TAKLİT HASTALIĞI

 
Herkes bilir ki, Milli Görüş’ün 46 yıldır dillendirdiği ana hedefleri vardır. Bunlar slogan haline gelmiştir. Şöyle ki:
Yaşanabilir bir Türkiye!
Yeniden Büyük Türkiye!
Yeni bir dünya!
İslam Birliği!
Milli Görüş maalesef tek başına iktidar olamadı. Ancak kısa sürelerle birkaç defa koalisyon ortağı olarak iktidar oldu. 11 ay kadar da Başbakanlık nasip oldu.
Bütün bu dönemlerde bu sloganlarda ifadesini bulan icraatlar için birçok adım atıldı.
7 Haziran seçimleri için kampanyaların devam ettiği şu günlerde bir çok partinin, Milli Görüş’ün bu sloganlarını içini boşaltarak taklit etmeye çalıştığını görmekteyiz.
Milli Görüş’ün “Yaşanabilir Bir Türkiye” sloganının içini boşaltan CHP, “Yaşanacak Bir Türkiye” diye oy toplama yarışını sürdürmektedir. Yaşanacak Türkiye’nin ne anlama geldiğini ise bölük börçük söylemlerden toparlarsak; sadece işçi, memur ve emeklinin bir iki ikramiye ile avutulması, asgari ücret ve benzeri bir iki yaşam standardının iyileştirilmesi, çiftçiye ucuz mazot verilmesi gibi basit bazı tedbirler olarak anlaşılmaktadır.
Milli Görüş’ün “Yaşanabilir Bir Türkiye” si ise onların hayal bile edemeyecekleri bir Türkiye hedefidir:
Faizin olmadığı, yerli kaynakların harekete geçirildiği, komşu ve diğer İslam Ülkeleri ile işbirliğini ve ticaretini geliştirmiş, batı ile eşit seviyede ilişkileri olan, gelir dağılımda adaleti sağlamış, insan hak ve hürriyetlerinin kamil manada sağlandığı, Hakk’ın üstün tutulduğu, Adil Düzen’i kurmuş, insanları saadet içinde yaşayan bir Türkiye’dir bu hedef.
AKP ise, Milli Görüş’ün “Yeniden Büyük Türkiye” sloganının içini boşaltarak “Yeni Türkiye” ismi ile bir deyim uydurmuş ve bunu seçim sloganı olarak kullanıyor. Yeni Türkiye’nin ne anlama geldiği konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. Yaptığımız seyahatlarda gördük ki, Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlar bunun 2023 yılında Lozan anlaşmasının gizli maddelerinin sona ermesi ile doğal kaynakların çıkarılıp işlenmeye başladığı bir Türkiye olarak anlamaktadırlar. O zaman zengin olmayı düşlemektedirler. Fısıltı ile onlara öyle ifade edilmiş. Ağızlarına bir parmak bal sürülmesi kabilinden. 
Batıdaki vatandaşlar ise, yine 2023 yılını terennüm etmektedirler ama, Lozan’la ilişkili değil, batıya bağımlılığın kalmayacağı TC’nin yüzüncü yılından sonra atak yapacak bir Türkiye olarak algılamaktadırlar. Net ifadesi ile köprü geçilmiş olacak, ayıya dayı deme mecburiyeti sona erecek, Türkiye, güçlü bir Türkiye olacak. Onları da böyle avutmuş olduklarını görmekteyiz.
Geçen hafta sonu Avrupa’da bir miting yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yeni Türkiye”nin ne anlama geldiğini en net bir şekilde açıkladı da bilgi sahibi olduk. Meğer Yeni Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmuş bir Türkiye demekmiş. Yani bağımsızlığın Avrupa’ya verilmesi ile Yeni Türkiye oluşacak. Vatandaşın anladığının tam tersi bir Yeni Türkiye. Bu kadar net ve bariz bir tezat gerçekten AKP’ye özgü şaşırtıcı bir durumdur.
Milli Görüş’ün “Yeniden Büyük Türkiye” hedefi ise bunlarla hiç ilgisi olmayan bir hedeftir:
Dışarıdan borç almadan, kendi imkanları ile kalkınmış, Milli ve yaygın sanayisini kurmuş, savunmasını kendi imkanları ile yapar duruma gelmiş, İslam Dünyası’nın lideri olmuş, ahlak ve maneviyatı öncelemiş, ahlaklı ve maneviyatlı nesiller yetiştirmiş, dünyada itibarı olan, Tam Bağımsız Bir Türkiye’dir, Yeniden Büyük Türkiye…
Bu sloganlar Milli Görüş’ün bir ütopyası değil, eline fırsat geçtiği anda bir çoğunun hemen temelinin atıldığı yakın bir hedefidir. Bu hedefin nihai adımı ise, Yeni Bir Dünya ve onun da olmazsa olmazı İslam Birliği’dir.
Keşke bu partiler bu sloganlarda ifadesini bulan bu gerçek hedefleri kasdetmiş olsalar ve adımlarını ona göre atsalar. Saadet Partisi olarak bundan biz sadece memnuniyet duyar alkışlarız. Lakin, ne AKP, ne CHP veya başka bir partinin, taklitçi zihniyetleri itibariyle bunları gerçekleştirmesi mümkün değildir. Ancak içini boşaltıp taklit edebilirler ki, yaptıkları da zaten budur. Plansız, programsız, müstemleke tipi yatırımlar, Avrupa Birliği veya Amerikan bağımlılığı ile, ya da birkaç ikramiye ve standardın arttırılması ile bu hedeflerin yakalanmasına imkan yoktur.
Türkiye’nin Milli Görüş’ten başka şansı asla yoktur. 
Saadet Partisi sözcülerine düşen görev bu büyük gerçeği halkımıza anlatabilmektir.
 
 
TAKLİT TURŞUSU
 
Taklitle kalkınmak olur mu mümkün?
Böyle bir memleket yoktur, şu olur:
Taklitle yumuşatılır büsbütün, 
Sonunda kurtuluş yok turşu olur!..
 
Ekrem Şama
TOP