, arkeolojik buluntuların yanında, bölgede bulunan ve gerekli tanıtımı yapılamadığından pek de bilinmeyen peygamber ve diğer manevi makamlar, sahabe ve tabiin eserleri, şehit ve gazilerin mezar ve türbeleri halkımızın bilgileneceği şekilde düzenlenip, tanıtılıp ziyarete açılmalıdır.
Beşinci olarak, bölgeye yeni tayin edilecek bütün devlet memuru ve yetkilileri en az üç günlük bir mecburi adaptasyon eğitimine tabi tutulmalıdır. Bu eğitimde bölge halkının yapısı, değerleri ve beklentileri tam olarak öğretilmeli, kendilerine nasıl yaklaşılacağı belletilmeli, bölgede bulunan ve öğrenilmesi gereken coğrafi, tarihi ve manevi merkezler gezdirilmeli, devletin ve bölgenin kendilerinden beklentileri anlatılmalıdır. Bölgedeki belli başlı merkezlerde bu amaç için devamlı görev yapacak eğitim ve tanıtım merkezleri kurulup, ehil kişiler istihdam edilmelidir.
Altıncı olarak, en başta Diyanet İşleri kuruluşu olmak üzere, hacc ve umre organizasyonu yapan müesseseler, seyahat başlangıcı olarak bu bölgede bulunan Peygamber makamları ve diğer manevi merkezlerin ziyaret edilmesi ve tanıtılmasına öncelik verecek tedbirler alınmalıdır. Bu uygulamalar hayata geçirildikçe hacc, umre ve Kudüs seyahatleri için uçak seferleri Diyarbakır’a yönlendirilmelidir. Böylece bölge halkımızın kaynaşmasına, kucaklaşmasına, ticaret, seyahat ve sanatın gelişmesine zemin hazırlanmış olunacaktır. Bu büyük bir kaynaşma sebebi olacaktır.
Yedinci olarak geçmişte hataen ifade edilen “Diyarbakır Büyük Ortadoğu Projesi’nin merkezi olacaktır” gibi, bölücülüğün gerekçesi imiş gibi sağa sola çekilebilecek ifadelerin verdiği zararlar telafi edilmelidir. Bunun yerine Diyarbakır dünya Müslümanlarının gezip görmeyi arzuladığı bir merkez yapılmalıdır. Bu da Diyarbakır’ın alt yapısının, süratle tamamlanması, bölgenin sanayileşmesinin sağlanması, manevi haritasının cazip hale gelecek şekilde yeniden çizilmesi, bölgeye seyahatin kolaylaştırılması, imajının temizlenmesi gibi tedbirlerle sağlanabilecektir.
Sekizincisi başta Diyarbakır olmak üzere bölge merkezlerine “hızlı tren” ulaşımı için çalışmalara derhal başlanmalıdır. Ortadoğuda barışın sağlanmasının ardından, bölge ülkeleri ile de işbirliği yapılarak Diyarbakır’dan gerek Kudüs’e, gerekse de Medine ve Mekke’ye hızlı tren yaolları inşa edilmeli, bu merkezlere seyahat kolaylaştırılmalıdır. 
Beş günlük “Kardeşlik Köprüsü” ziyaretlerimizdeki intibalarımız elbette bunlarla sınırlı değildir. 
Bu intiba ve önerilerimizi arzu ederlerse başta Sayın Cumhurbaşkanımız veya diğer yetkililere arz etmeye her zaman amade bulunuyoruz. 
Kaedeşlik Köprüsü çalışmasını Doğu Karadeniz Bölgesindeki ilim adamları ve hocalar gurubu olarak yaptık. Sıra şimdi İstanbul’da bulunan alimlerimizde. Hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeliler. 
Allah bu ve bunun gibi yapılacak çalışmaları hayra vesile kılsın dualarımızla… 
 
 
ÖNERİ YORUM
 
Bölmüşler, kardeşliğimizi kesip
Enine ve boyuna, dilim dilim,
Bu ziyaret oldu bizlere nasip,
Bunları ifade etti benim dilim…
 
Ekrem Şama

 

TOP