ALAYLAR DALGA DALGA

 

 
Bu yeni bir politika şekli mi acaba?
Alay ederek, daha doğrusu dalga geçerek konuşmak ve icraat yapmak. Türkiye’de de, dünyada da, özellikle bizim milletimizle alay edilip dalga geçiliyor. Örnekler o kadar çoğaldı ki, bize bu soruyu sordurdu. 
İşte birkaçı:
ABD Başkanı Trump, Münbiç’te bizimkileri oyaladı, oyaladı ve şimdi dalga geçmeye başladı. Bir taraftan güya bizim askerlerimizle ortak “devriye” olayını gerçekleştiriyor, diğer taraftan da, bu devriye kollarının denetlediği terörist PYD güçleri ile beraberce aynı cephede devriye geziyorlar. Bu resmen alay etmek demek değil mi? Üstelik bizim askerlerimize teknik cihazlar hakkında eğitim de veriyorlar. Büyük bir ihtimalle bu teknik malzemelerin daha gelişmişlerini PYD birliklerine de verip, onları bize karşı eğitiyorlardır. ABD’nin bu dalga geçmelerine karşı bizim iktidar mensupları da onları ciddiye alıp olanları bize anlatmazlar mı? 
Geçen hafta yeni bir haber aldık ki, tam alaylık. Güya ABD, PKK elebaşlarının yerini ihbar edenlere bilmem kaç milyon dolar ödül vereceğini ilan etmiş. Yahu alay etmenin bu derecesini düşünemezdik. Baştan beri PKK’yı silah ve techizatla donatan, eğitim ve lojistik destek veren aynı ABD olduğunu bilmesek, ciddi sanacağız. Onların bu hareketlerinin iyi bir gelişme olduğunu kamuoyuna açıklayan bizim en üst düzeyden yetkililerimize ne demeli? Bu ABD, PKK ve yandaşlarına bu destekleri gizli yapıyordu, çoktan beri gizliliği terketti. Bizi aldatmaya başladı. O safha da geride kaldı. Artık alay ederek, dalga geçerek, gözlerimizin içine bakarak melanetlerini yapmaya başladı. Acaba artık bizi ciddiye bile almadığından olabilir mi? ABD’ye verdikleri cevaplara, masayı terk etmeden inatla, ısrarla müzakere istediklerine bakarsak, bizimkiler de bizimle alay ediyorlar. Ama biz bu dalgalarla oyalanırken vaziyetler süratle aleyhimize gelişiyor maalesef.
İçeriden bir örnek verelim mi?
Başta iş dünyası, fakir, fukara olmak üzere bütün millet döviz ve altın fiyatlarının hergün yeni rekorlar kırdığı günlerde, ölüp ölüp dirilirken, “kriz mriz yok” açıklamaları ne anlama geliyordu? Şimdi de, Türkiye’nin, kendi iktidarları döneminde 3 kat büyüdüğü, 2023’e kadar da 2 kat daha büyüyeceğini açıklamak “alay etmekten” başka bir cümle ile açıklanabilir mi? Nesi büyüdü Türkiye’nin? Fert başına Milli Geliri mi? İyi de onu yeni hesaplama yöntemi ile iktidarlarının ilk zamanlarında, “kağıt üzerinde” 3 kat arttırmışlardı. Ondan beri o arttırılmış rakamlarda düşme olduğunu bilmeyen mi var? Gerçekte Türkiye’nin 3-4 misli büyüyen rakamları dış borçları değil mi? İç borcun ise kaç misli büyüdüğünü tespit etmek bile zor. Vatandaşın borçları ise siz deyim 80, ben deyim 100 misli artmış. Bütün bu borçlar ise öncelik arzetmeyen beton, çelik konstrüksiyon ve hafriyat gibi yatırımlara harcanmış. Üretken yatırımlar değil. Bunlar bilinirken ilgili bakanımız açıklamaz mı ki, ekonomik krize karşı etkili önlem almada dünya 14’üncüsü imişiz. Hatta başka bir kritere göre dünya birincisi imişiz. Dolar fiyatları ise 8,50 TL’den 2 TL gerilemiş, bu da bir rekormuş. Dedik ya, politkada alay ederek konuşmak bir ekol haline gelmiş sanki. Bütün dünya bizimkilerin izlediği bu politikaları gıpta ve kıskançlıkla izliyor sanırsınız.
Et fiyatlarındaki artışı milletin zenginleşmesine bağlamak alay etmek değil mi?
Hapishaneleri bacasız fabrikaya benzeten muhterem yetkililerimize ne dersiniz? Yeni hapishaneler açtıkça ekonomimize ne kadar katkısı olacağını ballandıra ballandıra anlatmak dalga geçmek değil mi?
Teferruatını herkesin bildiği ve takip ettiği, iade edilen Keşiş Brunson olayındaki gelişmeler ayrı bir alay etme şekli değil miydi?
Ya Aileden Sorumlu Bakanımızın yaptığı? Gittikçe yaygınlaşan ahlaki yozlaşmanın neticesi nikahsız yaşarken, basit bir adli olay olan kavganın kadın tarafını arayıp, bu kavga üzerinden Türkiye’ye alınacak dersler çıkaran bakanımızın yaptığı? Alay etmek değilse nedir? Bu bakanlığımızın, zinanın önü açılıp aileleri mahvederken, piyango ve kumarın yaygınlaştırılıp toplum hayatını olumsuz etkilerken ve aile temeline dinamit koyarken hiç sesinin çıktığını duyduk mu?
Dudaklarında FETÖ elebaşısının el ve etek izleri henüz silinmediği halde, Saadet Partisi ve Milletvekillerini canlı yayınlarda sorgulamaya kalkışan, FETÖ’cü olmakla itham etme cüretinde bulunan, yardakçı televizyon programcılarına ne demeli? Dünyada bundan daha komik duran dalga geçme teknikleri var mıdır acaba?
En başta dediğimiz gibi, dünya yeni bir politika tekniği icat etmiş gibi gözüküyor. Dalga geçerek, alay ederek, şaka yaparak icrai sanat eyleyenler içte de dışta da alay alay çoğaldı.
Aslına bakarsak ne dünyada, ne de dahilde milletin alaya ve dalgaya tahammülü yok. Çünkü beka sorunu kapımızda. Çözüm bekliyoruz. Ama ilgililer, çözüm üretmek bir yana, alay etmeyi seçiyorlar.
Bu alay etmeler o kadar çoğaldı ki dalga dalga her tarafa yayılıyor, maalesef.
 
DALGALAR
 
Ne zaman denizde olur fırtına;
Azgınlaşır ve büyür dalgaları!
Sığ kişinin yük binince sırtına,
Çoğalır alayları, dalgaları!
 

 

Ekrem Şama
TOP