ÇANAKKALE ZAFERİ VE BULUT OLAYI

 

Ağustos ayındayız.
Tarihimize bakanlar çok önemli zaferlerimizin yıldönümlerinin bu ay içinde olduğunu bilirler.
İşte birkaç tanesi:
1 Ağustos 1571 Kıbrıs Fetih Zaferi.
9 Ağustos 1915 Birinci Anafartalar Zaferi
10 Ağustos 1915 Conkbayırı Zaferi
11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi.
16 Ağustos 1974 Kıbrıs Zaferi
21 Ağustos 1915 İkinci Anafartalar Zaferi
23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi.
23 Ağustos 1921 Sakarya Zaferi
24 Ağustos 1516 Mercidabık Zaferi.
26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi.
29 Ağustos 1521 Belgrat Fetih Zaferi
29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi.
30 Ağustos 1922 İstiklal Zaferi
Tarihimizde önemli olayların daha birçoğu Ağustos ayında meydana gelmiştir.
Bu listeye baktığımızda Çanakkale’de kazanılan 3 önemli zaferin bu ayda olduğunu görüyoruz. Bütün zaferlerimizde olduğu gibi Çanakkale Zaferimizde de manevi gücümüzün çok büyük bir yeri olduğunu görürüz. Bu yazımızda Çanakkale Zaferimizdeki “Bulutların yardımı” konusunu ele alacağız.
Biliyorum bulut olayı deyince hemen aklınıza “uzun beyaz bulut, ya da düşman taburunu alıp götüren beyaz bulut veya UFO olayı” geliyor. Bunlar İngilizlerin uydurduğu kocaman bir yalandır. O bulutların alıp götürdüğü şeklinde uydurulan kayıp düşman askerler 13 Ağustos 1915” günü hatlarımızın gerisine geçmeyi başaran İngilizlerin Norfolk Taburu’na bağlı 255 asker ve 11 subayı bu harekatını fark eden askerlerimizin hepsini öldürmüş olduğu ve cesetlerin Mondros ateşkesinden sonra bölgeye gelen İngilizlerce bulunduğu kaynaklarda mevcuttur.
Biz 21 Ağustos 1915’te İkinci Anafartalar zaferimiz esnasında meydana gelen ve İngiliz komutanları tarafından bile Allah’ın askerlerimize bir yardımı olduğu kabul edilen bulut olayını kısaca anlatmak istiyoruz.
19 Şubat 1915’te deniz güçleri ile başlattıkları ilk hücumlarından, 20 Ağustos 1915 tarihine kadar yaptıkları sayısız hücum ve taktiklerle Çanakkale Cephemizi yaramayan düşman ertesi günü bizi gafil ve zayıf avlayacağını umarak Anafartalar cephemizde bir hücum planladılar. Başkumandanları Genereal Hamilton, onun Kurmay Başkanları Albay Aspinall ve Cephe Kumandanı General De Lisle de cephededir. Kazanacaklarına kesin gözü ile bakıyorlardı. Çünkü askerimizin çoğunun hasta ve sağa sola göreve gönderilmiş olduğunu, bu cephede sadece 3 bin kadar askerimizin kaldığını keşif uçakları ile tespit etmişlerdi. Başka cepheden kaydırdıkları birliklerle takviye alan ve mevcudu 40 bin civarına erişen düşman 21 Ağustos sabahleyin erkenden hücuma kalktı. Cephe Kumandanı Albay Mustafa Kemal de hızlı asker kaydırmaları ve yaptığı planla düşman hücumunu karşıladı.
Sabah erken saatte saldırıya geçtiler. Konumları savaş alanının batı tarafındaydı. Bizim cephemiz ise onlara göre doğudaydı. Cephemiz üzerinden doğup yükselmeye başlayan berrak sabah güneşinin ışıkları gözlerini kamaştırıyor, isabetli atışlar yapamıyorlardı. Hem güneşin bu konumu, hem de Türklerin yoğun ateşi yüzünden, hücumu öğleden sonraya ertelediler.
