BİZİMKİLERE NATO BİLE ŞAŞMIŞ

 
 
Geçtiğimiz günlerde NATO toplantısı oldu. 
Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında bir heyet Türkiye adına bu toplantıya katıldı. 
Resim ve videolara baktığımızda, ülkemizi temsil eden heyetin, ABD ve diğer NATO üyesi ülke başkanlarıyla bu güne kadar olunmadığı kadar samimi, el ele, göz göze görüntülerine şahit olduk. 
Bir cümle ile özetleyebileceğimiz bir haber de medyada yankılandı:
“Türkiye’nin, NATO’ya bağlılığının devamını sorgulayacağını zanneden ve bekleyen NATO yetkilileri, tam aksine, eskilerine ilaveten yeni sorumluluklar ve görevler üslenmeye talip olması karşısında ters köşe oldular.”
İşin aslını birazcık araştırdığımızda önümüze “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü” diye yeni ihdas edilen bir NATO silahlı kuvveti çıkıyor.
Hatırlayalım, NATO 1992 yılında yapılan konsept değişikliği ile İslam dünyasını düşman olarak hedefe koymuş, 2001 ikiz kuleler mizanseni sonucu İslam dünyasına açılan Haçlı Seferleri’nin de vurucu silahlı gücü haline getirilmişti.
ABD ve NATO güçlerini birbirinden tam olarak ayırmak mümkün değildir. Tabiri caiz ise, patron mesabesindeki ABD, istediği yere kendi gücü ile, istediği yere de NATO gücünü paravan olarak kullanarak girip, kirli işlerini yürütmektedir. 17 yıldır bu güçlerle Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen ve bir çok Afrika ülkesi işgal ve katliama uğratılmış, perişan edilmişti. Halen de bu işgaller sona ermemiş, artarak devam etmektedir. 
Bu kirli gücün yeni hedefleri arasında İran, Türkiye ve Pakistan gibi güçlü İslam ülkelerinin olduğunu herkes biliyor veya tahmin ediyor.
Bu kirli güçler girdikleri ülkelerde sağlam vücuda giren ve çıkmayan paslı çivi gibi girerek büyük yıkım ve bozgunlara sebep olmaktadır. Türkiye NATO’nun asli bir üyesi olmasına rağmen, bırakın savunmamıza katkıda bulunmayı, bize yapmaları gereken silah ve mühimmat desteğini vermedikleri gibi, mücadele ettiğimiz terör örgütlerine silah ve lojistik destekler sağlamıştır, sağlamaya da devam etmektedir. 
Yazımızın hacmi uzamasın diye bu konu ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın 11 Mart 2018 tarihinde yaptığı konuşmasından sadece bir paragrafı aynen aktaracağız ki, yazdıklarımızın doğru olduğunu ispatlayalım:
“PKK, PYD, DEAŞ’a bekçilik yapanları iyi biliyoruz. Yanlış yapıyorsunuz, dedik. Gelin DEAŞ la birlikte mücadele edelim, dedik. 5 bin TIR dolusu silahı oraya gönderdiler. Hani dosttuk? Hani NATO’da beraberdik. Gene söylüyorum: Ey NATO sen ne zaman yanımızda olacaksın? Biz denileni yapıyoruz ama siz yapmıyorsunuz. Biz bu NATO'nun en güçlü üyesiyiz. Bir sıkıntı olduğu zaman NATO'dan görev geldiğinde, yeri geldi, Somali, Afganistan, Balkanlarda olduk. Suriye'de bu olaylar yaşanırken ey NATO sen ne zaman gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” 
İşte bu NATO ve ABD güçleri bünyemize saplanmış paslı çivi gibi tahribatlarına devam ediyorlar. Bunun çözümü paslı çivinin büyeden çıkarılıp atılmasıdır. Başka bir tedbirle bu yara kurumaz.
NATO bu tahribatlarına devam ederken, 31.05.2016 tarihinde Bakanlar Kurulumuz bir karara imza attı. Ertesi günü resmi gazetede yayınlanan NATO ile ilgili bu karar, işte yukarıda adını zikrettiğimiz “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü” nün kurulması ve çalışmasına dair karardır.
Bu öyle bir karar ki, söz konusu olan NATO gücü, TBMM  dahil tüm engelleri bypas ederek yurdumuza sokulabilecek, 5 ila 7 gün içinde de verilecek göreve hazır hale gelecek. Yani bunlar kim, ne için geliyorlar, maksatları ne, diye bile sorgulayamadan yurda kabul etmek zorunda kalacağız. Bu gücün bize hayrı dokunacağını sanmak safdillik olmaz mı? Bu gücün İran veya Pakistan’ı, ya da diğer bir İslam ülkesini vurmak amaçlı olduğunu tahmin etmek zor mu?
Üstelik bu gücün kurulmasına karar verildikten 45 gün sonra gerçekleşen FETÖ kalkışmasında, NATO’nun bu kalkışmaya nasıl katkıları olduğunu herkes öğrendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ey NATO diye başlayan hitapları da bundan çok sonra oldu.
İşte Türkiye’nin NATO’yu ters köşeya yatıran yaklaşımı, bu gücün oluşturulmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu ilan etmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu güce fiili katkı sağlamaya hazır olduğunu, hatta falan yerdeki tugayımızın bu iş için kullanılabileceğini açıklaması olmuştur.
NATO yetkilileri aleyhimize kırdıkları bu kadar yumurta karşısında, Türkiye’nin bu ihanetleri masaya koyacağını, bu ihanetlerin tekrarlanmaması için teminat isteyeceğini beklerlerken, böyle bir ilave katkıya hazır olduklarının açıklanmasına şaşmış kalmışlar. Üstelik bu ters köşe olayı bizim medyada haber konusu oluyor.
Paslı çivilierin vücudumuzdan sökülüp atılması konusunda çabalar beklerken, yeni ve daha büyük çivileri almaya talip olunması karşısında, bırakın Türkiye’deki çevreleri, NATO yetkilileri bile şaşmış kalmış.
Dışişleri konusunda biz uzman sayılmayız. Biz şaştık desek, büyük büyük laflarla bizi ikna etmeye çalışırlar. Hep öyle yapıyorlar. Lakin bu sefer biz değil, büyük oyunların tezgahlayıcısı NATO bile şaşkın!
Sahi iktidar ne yapmak istiyor, anlayan var mı?
Ya da şaşırmayan var mı?
 
 
PASLI ÇİVİLER
 
Yetti artık bizlere ettikleri,
Bu asalak büyük şerefsizlerin;
Sökün atın bu paslı çivileri,
Olsun böyle büyük şeref sizlerin! 
 
Ekrem Şama
TOP