AKP VE İMAMOĞLU RÜZGARI

 
 
Adaşım Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ederek söze başlayalım.
Kendisi seçim günü akşamından itibaren o kadar gündem yapıldı ki! Kendisinden yana o kadar çok rüzgar estirildi ki! O kadar mağdur konumuna itildi ki! O da o konumu o kadar güzel değerlendirdi ki!
Herkesin ortak kanaati, o rüzgarla şu anda bir seçim olsa birkaç puan prim yapar. Bu da demektir ki, bu seçim cumhurbaşkanlığı seçimi olsa, rakiplerine fark atarak ilk turda seçilebilir. 
Peki bu rüzgarı kim estirdi, kim onu mağdur konuma itti? Elbette AKP yaptı bunu. Hem de yıllarca "bize oy vermezseniz CHP gelir" korkutmacasıyla seçmen devşirmesine rağmen. Seçim gecesi Anadolu Ajansı’nın tutumu. Kazanmadan kazandım diye Binali Yıldırım’ın açıklamaları. Seçim sonuçlarına itiraz eden AKP’nin oyları saydırması, olmadı tekrar saydırması, olmadı tekrar saydırması. Pratikte büyük bir sonucu olmamasına rağmen, İmamoğlu’nun Anıt Kabir’e gidip kazanmış gibi defter imzalamasına uzun uzun ve yersiz tepkiler gösterilip onun vatandaş nezdinde “mağdur belediye başkanı” konumuna itilmesi. Vatandaşın gözüne sokar gibi her tarafa afişler ve pankartlar asarak zafer ilan edilmesi. Yandaş medyada adeta linç girişimlerine tevessül edilmesi. Seçimin iptal edilmesi için cımbızla delil aranması, İBB Meclisinde canlı yayında engelleme girişimleri, vesaire…
Bütün bu yersiz ve sert vuruşlar karşısında onun sesini yükseltmeden, aynı tonda tepki göstermeden sabırla ve yumuşaklıkla karşılık vermesi, halk nezdinde devlet adamlığı duruşu gösterdiği ve mağdur edildiği intibaı oluşmasına sebep oldu. 
Peki ufukta bir cumhurbaşkanlığı seçimi olabilir mi? İnsanların ömürlerini Cenabı Allah tayin eder. Olabilir de olmayabilir de. Ama eninde sonunda olacak. Ekrem İmamoğlu önümüzdeki süreçte bu puanlarını harcamadan başarılı bir performans gösterirse, hem partisinin genel başkanlığını hem de cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimali yüksek demektir.
Şimdi söyleyeceklerimiz öncelikle AKP ile ilgilidir.
Muhteremler, bir akıl tutulması gibi süreç yaşayarak tek adam rejimini getirdiniz. Anayasaya yazdığınız ve şu andaki Cumhurbaşkanımızın pratikte kullandığı, zor denetlenebilir, bırakın denetlenebilirliği itiraz dahi edilemeyen yetkilerle donatılmış bir CHP Genel Başkanı’nın o makama seçilme ihtimalini düşünün!
Yürütme ve yargı mekanizmasını bu günkü gibi kontrol eden konumda bir CHP Genel Başkanı’nın olması sizi ürpertmiyor mu?
Ekonominin, dış politikanın ve her konunun iki dudağı arasında şekillendiği, hiçbir konuda burnundan kıl almanın mümkün olmadığı CHP’li bir Cumhurbaşkanı olmasını içinize sindirebilecek misiniz?
İnsanların yaşam, giyim kuşam, inanma, inandığı gibi yaşama ve benzeri hürriyetlerini, bir KHK ile altüst edebilecek yetkiler elinde olan bir CHP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı olsa tepkiniz ne olur?
Büyükşehir Belediyesi olan illerinden bazısına özerklik verip, sizin kabul ettiğiniz ama şu ana kadar üstündeki örtüyü kaldırtmadığınız “ikiz yasaları” uygulatmaya kalkacak bir CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatını da alırsa, ülkemiz bölünmeye gitmiş olmayacak mı?
Böyle bir durumda muhalefete düşecek olan partinizi, geçmişte masaya oturduğunuz ve silahlanmalarına göz yumduğunuz terör örgütleri ile özdeş sayıp, size bir takım sıfatlarla hitap ederek kamuoyu nezdinde suçlu duruma düşürmesi karşısında, nasıl bir tavrınız olur?
Böyle bir durumda, ABD ve AB ile olan ilişkilerinizde verdiğiniz dehşet boyuttaki tavizleri, yüksek sesle kamuoyuna ilan edip, sizi suçlamaya başladığını düşündüğünüzde hiç endişe duymaz mısınız?
Yine böyle bir durumda, İstanbul sözleşmesi ile kabul ettiğiniz ve yasalaştırdığınız “Cinsiyet Eşitliği Prensipi’ni” metninde yazdığı şekliyle uygulamaya kalkarsa, her birimizin hanesinde “eşcinsellerin ya da lezbiyenlerin” türetilme çabaları, hele bunların ETCEP versiyonunu okullarımızda cebri müfredat diye çocuklarımızın beynine sokuşturmaya kalkışarak aile kavramımızı yok etmeye başlaması sizi kahretmeyecek mi? 
Ey AKP’liler, bu ve benzeri, saymak için yerimizin müsait olmadığı uygulamalar olmayacak şeyler mi?
Sizin akıl tutulmanızla getirdiğiniz ve dünyada başka bir benzeri olmayan sistemle Türkiye’yi nereye götürüyorsunuz?
Saadet Partisi sizi uyarmak için az mı silkeledi?
Alay ettiniz, cahillikle suçladınız, hatta ihanetle eş değer tuttunuz? CHP’ye, HDP’ye teslim olmakla suçladınız. Peki şimdi bizim dikkat çektiğimiz gelecekteki düşürülebileceğimiz durumlara sizin de aklınız yatmaya başladı mı?
Ey AKP’liler!
Yol yakınken bu ucube sistemi düzeltiniz! Türkiye’ye yakışır, denetlenebilir, gerektiğinde cumhurbaşkanına hesap sorulabilir bir sistem getiriniz. Bu konuda aklınıza başka bir sistem gelmiyorsa, bari eski şekline dönderiniz, o sistem bundan daha kötü değildi.. 
Sakın bizi CHP’li birini Cumhurbaşkanlığına şimdiden hazırlamaya çabalamakla suçlamayınız! Bütün bunlar sizin istişaresizce, acele olarak uyguladığınız politkalar ve aldığınız kararlar neticesi olmakta. Biz İmamoğlu’nu da peşin itham etmek için yazmadık bu yazıyı. Sadece olabilirliklere dikkat çektik. İmamoğlu’da Erdoğan da birer fanidir. Her ikisinin makamlarına saygı, şahıslarına da sevgilerimizi sunarız. Ama mevcut sistemle seçilecek olan geleceğin cumhurbaşkanlarından birisi böyle bir yönetim anlayışına sahip olup, geçmiş uygulamalardan da esinlenebilir. Biz sadece bu tehlikelere karşı dikkat çektik.
O kadar!
 
 
 
DÜZELTİN ARTIK
 
Ey AKP’li akıl sahibi,
Bugünden düzelt, gel işini!
Tehlike geliyor bir çığ gibi,
Dikkatli bak, anla gelişini!
 
Ekrem Şama
TOP