Öğleden sonra Türklerin işini bitireceklerine kesin gözüyle bakıyorlardı. Çünkü yaptıkları hesaba göre şu anda kendi gözlerini kamaştıran güneş ışınları, öğleden sonra kendi taraflarına doğru eğilecek, dolayısıyla bütün parlaklığıyla Türklerin gözünü kamaştıracak, kendilerinin de hedeflerini seçmelerine ve vurmalarına yardımcı olacaktı.
Güneş gerçekten de eğilmeye başladı, harekete geçmek üzereyken inanılması güç bir olay meydana geldi:
Hava pırıl pırıl, berrak iken, birden sağdan soldan bulutlar gelip güneşin önünü kapatıverdiler. Dahası da hiç beklenmiyorken, ovadan fışkıran bir sis tabakası, Türk siperlerinin önüne çöküverdi. Buna çok şaşırdılar, saat 14,30 da top başı yaparak yoğun bir ateşe başladılar. Türk siperlerini göremeden ateş ettiklerinden, atışlarının çoğu boşa gidiyordu. Üstüne üstlük bu bombardıman için getirilmiş bulunan 60 lık toplarından çoğu, sebepsiz yere arızalanarak saf haricine çıktılar.
Kurmay Başkanları olan Albay Aspinall Gelibolu Askeri Harekatı isimli kitabında bu olayı şöyle anlatıyor:
“Taarruzun öğleden sonra yapılmasındaki sebeplerin başlıcası; güneşi, ilerleyen piyadenin arkasına almaktı. Öğleden sonra güneşin, İngiliz topçusuna yardım edeceği, buna mukabil, Türk müdafaa topçusunun gözlerini kamaştırarak görüşlerini engelleyeceği ümit edilmekte idi. Fakat tabiat da Türklerle beraber olarak İngilizlere karşı muharebe etmekte idi. Çünkü öğleden biraz sonra güneş, mevsimsiz bulutların arasına girerek kayboldu ve hafif bir sis tabakası, Suvla ovasından kalkarak Türk siperlerini gizlemek için, Türk tarafına geçti.
Saat 14,30 da başlayan topçu hazırlık ateşi, bu yüzden az bir tesir yaptı. Türk topçu mevzilerinden bir çoğu keşfedilememişti. General De Lisle’in düşman topçusuna mukabele etmeğe memur ettiği 60 librelik topların birçoğu arıza göstererek derhal saf harici çıkmışlardı.”
Bu çarpışmayı dürbünü ile izlemiş olan General Hamilton, o akşam hatıra defterine kısa bir cümle yazmıştır. Hamilton’un Günlüğü isimli kitabına da aldığı notu şudur:
“Bu gün Tabiat Türkleri gizlemiş, Allah onları korumuştu.”
Şu Boğaz Harbi ve HilelerleÇanakkale kitaplarımızda teferruatı yazılşdığı gibi, o gün askerimizin Kumandan Mustafa Kemal’den erine kadar çok büyük kahramanlıklar gösterdiği ve düşmanı perişan ettiği kaydedilmiştir. Mehmetçik Allah’ın yardımına mazhar olmuştur.
İkinci Anafartalar zaferi olarak tarihe geçen bu zaferimizdeki enteresan bu bulut olayından, bazı gazilerimizin anlattıkları anılarında nesilden nesile aktarılmış ama yazılı kitaplarda ya hiç bahsedilmez ya da “o kadar çok mermi atılıyordu ki, Suvla ovası barut dumanları ile kaplandı” şeklinde bahsedilir.
Ne hikmetse, düşmanımızın uydurduğu bulut efsanelerini ballandıra ballandıra anlatan birçok yazar ve romancı, gerçek olan ve yardıma geldiği düşman kumandanlarınca bile kabul ve itiraf edilen gerçek bulut ve sis olayından hiç bahsetmezler.
Onlar bahsetmese bile bizler, Allah’ın dinine yardım için yapacağımız her türlü çalışmalarımızda O’nun istediği gibi hareket eder ve layık olursak, Allah’ın bize yardım edeceğini biliriz. Biliriz, çünkü Ayet ve Hadisleri bu gözle okur ve kabul ederiz.
Tarihimizi de bu gözle okuruz.
 
TARİHİN KEŞFİ
 
Gel ibret için tarihi keşfe çık,
Dağlar ile denizler bulacaksın;
Hak-batıl mücadelesi; bu açık,
“Nusret”inden izler bulacaksın!
 

Ekrem Şama