"ILIMLI İSLAM" PROJESİ

 
 
Sağır sultanlar bile duydu ki, IQ seviyesi sıfıra yakın olanlar bile biliyor ki, onlarca yıl önce, iktidar karşılığı ABD üç tane görev yüklemişti:
1-İsrail’in menfaatlerinin önündeki engeller kaldırılacak.
2-ABD’nin Ortadoğu’da yapacağı operasyonlara destek verilecek.
3-“Ilımlı İslam” projesi yürütülecek.
1 ve 2 no’daki görevlerin nasıl yapıldığı ve halen nasıl ve ne şartlarda devam ettirildiğini hepimiz izliyoruz. Türkiye’nin ve İslam aleminin “beka” uçurumunun başına nasıl getirildiğini en yetkililer bile itiraf ediyorlar.
Peki 3. Madde’deki Ilımlı İslam konusu?
Nedir Ilımlı İslam?
Bir cümle ile ifade edersek, İslam’ın içindeki “cihad ve devlet” kavramlarının boşaltılması. Yani canlı balığın kılçıklarının ayıklanması gibi bir şey! Yani “tüysüz tavuk” yetiştirme projesi gibi bir şey! Yani başkalarının sofralarına hazır ve zahmetsiz yiyecek hazırlamak gibi bir şey!
Bilelim ki o görevin ifasında da aynı hızla devam edilip, büyük mesafeler alındı.
İlk yıllarda “Hocaefendi” eliyle yürütüldü, ona destek verildi. “Dinlerarası Diyalog” safsatasının yürütülmesinin Hocaefendi taifesine havale edilmesinin yanında, İslam’ın belkemiğini oluşturan “beyt’ül mal, biat, cemaat, cihad, dar’ül harp, dar’ül İslam, emir’ül müminin, fetva, halife, hicret, imam, imamet, infak” ve benzeri onlarca tabirin öğretilmesinin ve öğrenilmesinin resmi genelge ile yasaklanması. Cuma ve bayram hutbelerindeki “Allah katında tek dinin İslam olduğuna” dair ayetlerin kulaklara fısıldayarak, bundan böyle okutulmaması gibi hususların da kendileri eliyle düzenlenmesinin yapıldığını hatırlayınız. Ayrıca devlet erkanından bazılarının hanımlarının cuma ve vakit namazlarında camilerde, erkeklerin safları arasında, hem de tesettürsüz olarak namaz kılıyormuş gibi yapıp, görüntülerini basında faş ettiklerini de unutmadık.
17-25 Aralık düellosu veya 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, eski tabirle “Hocaefendi” yeni icat ettikleri tabirle “FETÖ” eliyle yürütülmekte olan “Dinlerarası Diyalog” ve “Medeniyetler İttifakı” Ilımlı İslam projelerinin, bundan böyle de aksatılmadan yürütülmesi için büyük çabaların içine girildiğini gördük. Mesela yeni göreve getirilen “Diyanet İşleri Başkanı” ilk işlerden biri olarak Azerbaycan’a “Dinlerarası Diyalog” kongresine gönderilerek Türkiye’yi temsil etmesi, “Medeniyetler İttifakı”nın “bakanlık” seviyesinde yürütülüyor olması örnek olarak verilebilir.
Yine hatırlayalım:
İslam Dini konusunda en “yetkili” bir kurulda, en yetkili olmasa da en “etkili” bir ismin çıkarak, “İslam’ın güncellenmeden günümüze uygulanamayacağı” konusunu anlatması yürekleri ağızlara getirmişti. Sonradan sözcüleri vasıtasıyla bu konuşmaya açıklık getirilmeye çalışılmış, bu konuşmanın “yorum” ve “ictihatları” hedef aldığı ifade edilmişti. İfade edilmesine edilmişti ama “1400 sene önceki hükümler bu güne aynen uygulanamaz” cümlesinin ucundaki zaman diliminin “Asrı Saadet” olması, bu zaman diliminde nazil olan İslami hükümlerin o asırda “yorum veya ictihat” gerektirmeden uygulandığı, yorum ve ictihatların sonraki yüzyıllarda ortaya çıktığı gerçeği düşünüldüğünde, bu ifadelerin söylenen sözlere açıklık getirmekten ne kadar uzak olduğu görülmüştü. Belliydi ki Ilımlı İslam projesi konuşuluyordu.
Bu arada “allame” zannedilen bazı “hocalar”ın, seçim öncesi oyları yönlendirmek için olağanüstü çabalara girmelerine rağmen, bu konuda hiçbir söz söyleyememeleri, “acaba kendilerine ayar mı verildi” diye şüphelerin hasıl olması da ibretle izlenen olaylar arasındadır.
Siyasette “birazcık” ya da “masumane” yalanların caiz olduğu, söylemle eylemlerin birbirini tutmamasının gayet normal bir durum olduğu yönündeki uygulamalar, acaba Ilımlı İslam adına mı hayata geçiyor, merak konusudur?
İstanbul Sözleşmesi, buna bağlı aile kurumunu hedef alan ve İslami uygulama ve ahlaki gelenekleri yok eden mevzuat, ETCEP konusundaki pilot bölge ve okul uygulamaları, zina ve domuz mevzuatı gibi çalışmalar acaba Ilımlı İslam projesini desteklemek için mi yapıldı? Belki de!
Ilımlı İslam konusunda söylenecek sözler elbette bu kadar değil. Başka yazacak çok şey var. Sözü uzatmaya gerek yok. Yazımızın başında sıraladığımız ilk iki görev nasıl yürütülüyorsa, üçüncü görev de aksatılmadan yürütülüyor.
Bizim zamanımızda biz İmam Hatip öğrencilerine bazıları:
-Sizler “gassal” yani “ölü yıkayıcı” olacaksınız, diye alaycı yakıştırmalar yaparlardı.
Ama düşünüyoruz da, gassallıktan çok öte İslam’ı değiştirmeye yönelik adımlar atanların o günkü İmam Hatip neslinden çıkabileceğini nereden bilebilirlerdi?
 
HANGİ İSLAM?
 
Ilımlı İslam mı;
Bas üstüne!
İlimli İslam mı;
Baş üstüne!
 
Ekrem Şama
TOP