28,10,0,50,1
600,600,60,1,3000,5000,25,800
90,150,1,50,12,30,50,1,70,12,1,50,1,1,1,5000
Powered By Creative Image Slider
Şu Boğaz Harbi
Read More!
Hilelerle Çanakkale
Kapak
Başlar ve Kılıçlar
Kapak
Allah Dostu Erbakan
Kapak
Osmanlı DüşünYordu
Kapak
Şiirlerle Çanakkale
Kapak
İnsanlar ve Mallar
Kapak

HANGİ İSTİHBARAT ZAAFİYETİ?

 
 
Nihayet kabul ve itiraf ettiler!
Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı:
“İstihbarat zaafiyeti var!”
Bu cümlenin doğrusunu söylemek gerekirse:
İstihbarat paylaşımını potansiyel düşmanlarımıza havale etmişiz, onlar da dibine kadar bu zaafiyetimizi kullanmışlardır. Örnek mi istersiniz? Birkaç cümle ile hatırlayalım:
Ucu İsrail’e bağlı Heron kepazeliği ile, ucu Amerika’ya bağlı Pradetör rezaleti. 
Uçaklarımıza sınır ötesinde dağı taşı boşyere bombalatmadılar mı? Koyun sürüsü geliyor diye aldatıp yüzlerce teröristin sınırlarımızdan içeri girip defalarca Aktütün, Dağlıca gibi daha bir çok yerde Mehmetçiklerin kıyıldığı faciaları bize yaşatmadılar mı? Uludere’de kendi vatandaşlarımızı katlettirmediler mi? Teröristlerin yöneticilerimizi aldatarak, yıllarca dünya kadar silahı depolayıp, yolları, meydanları patlatıp, Türkiye’yi faciadan faciaya sürüklemeleri, evlatlarımızın sapır sapır doğranması, istihbarat zaafiyeti değilse nedir?
Potansiyel düşmanlarımızı “müttefik” adı altında topraklarımızda kümelendirmeleri, dinleme, istihbarat, füze kalkanı, antifüze gibi adlarla silahlarını mahrem yerlerimize yığmalarına göz yummaları bundan değil miydi?
Yerli elektronik aygıtlarımızın yapılamaması, yapmaya çalışan özel sektör, TÜBİTAK ve ASELSAN’daki teknik beyinlerimizin devletin gözü önünde şehit edilmesi, bunların korunamamasının asıl sebebi istihbarat zaafiyetinden başka nedir?
Suriye’nin Libya’nın yıkılmasında, olmamız gereken yerde ve takınmamız gereken tavırlar yerine tam tersi, katliamlara sebep olanların lehine hareket etmemizi sağlayan istaibarat zaafiyeti değil midir?
Siyasetçilerimizi her gün fırıldak gibi görüş değiştirterek, insanlarımızın ve dünyanın başını döndürürcesine kararlar değiştirttiren istihbarat zayıflığı değildir de nedir?
Bomba yüklü araçların ve canlı bombaların, sınırötesinden binlerce kilometre yol geçerek, ta kalbimize kadar elini kolunu sallayarak gelebilmeleri, meydanlarda ve sokaklarda yüzlerce vatandaşımızın ve misafirimizin hunharca katledilmesi ile sonuçlanan faciaların, yetkililerimizce haber alınnamayışı bu istihbarat zayıflığından kaynaklanmamış mıdır? Bunlar dile getirildiği zaman burnundan kıl aldırmayan yöneticilerimiz, “istihbarat zaafiyeti” sözü ile şimdi çıplak kalmış olmuyorlar mı?
Arap baharı safsatasına yöneticilerimizi inandırıp, İslam ülkelerinde facia ile sonuçlanan maceralara destek verdirten ve bugün darbecilerin zulmü altında inim inim inleyen Müslüman halkın bu duruma düşmesi bizdeki istihbarat zaafiyeti sayılmaz mı?
Sınır ihlali yapıldığı gerekçesi ile Rus uçağının düşürülmesi üzerine, üst düzey yöneticilerimizin adeta bir birleri ile yarışırcasına emri kendilerinin verdiğini söyleten, Rusya ile istifaya davet ettirecek kadar polemikleri tırmandırtan, bu polemikler sebebiyle ülkemizi onlarca milyar dolar zarara uğratan, sonra da “kusura bakma” diye kusurunu kabul etmek zorunda bırakılan traji komik durum, istihbarat zaafiyetinin şaheser örneklerinden biri değil midir?
Bu gün de bu uçağını düşüren pilotların “paralelci çetelerden olduğunun”  ortaya çıkarılmaya çalışıldığının açıklanması, istihbarat zaafiyetinin sonucu değil midir?
Haçlı ve Siyonist’in içimizdeki ajan, cihaz ve paralel uzantıları ile yöneticileirimizin öksürmesi dahil her bir hareketini canlı olarak dinleyip izlemeleri, bunların da açığa çıkması nasıl bir istihbarat zaafiyetidir?
Üzücü daha bir sürü olay!
Ve nihayet!
Yıllarca bütün uyarılara rağmen, dost veya müttefik bellediğiniz Haçlı ve Siyonist devlet ve kuruluşlarla işbirliği yapan ve adına paralel denilen, yerli ajanların marifetiyle düğmeye basılan rezil darbe girişiminin, yıllarca hazırlığının yapılmış olması, 4 tane ordumuzun, jandarmamızın, güvenlik kuvvetlerimizin, MİT’in beynine, komuta ve icra kademesine ajanların yerleştirilmiş olması, saat 22’de başlatılacak olan girişimin saat 16,da haber alınmasına rağmen, Cumhurbaşkanı’nın son anda “Eniştesi Ziya Bey’den” haber alıp canını zor kurtarmış olması, keza Başbakan’ın bir arkadaşından tiyo alıp, görev yerine dönmeye çalışırken kurşunlanması, erbabınca devlet kurup devlet yıkacak kadar uzun olan 6 saat gibi altın bir sürenin boş toplantılarla, nafile telefon görüşmeleri ile heba edilmiş olması, tank ve helikopterlere karşı milletin durmak zorunda bırakılması ne menem bir istihbarat zaafiyetidir?
14 yıldır bu zaafiyeti keşfedemeyen, tedbir alamayan, ama davetlerine icabet etmeyen muhtarlara işten el çektirtecek kadar ince bilgilerin kendilerine ulaştırılabildiği, 15 Temmuz belasından ise son anda canını Allah’ın ve Millet’in yardımı ile kurtarabilmiş bulunan bu sayın yöneticilerimiz, geriye baktıklarında görevlerini yapmış olmanın hıuzurunun damlasını duyabilecekler midir?
“İstihbarat zaafiyeti var!”
Çok kolay kurulan bir cümle ama, hesabı nasıl verilecek?
Biz sık sık bu aksaklık ve yanlışlıkları dile getirdiğimizde alay eder bir şekilde:
“Devlet yönetmek tavuk gütmeye benzemez!” diye karşılık veriyorlardı.
Ne kadar haklıymışlar! 
 
 
 
BEYNİNİ OYAR O YAR
 
Düşmana sarıldın hep yar bilip,
Gördün, sana yar değilmiş o yar!
Fırsat bulunca tepene binip,
Seni felç eder, beynini oyar!
 
Ekrem Şama
TOP