KUDÜS'ÜN YÖNETİMİ

Biz Müslümanlar için Kudüs çok özellikler arzeden bir mubarek şehirdir. 

İlk kıblemiz olan Mescidi Aksa’yı içinde barındırır. Gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin ayak izi oradadır. Kudüs seması Hakk katına varmak için kapıları açık olan bir şehirdir. Ayrıca sahabeden, tabiinden başta olmak üzere çok sayıda şehidi bağrında tutmak gibi bir özelliği vardır.
Yahudiler ve Hıristiyanlar için de benzeri hatıraları ve özellikleri olan bir şehir olduğu da malumdur.
İşte bu sebeplerden dolayı Kudüs’ün yönetimi çok özellik arzeder. Müslümanları, Yahudileri ve Hıristiyanları adil olarak şehirden serbestce faydalandıran bir yönetim olmalıdır.
Miladi 636 yılında Hz. Ömer Kudüs’ü fethedip teslim aldıktan sonra yayınladığı bir emanname ile Kudüs yönetilmeye başlanmıştır. Bu yönetim yüz yıllar boyu sürmüş, her üç toplum da çok adil bir şekilde barış içinde Kudüs’ten faydalanmışlar, esaslı bir problem meydana gelmemiştir. Günümüzde bile bu emanname hayranlıkla hatırlanmaktadır.
Hz. Ömer’in bu emannamesi 458 yıl uygulanmıştır. 1094 yılında Haçlıların işgaline uğrayan Kudüs, 88 yıl boyunca onların yönetiminde kalmıştır. Bu süre zarfında çok kan dökülmüş, çok tecavüz ve yıkıma maruz kamıştır. Dünyanın en kanlı terör örgütü olan “Tapınak Şovalyeleri” bu süre içinde Mescidi Aksa merkezli olarak kurulmuş, halen dünyayı titretir durumdadır.
1187 yılında Selahaddin Eyyübi Kudüs’ü istirdat ettiğinde, aynen Hz. Ömer emanamesi gibi bir metin yayınlamış, Kudüs bununla yönetilmiştir. Bu yönetim 330 yıl sürmüş ve her üç toplum da önemli bir problem yaşamamıştır. 
1516 yılında Yavuz Sultan Selim Han şehri Memlük yönetiminde devir ve teslim aldığında, Mescidi Aksa’nın önündeki 12 bin şamdanın yakıldığı meydanda namaz kılmış ve Kudüs’ün yönetimi ile ilgili bir ferman yayınlamıştı. 1917 yılına kadar yani tam 400 yıl Kudüs bu ferman gereğince yönetilmiş, yine makam ve mekanlar problemsiz bir şekilde adilane herkesin faydalanacağı bir şekilde açık tutulmuş ve yönetilmiştir. Yalnız 1856 yılında Ortodoksların Kudüs’ten faydalandırılmadığı iddiası ile Rusya tarafından Kırım Savaşı başlatılmıştı. Ama bu savaşın bahanesi idi. Zaten Rusya başka sebeplerden dolayı Osmanlı’ya savaş açmaya karar vermişti.
1917 yılında İngiliz işgaline uğrayan Kudüs maalesef çok kanlı bir sürece girmiştir. Hep beraber yüreğimiz ağzımızda nefretle izlemekteyiz. 
Kudüs çok özellikleri olması sebebiyle, bu gün İslam İşbirliği Teşkilatı eliyle ve maalesef Türkiye öncülüğünde doğu ve batı olarak bölünmesi, doğusunun İsrail’e,  batısının da Filistin’e verilmeye kalkışılması, bombaların fitilini ateşleyecek bir durumdur. Kudüs’teki makam ve ziyaretgahları arasından bir hat çekilerek diğer toplumlara kapatacak olan bu uygulama çok tehlikeli sonuçlar doğuracaktır.
Kudüs’ün yönetiminin İslam Birliği kurulup üslenilmesinden başka çıkar yol yoktur. 15 asır nasıl barış içinde yönetilmişse İslam Birliği teşkilatı tarafından aynı umdeler hayata geçirilerek yönetilmesi gerekir.
Bu şekil olmazsa Kudüs dünya barışını her daim zedeleyecek bir mekan olacaktır.
Dünkü “Büyük Kudüs Mitinginde” işte bu gerçekler dile getirilmiştir. Kudüs davası için çok büyük faydası olacak bir miting yapıldığına inanıyoruz.
Başta Genel Başkan Sayın Temel Karamollaoğlu olmak üzere, diğer genel başkanlardan ve yüzbinlerle alanı doldurup soğuk, yağmur, kar demeden davaya sahip çıkan kardeşlerimizden Allah razı olsun.
 
 
MUKADDESLERİMİZ
 
Mekke, Medine ve Kudüs hedefte,
Haçlı’nın yıkma emeli kalıcı, 
Ebabil’lik bize düşer elbette
Daima keskin tutmalı kılıcı.
 
Ekrem Şama