ERBAKAN'IN 28 ŞUBAT DURUŞU


 
28 Şubat 1997 tarihli 9 saat süren meşhur Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Erbakan Hocamızın “dik duruş” sergileyemediği yolunda, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok şahıs, yıllarca maksatlı olarak kendisine ve Milli Görüş’e iftira ettiler.
 Sonradan yayınlanan MGK tutanakları ve şahitler gösterdi ki, bu iftiralar Erbakan ve Milli Görüş’ün önünün kesilmesi için yapılmış.
Bu yazımızda, Erbakan Hocamızın özel toplantılarımızda bu konuda Saadet Partisi GİK üyeleri olarak bizlere söylediklerini aktarmaya çalışacağız:
“Toplantıya başladık. Paşalar dosyalar dolusu belgelerle gelmişlerdi. Dikkat ettik ki, bu belgelerin hemen hemen tamamı gazetelerden kesilmiş haber kupürlerinden oluşmuş. Bu haberlerde bilhassa Fatih Çarşamba semtinden çekilmiş fotoğraflarda bulunan çarşaflı ve sakallı cübbeli insanların resimleri dolu. Bu sözde belgeler hakkında söz alan paşalar, saatler boyu bunları büyük tehlikelerinden bahisle “Devletimize yönelik irtica tehlikesi” olarak lanse ettiler. Kendilerine dedik ki:
-Bunlar bazı vatandaşlarımızın şahsi hassasiyetlerinden dolayı tercih ettikleri kıyafetlerdir. Bunların devleti tehdit ediyor olması söz konusu dahi edilemez. Sizin bu tehlikeyi ispat etmek için bu tür gazete kupürleri ile bu toplantıya geleceğinizi bilsek, biz de Almanya’da, İsviçre’de, Hollanda’da buna benzer çekilmiş binlerce görüntüyü getirirdik. Bunların, devletler açısından tehlikeli olduğu, devleti tehdit ettiği akıllara bile getirilmez.
Toplantıda kaleme alınan 18 maddelik sonuç bildirisini bize imzalamamız için verdiler. Biz bunların doğru olmadığını ve imzalamamızın söz konusu olamayacağını, ancak bunların hükümete havale edilmesi için üst yazıyı imzalayacağımızı ve Bakanlar Kurulunda gereğini yapacağımızı ifade ettik.”
Erbakan Hocamız bu MGK toplantısı ile hükümetin istifası arasındaki aylar süren süreç hakkında da zaman zaman konuşurdu. İşte onlardan bazıları:
“MGK toplantısını takip eden günlerin birinde Genel Sekreter İlhan Kılıç Paşa bir dosya ile makamımıza geldi. O 18 maddelik metnin imzalanmasını bize arz etti. Kendisine dedik ki:
-Paşa, biz Müslümanız. Bu belgede yazılanlar bizim inancımıza uymaz. İnancımıza uymayan bu belgeyi biz nasıl imzalarız? Paşa siz de bir Müslüman evladısınız. Sizin de bu belgenin peşine düşerek bize imzalatmaya çabalamanızı doğru bulmuyoruz. Ölüm var, hesap var Paşa. 
Bunun üzerine dosyayı aldı gitti.
Birkaç gün sonra yine geldi. Yine imza için dosyayı arz etti. Aynı minval üzere bu dosyayı imzalamayacağımızı söyledik.
Kısa süre sonra yine geldi, yine israr ediyor. 
-Paşa şöyle buyur otur, biraz konuşalım, dedik. 
Onu yanımıza oturttuk, takribi yarım saat süren bir konuşma yaptık. Bu konuşmamızın özeti, ‘İslam Dini’nin hiç de korkulacak bir din olmadığı’ konusu idi. Sözlerimize itiraz edemedi ve dosyayı aldı gitti.
Kısa süre sonra dosya koltuğunda yine geldi. Bu sefer de onu yanımıza oturttuk ve takribi yarım saat süre ile, bu defa ‘İslam Dini’nin çok faydalı bir din olduğu’ konusunda bilgiler verdik.
Bir dahaki gelişinde “İslam Dini’nin bizler için lüzumlu bir din olduğunu” anlatmayı düşünüyorduk. Ama o belki de bunu konuşacağımızı tahmin ettiği için bir daha gelmedi. Belki de onu ikna edeceğimizden korkmuştu.”
Bu imzalatmaya çabalama süresi takribi 4 ay devam etti. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in uzaktan kumandası ile koalisyon ortağı DYP den 60-70 milletvekilinin istifa edip, yeni bir oluşum başlatmaları ile hükümet güvenoyu açısından desteksiz kaldı. O olayları okuyucularımız çok iyi bilirler.
Şu notumuzu da ilave edelim:
Yukarıda Erbakan Hocamızla muhatap olan İlhan Kılıç Paşa’dan sonra o göreve gelen Tucer Kılınç Paşa’nın itirafları var. Yerimiz dar olduğundan özetini verelim: 
“Askerler 54.Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı anlayamadılar. Kendisi gerçekte vatansever ve millici olduğu, yerli sanayinin kurulması ve geliştirilmesi konusunda büyük çabalar sarfettiği halde, kendisine haksızlık yaptılar. MGK üyesi askerler koalisyon ortağı DYP ile de işbirliği yaparak, kendisini İsrail ile ilşkiye zorladılar. O ise hep yerli sanayiden yana tavır koydu. Askerler çok yanlış yaptılar.”
Son bir not daha:
Rahmet olsun, Erbakan Hocamızın vasiyeti gereği resmi olmayan cenaze törenine askeriye büyük bir çelenk ve üst düzey bir heyetle katılıp yanlışlıklarını itiraf ettiler.
Ama bu itiraf ülkemizin bu günkü perişan duruma gelmesini maalesef engelleyemedi.
 
 
MİLLİ GÖRÜŞ MAYASI
 
Feraset Milli Görüş’ün mayası;
Dik duruşunu anlamayan yok.
Hey olayları çarpıtan yalancı;
Aynaya bak da anla, mayan yok!
 
Ekrem Şama