AMERİKA'DAN KOPMAK

Bizim iktidar mensupları 20 sene kadar önce bağlandılar Amerika’ya.

Seve seve, isteye isteye. “Köprüyü geçene kadar” diye bu bağlılığın sebebini halka anlattılar. Çoğunluk bu metodu geçerli ve geçici bir durum diye kabullenip kendilerini destekledi.
Bu safhada, BOP Eşbaşkanlığı kabul edilip iftiharla açıklandı. İsrail ile köprüler kuruldu, İslam diyarlarının işgaline her türlü destek verildi.
2006 yılındaki İsrail’in Lübnan saldırısı sırasında yaşananlar BOP ne demekmiş ortaya döktüğünde, Amerika ile bağlarında bir tereddüt oluştursa bile, yine beraber iş tutmaya devem edildi. Amerika Başkanı ile haftalık, hatta günlük temaslar sürdü. Karşılıklı methiyeler, ziyaretler, el ele, kol kola pozlar yıllarca devam etti.
Arap Baharı denen ve “Ortadoğuyu diktatörlerden temizleme” reçetesi olarak lanse edilen planlar, bizimkiler tarafından kurtuluş formülü olarak kabul edildi. İlişkiler daha da gelişti. Çünkü Arap Baharı demek “Yeni Osmanlı” kurulması demek olarak algılanıp, içeride de algı operasyonunun omurgası olarak kullanıldı.
Libya’nın yıkımı, Lider Kaddafi’nin halledilmesi de ilişkilere fazla bir zarar veremedi. 
Suriye’de iç savaşın başlaması işareti ABD’den verildiğinde, bizimkiler bunun “Şam’da cuma namazı ile başlayacak olan Suriye’nin bilmem kaçıncı vilayet olarak Ankara’ya bağlanması” olarak algılandı, kamuoyu cilalandı.
Düşünsenize, 15 Temmuz darbe kalkışmasının arkasında stratejik dostlarının olduğunun ortaya çıkması bile, ilişkilerine bir zarar veremedi.
Amerika tarafından güney sınırımızın, PKK ve türevleri tarafından kuşattırılmasına, bunların silahlandırılmasına, militanlarının eğitilmesine başlandığında, bizimkiler bir tereddüt geçirdilerse de ilişkiler yine gelişmesine devam etti. “Amerika ile yapacağımız daha çok işler var” diyerek içeriye karşı olumlu algılar salgıladılar.
Parası ödenip sipariş ettikleri silahlar ve “ortak projeli savaş uçaklarına el konulduğunda, ilişkilerde bir soğuma olacakmış gibi havalar estirilse de, yine “tamir heyetlerinin” Ankara ziyaretleri ile sökükler, yırtıklar tamir edildi, dostluk ve müttefikliğin devam edeceğinin işaret fişekleri yakıldı.
Amerika hakaret etti ilişkilere devam, alay etti devam, tehdit etti devam, şantaj yaptı devam, ekonomimizi mahvetti yine de devam ettiler.
Son “Barış Pınarı” harekatında olduğu gibi, sınırımızdaki terör kuşatmalarının parçalanması amacıyla Mehmetçik operasyonlar yapmaya başladığında, bir şekilde bunların dostları ve müttefikleri ABD, önünü kesip harekatı durdurmayı başarıyor. Yapılan anlaşmalara da asla uymuyor. Ama bizimkiler yine can ciğer kuzu sarması Amerika ile ilişkilere devam ediyorlar.
Şimdi de ABD ve İsrail 100 yılın anlaşması diye adlandırdıkları Filistin ve Kudüs’ün İsrail’e peşkeş çekilmesini hayata geçirme sürecini başlatıyorlar. Bizimkilerin bunu da sineye çekeceklerinden korkmaya başladık.
Neden mi?
Bu rezil planı kabul edilemez bulan bizimkiler, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika dönüşü “uçak ehline” açıkladığına göre, Trump ile telefon görüşmesi yapılmış, bu konuda dikkati çekilmiş ama bu telefon görüşmesi esnasında Trump bizim ekonomimizin düzelmeye başladığını duyduğunu ağzından kaçırıvermiş. İşte şimdi bizimkilerin sarıldığı cümle bu:
“Trump bile kabul ediyor ki, ekonomimiz düze çıkmış vaziyette”
Cumhurbaşkanımıza göre, demek ki bu kadar vahim niyetleri ortada iken, ABD Başkanı Trump, bizim dostumuzdur, bizim iyiliğimizi istemektedir. Bu cümle bunu gösteriyor.
Allah aşkına biz bunca kötülükleri yapmış bulunan ve yapmaya da devam eden Amerika’ya mahkum muyuz? Bu nasıl bir ilişkidir ki, kötülük yaptıkça gelişiyor? Geliştikçe melanetlere devam ediyorlar? “Karı koca ilişkisi” benzetmesi gerçek mi?
Acaba bizimkiler 20 yıl önce çekildikleri “İbrik otu” tuzağında debeleyen kelebek gibi midir? Yaklaşık 10 yıl önce bunu biz Milli Gazete köşemizde yazmıştık. Meraklıları için linkini veriyoruz:  https://www.milligazete.com.tr/makale/864901/ekrem-sama/ibrik-otu
Darbe aldıkça Amerika’ya daha çok sıkı sarılınması, acaba İbrik otuna düşmüş olmamızdan mıdır?
Önemli soru şu:
Bu “ibrik otu” tuzağından nasıl kurtulacağız?
Kurtuluş reçetesinin İslam Birliği olduğunu hala anlamıyor muyuz?
 
AMERİKA VE BİZİMKİLER
 
Amerika kanlı kasap,
Çatır çatır, vurur satır;
Bizimkiler ne hesap?
Övgü dolu satır satır!
 
Ekrem Şama