OKUMAK VEYA OKUMAMAK

 
 
Ünlü yazar Şekspir’in meşhur cümlesi:
“Olmak veya olmamak, işte bütün mesele bu!”
Bunu okumaya uyarlarsak, “okumak veya okumamak, işte bütün mesele bu!” diyebiliriz.
Okumak var olmak, okumamak ise var olmamak ile eşdeğer bir durumdur. İstatistiklere baktığımızda Türkiye’deki kitap okuma oranlarının dünya ortalamasının altlarında yer aldığını görüyoruz. Gerçi böyle bir istatistik verileri elimizde yok ama Milli Görüş camiasına bakılırsa bu oranın Türkiye ortalamasının da altında olmasından endişe etmekteyiz.
Neden okumuyoruz?
Yetişkin ve orta yaş gurubu maalesef okuma alışkanlığı kazanamamış. Gençler ve okuma çağına gelmiş çocuklara baktığımızda, bu sefer okuma alışkanlığının, akıllı telefonları kullanma alışkanlığının çok altında seyrettiğini görmekteyiz. Bu konuda AGD-MGV ve diğer MİLKO teşkilatlarımızın ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini görmekle birlikte, gönül daha fazlasının yapılmasını istiyor. 
Var olmak için okuyor olmamız gerekli.
Bu konuda camiamız içinde kitap teliflerinin de çok kifayetsiz olduğunu söylemeliyiz. Kifayetsiz demek, hiç yok demek değildir elbette. 
Son günlarde çıkan bir kitap var elimizdede. Tv5 programcısı ve Milli Gazete yazarlarımızdan İshak Beyazay kardeşimiz telif etmiş. Adı: “Erbakan Ne İstedi, Erdoğan Ne yaptı?”
Gerçekten çok faydalı bir çalışma olmuş. Türkiye siyasetinin son 30-40 yılı önemli olayları ve bu olayların perde arkasını araştırılıp güzel bir üslupla ortaya çıkarılmış. Günümüzün yaşayan Türkçesi ile de sunulmuş. Alır almaz bir solukta okuduğumuzu ifade etmeliyiz. Bir çok bilgi bizim de, ya şahit olduğumuz, ya da duyduğumuz, okuduğumuz olaylar. Ama böyle birbiriyle etkileşimleri ve altyapıları ile sistematik olarak yazılmış olması, yazılanların da müstenidinin gösterilmesi kitabı çok faydalı hale getirmiş. 
İşlenmiş olan ana başlıklardan önemli bazılarını sıralamak isteriz:
Fethullah Gülen hareketinin çıkış ve gelişmesindeki köşe taşları. Erbakan Hocamızın liderliğindeki Milli Görüş hareketinin, bu Gülen hareketi ile kesişme noktaları. CIA ve MİT ile ilişkileri. Erdoğan ve Gülen temasları, paslaşmaları, zıtlaşmaları ve kavgaları. AKP ile ilişkileri.
Refah ve Fazilet partileri dönemlerinde yenilikçi hareketin ayak sesleri. Bu partilerin bölünmeleri konusunda iç ve dış bazı çevrelerin gayretleri. Bu gayretlerin hangi isimler ile nasıl yürütüldüğü?  Bunların Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsü ile temasları. Siyonist ve Haçlı teşkilatlarının Refah ve Fazilet’i böldürme çabaları. İkiz kuleler olayı ve İslam dünyasından işbirlikçiler tespit etmeleri. Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve Mısır’ın başına gelenler ile ilgili kritik temas ve kararlar. 1 Mart tezkeresi, sortiler, verilen destekler…
Erbakan-Erdoğan ilşkileri. İstanbul Belediye Başkanlığı sırasında Erdoğan’ın etrafının nasıl değiştiği. Milli Görüş gömleğinin çıkarılmasının anlamı, 
