YER ALTINDA DÜELLO

YER ALTINDA DÜELLO

Lağım açma ve patlatma tuzağına her iki taraf da başvuruyordu.
Lağım açmak bir sanat haline gelmişti. Askerler deneme yanılma metoduyla en iyi lağım kazma usüllerini keşfediyorlardı. Lağım kazma işinde adeta ustalaşmış bir İngiliz eri anla-tıyor:
“Yer altında çalışmak hoş değildi. Ellerin ve dizlerin üze-rinde emeklemek zorundaydın. Madenciler toprağı kum torbalarına doldururlardı. Bir ucunda bir il-mek olan kum torbaları vardı. Bu ilmeği boynumu-za geçirir ve beygir gibi torbayı arkamızdan çekerdik. Kuyunun başında bekleyen iki kişi torbayı çekip boşaltırlar, sonra bize geri atarlardı… Ben bu lağım dehlizi çalışmalarında üç kere bulundum. Yer altı çalışmalarının iyi olan tarafı siperdeki kor-kunç güneşten kurtulmuş olmaksa da, yer altında hava çok pisti. Mum ışığında kazardık ve mumlar oksijeni yaktığından aşağıda hava kalmazdı. Tütün dumanı çalışanları boğacağından sigara içmemize izin yoktu. Aşağısı biraz daha serindi. Eğer top atı-şı varsa sesini duymazdık ama, mermiler yere düş-tüklerinde hafif bir sarsıntı hissederdik. (Er N.W. Prophet)”
“Türkler de boş durmuyorlar, onlar da İngiliz siperleri al-tında benzer bir sistem kurmaya çalışıyorlardı. İki sistem şaşırtıcı bir yeraltı savaşında birleşmekteydi. Tüneller birbirine yaklaştıkça İngiliz madenciler Türklerin geldiklerini duyabiliyorlardı.”
“Kraliyet istihkamından iri bir ağızlığı olan stetoskopla bir subay gelirdi. Tam bir sessizlik olur, subay stetoskopu duvara dayar ve düşman yaklaştığı tak-dirde sesini duyardı. Eğer Türkler yakındaysalar tüneli boşalttırır ve tünelin başını patlayıcı ile dol-durup havaya uçururdu. O zaman düşman tüneli çöker ve lağımcıları ölürdü. (Er N.W.Prophet)”
“Bu lağımcılar için tehlikeli bir dönemdi.Hepimiz bunun riskli bir iş olduğunu bilirdik. Düşmanın kazdığını duyarsan pek kaygılanmazsın. Ama kazmayı kestiği zaman ne yaptığını bilemezdik. Bir mayın mı yerleştiriyordu? Kazmıyorsa ne yapıyordu? O zaman biz de dururduk.” 78
İnsanın aklına bir soru takılıyor:
Peki her iki taraf da aynı anda aynı yerde lağım açarsa ve son ana kadar da birbirlerinin farkına varamazlarsa neler olur? Cephede bu da olmuştur. İsterseniz okuyalım:
“Bir gün de biz lağım açıyorduk. Meğer aynı noktada İngilizler de lağım açıyorlarmış. İki taraf askerleri toprağın altında karşı karşıya gelince birbirlerine ateş etmeye başlamışlar.
Aslen Ödemişli cesur bir asker olan Hakkı Onbaşı, lağı-mın içinde İngilizleri önüne katarak ta kendi siperlerine kadar kovaladıktan sonra, kum torbalarıyla lağımın İngilizler tarafından kapatılması üzerine geri dönmüştü. O günden sonra Hakkı Onbaşı’nın ismi cesaretinden kinaye olarak arkadaşları ara-sında ‘Kanlı Siper Kurdu’ olmuştu. Ona herkes bu isimle hitap eder, iyi bir bombacı olan Hakkı On-başının  lağım içinde gösterdiği bu cesareti herkes hatırlardı. Harp sona erinceye kadar Hakkı Onbaşı göğsünün üstünde taşıdığı bomba ateşleme çakma-ğını bir gün bile ceketinin üstünden ayırmamıştı.” 79
Yeri gelmişken hatırlatmanın tam sırasıdır:
Çanakkale savaşlarının çok önemli bir özelliği vardır:
Tarihte ilk defa olmak üzere hava kuvvetleri, deniz kuv-vetleri, kara kuvvetleri birbirleri ile koordineli olarak aynı anda bir savaş içinde kullanılmıştır.
Ne dersiniz Çanakkale savaşlarının  bu özelliğini şu şekil-de yeniden ifade etsek daha doğru olmaz mı?
“Savaş tarihinde ilk defa Çanakkale savaşlarında, hepsi aynı anda olmak üzere, havada uçaklarla, denizde savaş gemileri ile, karada top tüfek ve süngülerle, denizlerin altında denizaltı gemileri ile ve de kara-ların altında siper kurtları ile yoğun çar-pışmalar olmuştur”
Belki bu özellik tarihte ilk defa olmuştur, bundan sonra da ya hiç olmamıştır, veya çok ender olarak savaşlarda aynı anda olmuştur.