28,10,0,50,1
600,600,60,1,3000,5000,25,800
90,150,1,50,12,30,50,1,70,12,1,50,1,1,1,5000
Powered By Creative Image Slider
Şu Boğaz Harbi
Read More!
Hilelerle Çanakkale
Kapak
Başlar ve Kılıçlar
Kapak
Allah Dostu Erbakan
Kapak
Osmanlı DüşünYordu
Kapak
Şiirlerle Çanakkale
Kapak
İnsanlar ve Mallar
Kapak

YANLIŞLARDAN DOĞRU SONUÇ ÇIKMAZ



 
 
İnsan hayret ediyor.
Felaketler önceden tahmin edilip haber verildiği halde, hiç yankı bulmuyor, hiç tedbir alınmıyor.
Yanlış üzerine yanlış yapılıyor ve haliyle doğrulara ulaşılamıyor!
Bir iki örnekle ne demek istediğimizi açıklayalım:
Amerika ve Avrupa’ya ait güçler ülkemize kabul edilirken, bu yönde tezkereler oylanırken, Saadet Partisi ve Milko’lar yüksek sesle şunları söylüyordu:
“Bunlara güvenmek yanlıştır. Bunların gücünü içimize sokmayın. Bunlar günü gelir arkadan hançer vururlar. Patriot’muş, dinleme tesisleri imiş, füze kalkanı imiş, üslerimize konuşlanan güçleri imiş, bunlar eninde sonunda bizi vurmaya kalkarlar. Ne yapıp edip içimize sokmayın!”
Saadet’in oy oranına bakarak bu ihbarları dikkate alma gereği görmediler. 
Görmediler de ne oldu?
Darbeyi planlayanlar bunlar çıktı. Maşa kullanarak veya doğrudan üslerimizden kalkan uçaklar milletimize ölüm yağdırdı, TBMM’ni bombaladı, Cumhurbaşkanı’nı ve diğer yöneticilerimizi öldürmeye kalkıştılar.
Başka bir örnek:
Saadet yetkilileri, Bakanları ve Başbakanı’ı drekt olarak uyarmışlardı.
Nasıl mı?
Akparti yöneticilerine, bazı isimler verilmiş ve bunların önünün açılmaması gerektiği, çünkü bunların yurt dışındaki bir şahıstan emir almakta oldukları ifade edilmişti.
Cevabı o gün kanımızı dondurmuştu:
“Bu şahıslar Milli Görüşçü olmasınlar da, ne olurlarsa olsunlar!”
Başka bir örnek daha:
2014 yılındayız. Yani 17-25 Aralık olayları yaşanmış, inlerine girileceği, birinci ağızdan ilan edilmişti. 
Bir Saadet Partisi heyeti, bakanlardan randevu alıp, iki bakan bir arada iken bir rapor götürdüler. Yine aynı raporu Başbakan’ın danışmanlarına da vererek ve arkasından telefonla takip ederek Başbaban’a verildiğinin teyidini aldılar. Raporla birlikte şahitler huzurunda söylenen söz şuydu:
“Bakın! TSK ve güvenlik güçlerimiz içinde falan, filan ve filan isimdeki insanların önünü açıyorsunuz. Bunlara yetkiler veriyorsunuz. Bunlar tehlikeli insanlar. Bunların derdi başka. Bunlar günü gelip sizin üstünüze tankla yürüyebilecek kadar şartlanmış insanlar. Bakın, bu üst düzey subaylar onların mesai arkadaşı, bunları size bilgilerini aktarsınlar ve siz tedbir alın diye getirdik!” 
Saadet’in oy oranına bakarak bu ihbarları dikkate alma gereği görmediler. Gereği yapılmadı. Bu raporların örnekleri halen elde mevcuttur. 
Gereği yapılmadı da ne oldu?
Raporda yazılan isimlerin tamamının içinde olduğu, ismi verilen en baştaki general de dahil, darbeye teşebbüs ettiler. 
Şu kadar rezil fiil işlendi, şu kadar vatan evladının canını aldılar, ülkemizin iç ve dış itibarı yerlere indi. TSK’nın aldığı yaralar, meydana gelen boşluk, zararlar, ziyanlar!..
İnsan kahroluyor!
Bir çözüm teklifi, bir ihbar, gösterilen bir yol doğruysa, bunu kim önermişse önermiş olsun, dikkate alınmalı değil midir!
Önerenlerin oy oranı çok mu önemlidir?
Bu kadar mahrem bilgilere ulaşılmış ve alındığı gibi kardeşçe, vatanı milleti, kardeşliği için, ta bakanlara ve hatta Başbakan’a kadar iletilme gereği duyulmuşsa ve üstelik bu bilgiler çok da işinize yarayacaksa, neden dikkate alınmaz?
Bu bilgileri sağlayan Saadet vatan haini midir?
Can düşman mıdır?
Neden peşin hükümle dedikleri ve getirdiği haberler sümen altı edilir!
Bu raporların ve ihbarların gereği yapılmış mıdır?
Yapılmamış olduğunu şuradan da anlıyoruz ki, son 3 yılda terfi ettirilen komutanların içinde en çok sayı onların olmuş. Onların terfileri önceki yıllardaki oranların da üzerine çıkmış.
O halde neden yapılmadı, tam aksi davranıldı?
Sonuç nereye geldi?
Saadetin bütün feryatlarına rağmen, içimize aldığınız yabancı askeri güçler ile, bütün ihbaralara rağmen FETÖ denilen çeteler el ele verip bu felaketi hazırlamadılar mı?
Unutulmamalı!
Saadet Partisi, Milli Görüş, hiç bir menfaat hesabı yapmaksızın, her şart altında, oy oranı ne olursa olsun, bu ülkenin ve bu milletin menfaati doğrultusunda çalışmalarına devam edecektir. Ülkemizin ve İslam aleminin ve hatta tüm insanlığın kurtuluşu Saadet Partisinin savunduğu ve önerdiği siyasi çözümlerin hayata geçirilmesi ile mümkün olacaktır.
Ve yine unutulmamalı!
Saadet Partisi iktidardakileri düşman değil, kardeş kabul ederek, yanlışlıklarını çekinmeden söylemeyi ve muhalefet etmeyi, doğrularını desteklemeyi, edindiği bilgileri de her şart altında onlara ulaştırmayı vazgeçilmez bir vatan görevi bilir. Gereğini yapıp yapmamak da onların sorumluluğundadır.
Saadet Partisi bu prensiplerle hareket ettiğini de, bu darbe girişiminin öncesi, çatışmalar esnasında ve sonrasındaki tutumları ve icraatları ile bir defa daha ispat etmiş durumdadır!
Medya ambargosuna rağmen!
 
 
TERÖR ÖRGÜTLERİ
 
Tüm köşeleri kapmışlar bir bir
Milletin kendisini kova kova!
Yıllardır aşımıza katmışlar zehir,
Hem de kepçe kepçe, kova kova!
 
Ekrem Şama

 

TOP