Erdoğan-Gülen kavgasının nedenleri, niçinleri.
17-25 Aralık operasyonlarının iç yüzü. 15 Temmuz gecesi yaşananlar. FETÖ ile mücadelenin yol haritası.
Yaklaşık 400 sayfalık araştırma sonuçlarının yayımlandığı kitabı okumak gerekir diye düşünüyoruz. Okumalı ki, ezbere değil delilli, mesnetli konuşabilelim. Okumalıyız ki, dolduruşa gelmeyelim, alet olmayalım.
Kitapta bizim de yeni duyduğumuz, ya da okuyunca hatırladığımız küçük ve ayrıntı gibi düşünülen ama büyük anlamları olabilecek bir iki anekdotun ipuçlarını verelim:
Hepimiz duyduk ki,  Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz FETÖ kalkışmasını ne MİT’ten, ne Genel Kurmay’dan haber alamamış, “Enişte”sinden duymuştur.  Ama kitabın ilgili bölümünü okuyana kadar, Sayın Cumhurbaşkanı’nın eniştesinin kendisine haber verdiği saati, dört ayrı platformda, birbirileri ile yakın da olmayan dört zaman olarak ifade ettiğini biz bu kitabı okuyana kadar bilmiyorduk. Bu, birbirine yakın da olmayan dört ayrı zamanın bizzat kendisi tarafından ifade edilmiş olmasını çok ama çok anlamlı bulmaktayız.
Yine kitabı okuyuncaya kadar unutmuş olduğumuız bir konuyu hatırlayıverdik: 
Saddam Hüseyin ilk Körfez savaşı srasında İsrail’e scut füzeleri atmıştı. İsrail’de birkaç ölü ve yaralılar vardı. Ama ırak’ta binlerce Müslüman öldürülüyordu. O günlerde Fethullah Gülen’in “İsrail’de Saddam’ın attığı füzelerle öldürülen çocuklar aklıma geldikçe gözlerim tülleniyor, kalbim titriyor” diyerek ağlayarak ifade ettiği benzeri cümlelerini içeren video kasetleri dolaşıyordu. İstanbul İl Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yaptığımız toplantılarda bu “hoca” kılıklı herifin bir Siyonist ajan olduğunu, böyle salya sümük ağlayarak Siyonist meddahlığı yaptığını değerlendirerek, İstanbul teşkilatlarımızda kasetlerinin izlenmesini yasaklayan kararlar almıştık. Ne demek istiyoruz? Aradan 5-6 yıl geçtikten sonra , aynı “hoca” dan nasıl oldu da icazet aldı? Nasıl oldu da beraberlikler kurdu? Aynı “hoca” kılıklıyı 10 yıl tabir caiz ise sırtında taşıdıktan sonra “Allah da, Milletim de affetsin, biz bu adam hakkında yanılmışız” demesi inandırıcı olabilir mi?
Hangi birini yazalım? Bu kitabı ne yapıp edip bu yaz döneminde okumalıyız. Elbette okuma alışkanlığı kazanarak, daha bir çok kitabı “bu yaz dönemi” okuma listemize dahil etmeliyiz.
İshak Beyazay’ın kaleme aldığı “Erbakan Ne İstedi, Erdoğan Ne yaptı?” isimli kitaba internet ortamından ulaşılabildiği gibi, yazarın kendisi ile Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. mail adresinden yazışarak imzalı temin etmek de mümkün.
Kardeşler, biliyoruz, seçimden çıktık, kendi aksayan işlerimize döndük. Ama hiç olmazsa bu yaz kendimiz ve evlatlarımız olarak okuma alışkanlığı kazanarak özgüvenimizi pekiştirelim. Sözlerimiz “kuru söz” mertebesinden yukarı çıksın diye temenni ederiz.
 
 
 OKUR
 
Okuyup kazanılan bilgi,
Okuru söz sahibi yapar.
Okumamak, daima bil ki,
O, kuru söz sahibi yapar.
 
Ekrem Şama
TOP