OSMAN ÖZTÜRK ERBAKAN VE ERDOĞAN

 \"\\"Erbakan\"
Osman Öztürk Hocamızı geçen gün ebediyete uğurladık.
Rabbım rahmet eylesin!
Bir bakıma, Erbakan Hocamızın hayat dersi verdiği bir hoca idi.  O da Recep Tayyip Erdoğan’a ders vermiş hocalık etmiş, sevdiğimiz, saydığımız bir güzel hocamızdı.
Refah Partisi İstanbul İl Başkan yardımcılığı yaptığımız uzun zaman diliminden itibaren, sık sık görüşür, ziyaretine gider, sohbetlerinden istifade ederdik. Erbakan Hocamızı çok sever, takdir eder, hayranlık duyardı.
Recep Tayyip Erdoğan da onu sever ve sayardı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde ona belediyede personele manevi eğitim vermesi için özel bir kadro vermişti.
Recep Tayyip Erdoğan’nın, 28 Şubat sürecinden sonra Erbakan Hocamızın aleyhinde bulunmasına çok üzülüyordu. Zaman zaman nasihatler ettiğini yakinen bilenlerdeniz. Ama öğrencisi olan Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında daha güçlü manyetik alanlar oluşmuştu. Osman Öztürk Hocasını dinlemek yerine o güçlü manyetik alanların etkisinde idi.
Üzülüyordu Hocamız. Ama söz geçiremiyordu. Milli Görüş hareketinin AKP ile önünün kesilmeye çalışıldığı günlerde Recep Tayyip Erdoğan’a çok nasihat etmiş, gittiği yolun yanlış ve veballi olduğunu söylemiş, ama dinletememiş olmanın üzüntüsünü yaşıyordu. Ama olanlar, Osman Öztürk Hocamıza rağmen oluyordu.
Bu süreçte Erbakan Hocamızla temasını asla kesmedi. Onu, 1 Mart 2011 tarihinde Rahmeti Rahman’a uğurlaması çok üzüldüğü bir olay oldu. Rahatsız ve ameliyatlıyken, cenazeye koştu geldi. Onu Halıcılar caddesinde kalabalığın arasında, yara ve hastalıktan iki büklüm olmuş bir vaziyette, Erbakan Hocasına son görevini yapabilmek için saatlerce ayakta beklerken görmüştük.
Osman Öztürk Hocamızın Recep Tayyip Erdoğan’a kırgınlığı onun kalın bağırsak ameliyatı olduğu günlere kadar sürdü.
Osman Öztürk Hocamızı, Recep Tayyip Erdoğan’nın ameliyat olup, sağlığına kavuştuğu ve tekrar görevine döndüğü günlerde yaptığımız görüşmede, gayet memnun, güler yüzlü ve mutlu olarak gördük. Sebebini sorduğumuzda şu mealde bir haber verdi:
Tayyip Bey ameliyattan sonra görevine döndü. Döner dönmez de beni aradı. Şunları söyledi:
-Hocam, beni aldattılar. Bu güne kadar çok kötü işler yaptırdılar. Biliyorum, siz bile bana kırgınsınız. Ama Hocam, bu hastalık bir bakıma beni uyandırdı. Artık dizginleri ele aldım. Yanlışlıklarımı telafi edeceğim. Bundan sonra çok iyi şeyler yapacağım. Göreceksiniz sizler de memnun olacaksınız. Hocam dualarınıza ihtiyacım var. Esirgemeyin!
Dedi. Bundan dolayı çok mutluyum. İnşaallah artık müspet icraatlar yapar, diye umut etmekteyim.
O görüşmemizden sonra kesintisiz eğitimin kaldırılması, okullara bazı dini derslerin konulması, İmam Hatip Liselerinin yeniden fonksiyonel hale gelmesi konuları onu çok mutlu ediyordu. Geleceğe olan umudunun artmış olduğunu gözlemliyorduk. Şu cümleyi de kurmama müsaade edin:
Bu günler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında soğuk rüzgarların esmeye başladığı günlerdi, diyebiliriz.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Osman Öztürk Hocasını Başmüşavirliğe atayarak bu memnuniyeti perçinlemişti.
Sonraki yıllar Osman Öztürk Hocamızın kanser rahatsızlığının arttığı yıllar idi. Ameliyatlar, tedaviler devam ediyordu. Ama asıl mühimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ve Avrupa’nın kurduğu tuzaklarda debelenip bir türlü çıkamaması onu yeniden karamsarlık ve umutsuzluk girdabına sürüklemişti. Hele Türkiye’nin NATO silahları ile doldurulması, Irak, Suriye, Libya ve Afganistan’da yapılan katliamlarda önleyici değil, katliamcılarla işbirliği içinde olması, Mısır’da ve Filistin’de yapılan katliamları önlemede başarısız olması, İslam Birliği’nin ağızlara dahi alınamaması onu çok üzüyordu.
Onu en son 2014 yılının Mayıs ayında gördük. Beşiktaş’taki makamında bizi kabul etti. Kendisi ile uzun uzun sohbet etme fırsatı bulduk. Konumuz hazırlamakta olduğumuz, Erbakan Hocamızın manevi dünyası ile ilgili kitap çalışmamız idi. 
Erbakan Hocamız ile hatıralarını anlattı. Hayranlıklarını dile getirdi:
 “O bu milletin Mehdi-i Siyaseti idi. Türkiye Erbakan Hocamızı ne anlayabildi, ne de hakkıyla istifade edebildi.” 
Diyordu.
Gözleri dolu dolu oldu. Anlattıklarının bir kısmını Milli Gazetemizde geçen gün röportaj olarak sunduk. İnşaallah belirli kısımlarını da kitabımızda anlatacağız. Ses kayıtları elimizde mevcut.
Şu tespitim oldu:
Bu son görüşmemizde, öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan ve politikaları konusuna girmekten özellikle kaçındı. Bu konuda rahatsız olduğu açıkça belliydi. Hasta olması dolayısıyla biz de o konuya girip onu üzmek istemedik.
Bu kendisi ile son görüşmemizmiş.
Kaderi ilahi tecelli etti, onu da Rahmeti Rahman’a uğurladık.
Mekanı Cennet olsun…
 
YA İLAHİ!
 
Ya iLahi, bize gerekli olan,
Senin merhametindir, rahmetindir!
Ya İlahi, sınırsız hazinenden,
Bize merhamet indir, rahmet indir!
 
Ekrem Şama