UMUYORDUK Kİ…

 
 
Üç senedir çözüm süreci adı altında acayip garaip bir uygulama yapılmakta olduğunu görüyorduk:
Güvenlik kuvvetlerimizin elini kolunu bağlayarak pasifleştirmek, operasyon yaptırmamak, buna mukabil bölgede işlenen silahlı, silahsız her türlü suçu görmezden gelmek, ya da göz yummak.
Bu o boyuta vardı ki, Bülent Arınç’ın ifadesine göre güvenlik güçlerimizin önünden silahlarını göstere göstere geçerek, onlarla hergün alay etme cüretinde bulunabiliyorlardı.
Böyle olduğunu üç aşağı beş yukarı biliyorduk, ama endişelerimizi ve feryatlarımızı kimselere duyuramıyorduk.
Umuyorduk ki, hiç olmazsa istihbarat faaliyetlerini durdurmak gibi bir basiretsizlik işlenmez. Güvenlik kuvvetlerimizin, operasyon yapması önlenmiştir, ama kendi imkanları ile yapmak kaydıyla istihbarat faaliyetlerine asla ara verdirilmemiş, bilakis işlenen suçları delilleri ile beraber arşivleyerek tekrar mücadeleye mecbur kalınması halinde yapılması gerekenler bir bir planlanmaktadır. 
Umuyorduk ki, istihbaratımız, suç işleyenleri delilleri ile birlikte bir bir tesbit etmiştir. Düğmeye basılmak zorunda kalınırsa bunları hemen derhal derdest edip adalete teslim etmeye hazırdır.
Umuyorduk ki, silahları bırakması gerekirken bırakmayıp, üstelik ağır ve uzun namlulu silahlarlar edinip, bunları depolara koyduklarına göre, istihbaratımız bunların yerlerini tesbit etmiş olup, düğmeye basılmak zorunda kalındığı anda elleri ile koymuş gibi gidip yakalayacaklardır.
Umuyorduk ki, istihbaratımız bölgede hain emelleri bir bir tesbit etmiş, düğmeye basılmak zorunda kalındığı anda bunları hemen ortaya çıkaracak ve etkisiz hale getirecektir.
Umuyorduk ki, zaten terör örgütlerinin faaliyetlerinin yoğunlaştığı sınırlarımızda, güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirlerle, yabancı güçlerin sınırlarımızdan silah sokmaları ve hainlere vermeleri engellenmiştir.
Umuyorduk ki, güvenlik güçlerimizin operasyon yapma yetkileri ellerinden alınmıştır ama, akıllı bir tedbir ile isihbarat faaliyetine ağırlık verilmiş olup, düğmeye basılmak zorunda kalındığı anda çok kan dökmeden, çok can yakmadan, sivillere zarar vermeden, suç aletleri hemen bulunacak, suçlular yakalanıp adalete teslim edilecektir.
Umuyorduk ki hain BOP haritası dayatmalarına karşı her türlü önlem alınmak için hazırlıklar yapılmaktadır.
Umduğumuz gibi çıkmadı.
Kollektif akılla alınmadığı, hatta itiraflara bakarsak, tek kişinin aldığı kararlarla yürütülen çözüm sürecinde, istihbarata gereken önemin verilemediği ortaya çıkmıştır. Ya da önem verilse bile bu faaliyetlerin hala BOP yürütücüsü potansiyel düşmanlarımızın paylaşımları ile yapılmakta olduğu şüphesi aklımızı kemirmektedir.
Bundan dolayıdır ki, operasyonlar çok kanlı geçmektedir. Teröristler şehirlere mevziler kazabilmekte, tuzaklar hazırlayabilmektedirler. Yolları keserek uzun zaman terör estirebilmekte, özerklik ilanı adı altında BOP haritasını hatırlatıcı sözde kararlar alıp, dünyaya ilan edebilmektedirler. Büyük şehirler dahil, yurdun her yerinde uzun namlulu silahlarla alenen gösteri yapabilmelerine rağmen yakalayabilmek, ya da durdurabilmek cihetine gidilememektedir. 
Operasyon yapılacak noktalar belirlenememiştir. Suçluların kimlikleri belirlenememektedir. 
Saatler boyu yolları, meydanları delik deşik edebilen, askeri karargahlara bile saldırmaya cüret edebilen teröristlere anında müdahale edilememektedir. 
Bütün bunların sebebi bizce, çözüm süreci sebebiyle, güvenlik güçlerimizin operasyonel faaliyetlerinin yanında, istihbarat faaliyetlerini de askıya almak gibi bir büyük yanlışın içine düşülmüş olmasıdır.  
İstihbarata gereken önem verilse idi ve zamanında yeterli  istihbari faaliyetler yürütülse idi, bu operasyonlar bu kadar kanlı ve uzun süreli olmaz, suç aletleri ve suçlular tesbit edilip çoktan adalete teslim edilirdi.
Umduğumuz gibi olmadığını üzülerek görüyoruz.
Bu yüzden anaların, babaların, bebelerin, velhasıl bütün bir milletin gözyaşları sel olmaktadır.
Diğer taraftan işin en garip yanı da şudur:
Yarısına yakını Akparti iktidarı olmak üzere 30 yıllık terörle mücadele yıllarında her şeyi denediler. Olmuyor, olmuyor!..
Ama daha dikkatli baktığımızda, terörle mücadele için her yöntem denenmesine rağmen, (11 aylık Necmettin Erbakan Hükümeti dönemi hariç tutulursa) asıl derde deva olacak çözüm, denenmek bir tarafa, gündeme bile alınmamıştır. Bu da İslam Birliği’dir.
İslam Birliği sadece bizim yurdumuzda değil, İslam ülkelerindeki işgalleri ve terörü bitirmek için de tek çıkar yoldur.
 
 
DERİN UYKU
 
Derin uykuda şimdi bütün bir halk,
Elbet bir gün çalınır tiz bir boru!
Bir ses duyulur, “Ey uyuyan halk, kalk!”
Görür ki çalmışlar Niğde’yi, Bor’u… 
 
Ekrem Şama
TOP