DIŞARI GÖNDERİLEN ASKERLERİMİZ

Hiç düşündük mü?

AKP iktidar olalı beri dünyanın bir çok sıcak yerine askerlerimizi gönderdi, gönderiyor.
NATO çerçevesinde, ABD müttefikliği gereği, Rusya ve İran ile mutabakat gereği veya kendi inisiyatifleri ile. Afganistan, Libya ya da Suriye’de güvenli bölge gözlemciliği adı altında.
Tarihimize bir göz attığımızda İttihat ve Terakki iktidarı da benzer şekilde yurt dışına çok sayıda asker göndermişti.
Bir göz atalım mı?
1.Dünya savaşının en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale’de, 1916 yılı başında kesin zaferi kucaklayan ordumuzun büyük bir kısmı, doğu ve güney cephelerine gönderilmek yerine, Avrupa’ya gönderilmişti. Enver Paşa’nın emri ile, müttefik Almanya’nın taleplerine uyarak, Rusya ve müttefikleri ile savaşmak üzere, Avrupa içlerine yaklaşık 100 bin muıharip asker gitmişti. 
Bunlardan ilki olan 15.Kolordu, Çanakkale’de zafer kazanılmasının ardından, Ocak-1916 ayından itibaren yeniden, seçmece ve süzmece, üstün vasıflı er, erbaş ve subaylardan oluşturulup hazırlanmıştı. Temmuz’da Galiçya’nın Rokatin istasyonuna peyderpey vasıl olan yaklaşık 33 bin mevcutlu askeri birliğimizden bazıları, burada pusuya düşürülmüş ve çok sayıda şehit ve yaralılar vermişti. Bu istasyon veya civarında bugün herhangi bir şehitlik yoktur. Ya şahitlerimiz başka yere götürülüp defnedilmiş ya da şehitlikler yok edilmiştir. 
Bu askerlerimizin izini süren araştırmacı gazeteci, Sayın Hamit Puhaloğlu, birçok ulusal ve yerel basın ve yayın organında konuyu dile getirici yayınlar yapmaktadır. Ayrıca sosyal medyada ve internet sitelerinde bu takibinin safhalarını fotoğraf, video ve yaptığı röportajlar halinde yayınlamaktadır. Acıtıcı ve incitici birçok gerçek böylece gün yüzüne çıkmaktadır. Mesela bakımsız şehitlikler, Hıristiyan mezarları arasında kalmış şehit mezarları, halen tahribata uğratılmakta olanlar, unutulanlar ve saire.
Galiçya’da muharebe alanları ve şehitliklerin bir kısmı bugün Polonya ve Ukrayna sınırları içinde bulunmaktadır. Seyrek de olsa bazı şehitlikler devletimizin yetkilileri tarafından, protokol programları çerçevesinde zaman zaman ziyaret edilmektedir.
Temmuz-1916 yılında Galiçya’ya yapılan sevkiyatın arkasından, 26 bin mevcutlu 6.Kolordu Romanya cephesine gönderilmiş, Bulgar komutanların emrine verilmişti.
Daha sonra ise, yaklaşık 29 bin askere baliğ olan 20.Kolordu’ya bağlı tümenler ve Türk Rumeli Müfrezesi, Makedonya cephesine sevk edilmişti.
Bu birliklerimize ilave olarak arkadan da başka tamamlayıcı birlikler gönderilmiş, toplamı 100 bine yaklaşmıştı.
İttihatcıların genç ve maceracı reisi Enver Paşa, bu kararlarının öncesinde ve sonrasında konu hakkında çok eleştirilmişti. Asıl üzücü tarafı şu idi:
 Yaklaşık 35 bin şehidi bulunan bu birliklerimiz, doğu, Irak ve Suriye cephelerinde kritik durumların yaşandığı anlarda, geri gönderilmesinde Almanların kasten yavaş davranmaları sebebiyle, cephelerimizde çözülmeler yaşandıktan sonra, 1917 yılı sonuna doğru dönmeye başlamışlardı. Yani “ba’de harab il Basra.”
Bugün bu şehitlerimizin izi sürülmeli ve yurt dışında “garip” sayılan temsilcilerimiz sayılan bu şühedanın hiç olmazsa mezarları bakımlı hale getirilip, ziyaretgah olarak milletimize tanıtımı yapılmalıdır. Bunu düşününce Sayın Puhaloğlu’nun övgüye değer çabaları daha iyi anlaşılır.
Avrupa’ya gönderilen bu birliklerimiz, seçmece askerlerden oluşuyordu. Silahları, mühimmatları ve teçhizatları da kaliteli olması için bütün ordudan seçilerek bu birliklerimize tahsis edilmişti. Yani bizim kendi cephelerimizde sıkıntısı çekilen silah ve teçhizatlar.
Yurt dışına biraz da “prestij” için gönderilen bu askerlerimiz, bugün bize Libya’ya, Suriye’ye ve Afganistan’a gönderilen askerlerimizi düşündürmektedir.
Bu yanlışların da içinde bulunduğu tarihi olaylar, bilhassa ihtiyaç duyulduğu zaman cephelerimize yetiştirilemeyen bu güzide birliklerimizden mahrumiyet yaşanması, Osmanlı Devleti’nin sonunu getirmişti. 
Bu yönü ile bu iki benzer olaya bakıp bir sonuç çıkartmak da istemiyoruz ama yine de bir çeşit tedirginlik yaşıyoruz.
Nerede görev yaparsa yapsın, askerlerimizin başarısı için dua etmekteyiz.
Cümle şehitlerimize rahmet dileklerimizle yazımızı noktalıyoruz.
 
BATIYA YAĞCILIK
 
Şemsiye açarlar, batı emretse,
Yağmur yağsa da yağmasa da;
Onlar ister, asker hazır olur,
Emir kağıdı elde, yağ masada!
 
Ekrem Şama